SHP, Avrupa Birliği'ni, küreselleşmenin bir unsuru olarak değil, onun olumsuz yönlerine karşı kullanılabilecek bir "kalkan" olarak görmektedir.
Türkiye "Ulusal Kurtuluş Savaşı ile Cumhuriyeti ve çok partili sistemiyle demokrasiye geçerek" büyük toplumsal gelişmeler sağlamıştır. SHP, Avrupa Birliği üyeliği ile toplumumuzun tarihinde üçüncü büyük sıçramayı gerçekleştireceğine ve çağı yakalayacağına inanmaktadır.
Türkiye, kimseye yakarmadan, kendi gücünün bilinciyle, Kopenhag ölçütlerini içselleştirerek ve çağdaşlaşmanın gerektirdiği dönüşümler dışında öz kimliğiyle Avrupa Birliği'ne girecektir. Bu, Türkiye'nin kendisi ile tek başına yapacağı yarış biçiminde olacaktır. SHP, Türkiye'nin gelecekle buluşarak kendisini aşacağına inanmaktadır.
Türkiye'nin hedefi, AB'nin Türkiye'nin katılmasından güç kazanacağı, bu nedenle de katılmasını talep edeceği bir düzeye ulaşmak olacaktır.
Önümüzde, birlik ölçütlerine uyum sağlamanın yanı sıra çetin bir müzakere süreci bulunmaktadır. Bu süreç Türkiye'nin AB ile çatışmasını değil, ulusal ve uluslararası çıkarlarını AB ile müzakere etmesini ve bunları güvenceye kavuşturmasını gerektirmektedir.
SHP Türkiye'nin, güçlü bir demokrasiye, güçlü bir ekonomiye ve güçlü bir savunmaya eşzamanlı olarak sahip olması gerektiğine inanmaktadır. Bunu Türkiye için temel hedef olarak görüyoruz. Bizler, Türkiye'nin sosyal demokratları olarak, bu Programda ortaya koyduğumuz siyasal duruşumuzu, böyle bir Türkiye'de daha kolay uygulayabileceğimize inanıyoruz.
Tarihimiz de, coğrafyamız da, SHP Programının Türkiye iddialarının gerçekleştirilmesi için bizlere seslenmektedir. Eski yüzyıllarda dünya devletlerinin gelişmişlik yarışına geç katılmıştık.