Suriye'de kaçırılan gazeteci Austin Tice’tan 14 yıldır haber yok
Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), 14 Ağustos 2012’de Suriye’de gözaltına alındıktan sonra kendisinden haber alınamayan ABD’li gazeteci Austin Tice hakkında yeni bulgular yayımladı.
RSF Soruşturma Masası Başkanı Arnaud Froger imzalı habere göre, Beşar Esad rejiminin Aralık 2024’te devrilmesi, Tice’ın hayatta bulunabileceğine dair ABD’de umutları artırdı. Ancak aradan geçen yaklaşık bir buçuk yılda yürütülen aramalarda çok az ilerleme sağlandı.
Rejim değişikliğinden bu yana Suriye’de üç ayrı saha araştırması yapan RSF, Esad yönetiminin Tice’ı en az 2013’ün başına kadar esir tuttuğunu doğruladığını açıkladı. Gazetecinin daha sonra başına ne geldiğine ilişkin ise kesin bir kanıt bulunmuyor.
Froger, RSF’nin araştırmalarının Tice’ın bugün hâlâ tutulduğunu gösteren somut bir kanıta ulaşmadığını, ancak öldürüldüğünü ya da infaz edildiğini kesin biçimde ortaya koyan bir kanıtın da bulunmadığını belirtti:
“Umut olduğu sürece ABD ve Suriye makamları onu bulmak için çabalarını artırmalı. Gerçeği bilen kişi sayısı muhtemelen çok az, ancak henüz hepsi konuşmuş değil.”
Doktora hasta gibi gittiler
RSF ekibinin Tice’ın izini sürmek için yaptığı araştırmalardan biri Şubat 2026’da Şam’da gerçekleşti.
Esad rejiminin devrilmesinin üzerinden bir yıldan biraz fazla zaman geçmiş olmasına rağmen, onlarca yıllık diktatörlük ve kitlesel gözetimin yarattığı korku sürüyordu. Eski rejim dönemine ilişkin bilgi verebilecek tanıklara ulaşmak güçtü; bazıları kaçmış, bazıları ise köylerinde saklanıyordu.
RSF, Tice ile doğrudan temas etmiş olabileceği düşünülen sivillerden oluşan kısa bir listede adı bulunan bir doktora ulaştı. Şam’daki muayenehanesine girebilmek için ekip, sağlık sorunu yaşayan hastalar gibi davranmak zorunda kaldı.
Doktor kısa süre içinde karşısındaki kişilerin tedavi için gelmediğini anladı ve bildiklerini anlatmayı kabul etti.
Doktorun ifadesine göre Tice’ı 2012’nin sonları ile 2013’ün başları arasında üç kez gördü.
Gazeteci, Şam’ın kuzeybatısındaki Cumhuriyet Muhafızları üssünde bulunan küçük bir ofiste gizlice tutuluyordu. Üssün komutanı General Bassam el-Hassan, Beşar Esad’ın yakın çevresinde yer alıyordu. RSF’nin görüştüğü doktor ise generalin kişisel hekimiydi.
“Dergi okuyordu”

Doktorun anlattığına göre bir gün devriye, yabancı bir hastayı hastaneye getirdi. Doktor o sırada kişinin adını bilmiyordu. Daha sonra bu kişinin Austin Tice olduğunu öğrendi.
O dönem 32 yaşında olan Tice, yaklaşık dört aydır Suriye rejiminin elindeydi ve şiddetli mide ağrıları çekiyordu.
Doktor, iz bırakmamak için kan tahlilini hemşiresinin adına kaydetti. Sonuçlar ciddi bir rahatsızlığa işaret etmiyordu, belirtilerin gıda zehirlenmesinden kaynaklanabileceği düşünüldü.
Takip eden günlerde generalin ofisi doktoru iki kez arayarak Tice’ın tutulduğu geçici hücreye gitmesini istedi. Doktor, Tice’ı gördüğü anları şöyle anlattı:
“Dergi okuyordu. Ciddi bir rahatsızlığı yoktu, ölümüne yol açabilecek herhangi bir durum da yoktu.”
Doktor, Austin Tice’ı bir daha hiç görmedi.
Bassam el-Hassan’ın “infaz emri” iddiası doğrulanmadı
Daha sonra Lübnan’a sığınan General Bassam el-Hassan, CNN’e yaptığı açıklamada Beşar Esad’ın kendisine Austin Tice’ın 2013’ün başında infaz edilmesi emrini verdiğini söyledi.
Ancak RSF’ye göre dosyayla ilgilenen birçok kişi bu anlatıma itiraz ediyor ve iddia hiçbir zaman doğrulanmadı.
Örgütün edindiği bilgilere göre ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI), Eylül 2025’te generalin tarif ettiği yerlerde arama ve incelemeler yaptı ancak herhangi bir sonuca ulaşamadı.
Şam’a giren az sayıdaki yabancı gazeteciden biriydi
Austin Tice, 2012 baharında Türkiye üzerinden Suriye’ye girdi.
İç savaşın ikinci yılında ülkenin kuzey ve orta kesimlerinden çeşitli ABD basın kuruluşları için haber yaptı. Temmuz sonundan itibaren ise Şam’a girmeyi başaran çok az sayıdaki yabancı gazeteciden biri, belki de o sırada bunu başaran tek yabancı gazeteciydi.
Tice, 14 Ağustos 2012’de, muhtemelen Lübnan üzerinden Suriye’den çıkmaya çalışırken gözaltına alındı.
Gazetecinin hayatta olduğuna ilişkin kamuoyuna açık son kanıt, birkaç hafta sonra yayımlanan bir video oldu. RSF, videoyu Esad rejiminin hazırladığı “amatörce bir mizansen” olarak nitelendiriyor. Görüntüler, Tice’ın cihatçı bir grubun elinde olduğu izlenimini vermeyi amaçlıyordu.
