BM GENEL SEKRETERİ 18 KADIN ÖRGÜTÜYLE BULUŞTU
Suriyeli kadınlardan Guterres’e Şam’da ortak çağrı: Haklarımız geçiş sürecinin dışında bırakılamaz
Suriye'nin farklı bölgelerindeki 18 kadın kuruluşu, Şam'ı ziyaret eden BM Genel Sekreteri António Guterres ile pazar günü Sheraton Oteli'nde bir araya geldi. Kuruluşlar, Esad sonrası Ahmet eş-Şara rejimi altında kadınların siyasal ve toplumsal konumu, ekonomik kriz, adalet ve hesap verebilirlik sorunlarını içeren üç memorandum sundu. Memorandumlarda kadınların yönetime katılımı, Halep, sahil bölgesi ve Süveyda'daki hak ihlalleri, Kürt halkının hakları ve "Arap Kuşağı" politikasının etkileri ele alındı. Kadın örgütleri, geçiş yönetiminde kadın temsilinin yetersiz olduğunu, yeni anayasal sistemin kadın haklarına açık güvenceler getirmediğini ve Kuzey ve Doğu Suriye'deki kadın kurumlarının geleceğinin belirsiz olduğunu vurguladı. Guterres, talepleri dikkatle değerlendireceğini belirtti. Kadın kuruluşları, haklarının anayasal güvenceye kavuşturulmasını ve siyasal düzenin dışında bırakılmamalarını talep ediyor.
Suriye’nin değişik bölgelerinde etkinlik gösteren 18 kadın kuruluşunun temsilcileri, Şam’ı ziyaret eden Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri António Guterres’le bir araya geldi. Kuruluşlar, BM Genel Sekreterine Ahmet eş-Şara rejimi altında Suriyeli kadınların siyasal ve toplumsal konumu, ekonomik kriz, adalet ve hesap verebilirlik sorunlarının yanısıra ülkenin farklı bölgelerinde yaşanan hak ihlallerini içeren üç memorandum sundu.
Guterres Şam'da kadınlarla bir araya geldi
ANF’nin Hawar Haber Ajansı’na dayandırdığı habere göre görüşme, Guterres’in Suriye ziyareti sırasında pazar günü Şam’daki Sheraton Oteli’nde yapıldı. Toplantıya katılan kuruluşların tam listesi açıklanmadı. Kaynaklarda adı geçen tek kuruluş, temsilcisi Rûken Ehmed aracılığıyla toplantıda yer alan Kongra Star oldu.
Guterres’in ziyareti öncesinde, Genel Sekreter kadın örgütleri, sivil toplum temsilcileri ve Suriye’nin farklı topluluklarıyla aracısız görüşeceğini açıklamıştı. Görüşme, Guterres’in Esad yönetiminin devrilmesinden sonra Suriye’ye yaptığı ilk ziyaret kapsamında, sivil toplum programı çerçevesinde gerçekleşti.
Üç çalışma grubu, üç memorandum
Kongra Star Demokratik Siyaset İlişkileri ve Uzlaşı Komitesi üyesi Rûken Ehmed’in verdiği bilgiye göre 18 kadın kuruluşu görüşme öncesinde üç çalışma grubuna ayrıldı. Çevrim içi toplantılar düzenleyen gruplar, Suriye’de kadınların durumu ve ülkenin karşı karşıya olduğu siyasal, ekonomik ve toplumsal sorunlar üzerine üç ayrı memorandum hazırladı.
Guterres’e sunulan belgelerde kadınların yönetime ve karar alma mekanizmalarına katılımı, ekonomik koşullar, adalete erişim, hesap verebilirlik ve toplumsal güvenlik başlıkları ele alındı.
Kadınlar Halep, sahil bölgesi ve Süveyda'daki zulmü dile getirdi
Memorandumlardan birinde Halep’te Kürt nüfusun yoğun olduğu Şêxmeqsûd ve Eşrefiye mahallelerindeki uygulamalar ile Suriye’nin kıyı bölgesi ve Süveyda’daki gelişmeler de gündeme getirildi. Kadın örgütleri, Kürt halkının haklarının korunmasını ve 1960’lardan itibaren uygulanan “Arap Kuşağı” politikasının yol açtığı mülkiyet, vatandaşlık ve demografik yapı sorunlarının giderilmesini istedi.
Kongra Star, ortak memorandumlardan ayrı olarak kadınların Kuzey ve Doğu Suriye’de kurduğu kurumların, yerel yönetimlerdeki eşbaşkanlık sisteminin ve kadınların toplumsal kazanımlarının korunmasına ilişkin kendi belgesini de Guterres’e sundu.
Ehmed, Guterres'in memorandumlarda sıralanan talepleri "dikkatle değerlendireceği"ni söylediğini aktardı. BM’nin geçiş yönetimindeki kadın temsilinin sınırlı olduğunun farkında olduğunu belirten Guterres, bu konunun Şam yönetimiyle yapılan görüşmelerde de ele alındığını ifade etti.
Kadın örgütleri yıllardır BM’ye ulaşmaya çalışıyordu
Suriye’de faaliyet gösteren kadın kuruluşları, Esad yönetiminin devrilmesi ve Ahmed el-Şara başkanlığındaki yeni yönetimin kurulmasından bu yana kadınların karşı karşıya kaldıkları hak kayıplarını, siyasal temsil eksikliğini ve hukuki belirsizlikleri BM’nin gündemine taşımak için girişimlerini artırdı.
Kadın örgütleri, rejim değişikliğinin tek başına kadınlar açısından demokratik ve eşitlikçi bir düzen doğurmadığına dikkat çekiyor. Yeni anayasal ve idari yapının hangi hakları güvence altına alacağı, kadınların karar mekanizmalarında nasıl temsil edileceği ve savaş yıllarında kurulan kadın kurumlarının geleceğinin ne olacağı hâlâ belirsizliğini koruyor.