RSF’ye göre Tice’ın esaretinin ilk ayları artık büyük ölçüde belgelenmiş durumda.
Gazeteci rejime bağlı güçler tarafından yakalandı. Ekim 2012’de kısa süreliğine kaçmayı başardıktan sonra yeniden ele geçirildi ve doğrudan Bassam el-Hassan’a teslim edildi. Hassan’ın Tice üzerindeki kontrolü en az 2013’ün başına kadar sürdü.
Bundan sonrasına ilişkin bilgiler ise çok daha parçalı.
Adı rejimin kara listesindeydi
RSF, 2025’te Esad rejiminin “Suriye’ye yasadışı yollardan girdiğini” öne sürdüğü 148 gazetecinin yer aldığı bir kara listeye ulaştı.
4 Mart 2013 tarihli Genel İstihbarat Müdürlüğü yazışmasında Austin Tice’ın adı da bulunuyor. Ancak Tice sekiz ay önce gözaltına alınmış olmasına rağmen belgede durumuna ilişkin başka bir bilgi yer almıyor.
Suriye rejimi, ABD yetkilileriyle yapılan nadir üst düzey görüşmeler sırasında dahi Tice’ı tuttuğunu hiçbir zaman resmen kabul etmedi.
Ağustos 2020’de ABD Rehine İşleri Özel Temsilcisi Roger Carstens, Suriye’nin güvenlikten sorumlu güçlü isimlerinden Ali Memluk ile görüştü.
Şam yönetimi görüşmelerde ABD askerlerinin Suriye’den çekilmesi, diplomatik ilişkilerin yeniden kurulması ve yaptırımların kaldırılması gibi kapsamlı taleplerde bulundu.
Görüşmeler kısa sürede çöktü. Ne Austin Tice serbest bırakıldı ne de hayatta olduğuna ilişkin bir kanıt elde edilebildi.
RSF: Esad’ın devrilmesi ABD açısından kaçırılmış bir fırsattı
Yıllar içinde FBI, Tice dosyasına ilişkin büyük miktarda bilgi ve doğrudan tanıklık topladı. Ancak bu bilgilerin çoğunu doğrulamak son derece güçtü.
Beşar Esad rejimi Aralık 2024’te çöktüğünde ABD kurumları, Tice’ın “düşük güven düzeyiyle, muhtemelen hayatta olduğu” değerlendirmesini yaptı.
RSF’nin Aralık 2025’te Washington’da görüştüğü ve dosyada doğrudan çalışmış bir diplomatın aktardığına göre ABD’li yetkililer ile güvenlik kurumları arasındaki rekabet ve Biden yönetiminden Trump yönetimine geçiş süreci de arama çalışmalarını etkiledi.
ABD ekipleri Şam’a girmek için 12 gün bekledi. Şehre ulaştıktan sonra da 24 saatten fazla kalmadı.
RSF’ye göre bu kadar karmaşık bir dosyanın aydınlatılması açısından operasyon hem çok geç hem de çok kısa sürdü ve sonuçsuz kaldı.
ABD’li araştırmacıların öncelikli olarak incelemek istediği yedi olası gözaltı merkezinden yalnızca ilkinde arama yapılabildi: Cumhuriyet Muhafızları yerleşkesinin karşısında bulunan ve Bassam el-Hassan tarafından kullanılan özel bir kompleks.
Burada alınan DNA örnekleri ve ele geçirilen belgeler yeni bir ipucu sağlamadı.
RSF, Tice’ın rejimin çöküşü sırasında yaşanan kaos içinde başka bir yere nakledilmiş olabileceği ve hâlâ başka bir yerde tutuluyor olabileceği ihtimallerinin yanıtlanamadığına dikkat çekiyor.
Washington Post'un Hizbullah iddiası
Suriye’nin yeni yönetimi Austin Tice dosyasını aydınlatma sözü vermesine rağmen, RSF’ye göre şimdiye kadar attığı adımlar veya ulaştığı sonuçlar konusunda çok az bilgi paylaştı.
Örgüt, bu sessizliği “endişe verici” olarak nitelendiriyor.
RSF’nin edindiği bilgilere göre Tice’ın akıbetine ilişkin güvenilir bilgi sunabilecek herhangi bir kişi de bugüne kadar ABD makamlarıyla temas kurmadı.
Tice’ın ailesi ise artık İran bağlantılı bir ihtimale odaklanıyor. Bunun nedeni ise The Washington Post’un Bassam el-Hassan’a yakın kaynaklara dayandırdığı bir haber. Gazete “İran destekli Lübnanlı Şii hareket” olarak bahsettiği Hizbullah’ın, Austin Tice’ı 2013’te teslim almış olabileceğini öne sürdü.
Ancak gazetenin başyazı kurulu ve dış politika yorum geleneği, İsrail’in güvenliği ve ABD-İsrail ittifakı konusunda Amerikan ana akımına yakın, İsrail’i görece destekleyici bir çerçevede.
Örneğin Post’un yayın kurulu Kasım 2024’te Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Netanyahu ve Yoav Gallant hakkındaki tutuklama kararlarına karşı çıktı; bu tutum gazetenin kendi okurlarından da ciddi eleştiri aldı.
Yıllarca Tice dosyası üzerinde çalışan ABD’li bir kaynak RSF’ye yanıtların hâlâ mevcut olabileceğini ancak artık yalnızca “bir avuç insanın hafızasında” bulunabileceğini belirtti.
RSF’ye göre 14 yıllık sessizliğin kırılması ve Austin Tice’ın başına ne geldiğinin ortaya çıkarılması için bu kişilerden en az birinin konuşması gerekiyor.
(HA)