* Kürt kadın hareketi açısından bu belirsizlik, merkezi yönetime entegrasyon sırasında rejim değişikliği öncesinde Kuzey ve Doğu Suriye’de oluşturulan kadın meclisleri, özerk örgütlenmeler, eşbaşkanlık uygulaması ve kadınlara özgü hukuk ve dayanışma mekanizmalarının ortadan kaldırılabileceği kaygısını da tetikliyor.
* Alevi ve Dürzi kadınlar ise sahil bölgesi ve Süveyda’daki çatışmalar, mezhep temelli şiddet, zorla yerinden edilme, sağlık ve kamu hizmetlerine erişim ile saldırıların cezasızlığından son derece rahatsız.
* Ülkenin diğer bölgelerindeki Arap kadınlar da yoksulluk, işsizlik, eğitimden kopuş, erken yaşta evlilikler ve siyasal temsilden yoksunlukla karşı karşıya.
Bu nedenle kadın kuruluşları, hak taleplerini yalnızca belirli bir etnik ya da dinsel topluluğun sorunu olarak değil, Suriye’nin yeni siyasal düzeninin nasıl kurulacağına ilişkin ortak bir yurttaşlık ve demokrasi sorunu olarak ortaya koyuyor.
Sekiz örgüt 2023’te de Guterres’e yazmıştı
Kadın örgütleri rejim değişikliğinden önce de taleplerini iletmek üzere BM nezdinde harekete geçmişti. Kuzey ve Doğu Suriye’de etkinlik gösteren sekiz kadın kuruluşu, Kongra Star, Kuzey ve Doğu Suriye Kadın Meclisi, Suriye Kadın Meclisi, Rojava Êzidî Kadınlar Birliği, Ermeni Kadınlar Birliği, Süryani Kadınlar Birliği, Zenûbiya Kadın Topluluğu ve Kadın Haklarını Araştırma ve Koruma Merkezi, 9 Ekim 2023’te Guterres’e, BM Güvenlik Konseyi’ne ve insan hakları kuruluşlarına ortak bir mektup göndermişlerdi.
İngilizce ve Arapça mektupta, Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarının durdurulması, sivillerin ve kadın kurumlarının korunması ve BM kuruluşlarının uluslararası hukuk çerçevesindeki sorumluluklarını yerine getirmesi istenmişti.
2023’teki mektubun imzacılarının Guterres’le Şam’da görüşen 18 kuruluş arasında yer alıp almadığı belirtilmedi. Ancak 2023 ortak başvurusu, Kuzey ve Doğu Suriye'deki kadın kuruluşlarının BM’yi uzun süredir kadınların güvenliği ve siyasal statüsü konusunda doğrudan muhatap kılma çabası içinde olduklarını gösteriyor.
Esad yönetiminin devrilmesinin ardından yeni dönemde taleplerin kapsamı da genişledi. Askerî saldırıların durdurulması ve sivillerin korunmasının yanı sıra kadınların yeni anayasadaki konumu, geçiş hükümetindeki temsili, adalet ve hesap verebilirlik mekanizmaları, ekonomik haklar ile etnik ve dinsel toplulukların eşit yurttaşlığı öne çıktı.
Geçiş yönetiminde kadın temsili sıkıntısı
Ahmed el-Şara yönetimi, yeni Suriye’nin kapsayıcı bir siyasal sistem üzerine kurulacağını açıklasa da, kadın örgütleri bu vaadin yönetim ve karar mekanizmalarına yeterince yansımadığı görüşünde.
Kadınların hükümette, yasama organlarında ve yeni kurumların oluşturulmasına ilişkin süreçlerde sınırlı biçimde yer alması, kadın haklarının yeni yönetim tarafından bağımsız bir siyasal mesele olarak değil, daha genel bir toplumsal başlığın parçası olarak ele alındığı yönündeki eleştirilere yol açıyor.
Kadın kuruluşlarının temel kaygılarından biri de yeni anayasal sistemin kadınlara açık ve bağlayıcı güvenceler getirip getirmeyeceği. Eşit yurttaşlık, kamusal ve siyasal yaşama eşit katılım, kişisel statü hukuku, evlilik, boşanma, miras, çocukların velayeti ve kadınlara yönelik şiddetin önlenmesi gibi konularda yeni yönetimin izleyeceği çizgi henüz kesinleşmiş değil.
BM ise kadınların siyasal geçişe tam, eşit ve anlamlı katılımını Suriye’de kalıcı barışın temel koşullarından biri olarak gösteriyor. Guterres’in kadın örgütleriyle doğrudan görüşmesi de BM’nin geçiş sürecinde yalnızca Şam yönetimiyle değil, sivil toplum ve farklı toplumsal kesimlerle temas kurma arayışının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Ortak talep: Eşit yurttaşlık ve anayasal güvence
Şam’daki görüşmede sunulan memorandumların ortak doğrultusunu, kadınların yeni siyasal düzenin dışında bırakılmaması ve haklarının yönetimin tercihine bağlı olmaktan çıkarılarak anayasal güvenceye kavuşturulması oluşturdu.
Kadın örgütleri, kalıcı barışın yalnızca silahlı çatışmaların sona ermesiyle kurulamayacağını; kadınların siyasal yaşama eşit katılımının, farklı toplulukların haklarının tanınmasının, mezhep temelli saldırıların soruşturulmasının ve savaş boyunca işlenen suçlarda hesap verebilirliğin sağlanmasının zorunlu olduğunu savunuyor.
(AEK)