Siyasi parti temsilcileri sabah saatlerinde Edirne Cezaevi'ne gitti. Cezaevinde yaptıkları görüşme sonrası yapılan basın açıklamasında parti temsicileri de ayrı ayrı söz alarak açıklama yaptı.
Cezaevinde tutulan Selahattin Demirtaş ve Ahmet Selçuk Mızraklı da bir mesaj gönderdi. Mesajda,
"Öncelikle dayanışma amacıyla Edirne cezaevinin kapısına gelen tüm dostlar başta olmak üzere bütün halkımıza içten selam ve sevgilerimizi gönderiyoruz. Biz gayet iyi ve moralliyiz. Gelişmeleri yakından takip ediyor ve elimizden gelen bütün gayreti gösteriyoruz. Şunu herkes bilmeli ki bizler çıkmak için gün saymıyoruz. Cezaevine girişimiz ne kadar politikse çıkışımız da öyle olacaktır. En büyük önceliğimiz ve hassasiyetimiz çatışmalardan kaynaklı can kayıplarını durdurabilmekti. Şimdilik bunu sağlamış olmaktan dolayı mutluyuz. Çıkarılacak yasalarla bu ortamın kalıcı hale getirilmesini umuyoruz. Ancak esas demokrasi mücadelesi bundan sonra gelişecek ve büyüyecektir. Bizler de demokratik siyasetin güçlenmesi için nerede olursak olalım elimizden gelen çabayı gosterecegiz. Türkiye artık büyük değişimlere gebedir. Bu değişimin halklarımızın ve emekçilerin lehine olması için çok daha güçlü, esaslı mücadele birliklerine ihtiyaç vardır. Bugün Edirne cezaevi önünde bir araya gelişiniz de bu mücadele birliğinin her koşulda büyüyerek devam ettiğini göstermiştir. Bundan dolayı da özel olarak tüm partilere ayrı ayrı teşekkür ediyor, içten selam ve sevgilerimizi gönderiyoruz. Özgür yarınlarda görüşmek dileğiyle."
denildi.
Parti temsilcilerinden çağrı
EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk: “Bütün insanlık için, bütün insanlığın meselelerini çözmek için mahkemeler var, bu mahkemelerin en yüksek mahkemeleri var, uluslararası mahkemeler, sözleşmeler var. Bizim Anayasamızın 46., 90. ve 153. maddeye göre bizim bu sözleşmelere uymamız gerekiyor. Bu yüksek mahkemelerin kararlarına uymamız gerekiyor. Eğer öyle yaparsak, bugün cezaevinde bulunan birçok arkadaşımızın lehine kararlar var. Bu anlamıyla Selahattin Demirtaş, Selçuk Mızraklı, Can Atalay, Gezi tutukluları, Çiğdem Mater, Tayfun Kahraman, Osman Kavala gibi arkadaşlarımız cezaevinden çıkıyor olmalıdır. Böyle yaparsak bu barış sürecini sağlama alabiliriz ve bu halklara verdiğimiz sözü tutabiliriz”
EMEK Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan: “Bakın bugün bir kez daha gözaltına alınan belediye başkanları ve onların çalışanları tutuklandı. Edirne Cezaevi'nden buradan çağrımız şudur. Türkiye'nin demokratikleşmesi, Türkiye'nin hak ve özgürlüklerini halkın kullanması, eşit koşullarda bir arada yaşamasının teminatı bir an önce düzenlemelerin yapılarak hayata geçirilmesini istiyoruz”
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi: “Seçilmiş belediye başkanlarının, gazetecilerin, aydınların, toplumsal muhalefetin farklı kesimlerinin ceza tehdidi altında tutulduğu bu düzende demokrasi sistematik bir biçimde yok edilmek istenmektedir. Partimizin kurumsal kimliğine, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız ve 15,5 milyon yurttaşımızın oylarıyla belirlediği Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu'na, belediye başkanlarımıza ve yol arkadaşlarımıza yönelik yargı kuşatması, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın haksız yere cezaevinde tutulması, yine tutuklanan Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater ve Osman Kavala'ya yönelik ağır hak ihlalleri ve son dönemde yaşadığımız tüm hukuksuzluklar tek bir şeye işaret etmektedir."
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Can Atalay, Osman Kavala, Tayfun Kahraman'la ilgili de aynı karar var. Bugün AİHM ve AYM kararlarına dikkat çekmek için Edirne Cezaevi’ndeyiz. Şimdi adalet arayanları niye cezaevinde tutuyorlar? Anlamakta insan güçlük çekiyor. Ya emin olun, siz Tayfun Kahraman'ı bıraksanız, Osman Kavala'yı bıraksanız, Can Atalay'ı, Selahattin ve Figen başkanları, Kobani kumpas davasında yargılanan diğer arkadaşları bıraksanız hiçbir yere gitmezler. Çünkü onlar bu ülkeyi sevdikleri için bu ülkenin adil, demokratik, eşitlikçi bir ülke olması için mücadele ettiler. Dolayısıyla bıraksanız da bir yere gitmeyecekler."
SMF Sözcüsü Mahir Gürz: “Aynı zamanda Türkiye'nin yani Türkiye açısından da bağlayıcı olan AİHM, AİHM gibi ulusal ve uluslararası sözleşmelerinde esasen uygulamalı”
TİP Genel Başkanı Erkan Baş: “Cumhurbaşkanlığı adaylığı yapmış, halen genel başkanlık yapmakta olan en son örneğin Ezilenleri Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Murat Çepni arkadaşımız, seçilmiş milletvekilleri, seçilmiş belediye başkanları, geçmiş dönem seçilmiş milletvekilleri, geçmiş dönem belediye başkanları, belediye meclis üyeleri, Türkiye'de muhalif siyasetçilerin her kesimini temsil eden arkadaşlarımız şu anda cezaevinde tutuluyor. Biz bu ülkede bir demokrasiden söz ediyoruz, bu ülkede seçme ve seçilme hakkından söz ediyoruz. Bugün Türkiye'de halkın büyük çoğunluğunun iradesi gasp edilmiş durumdadır. Biz böyle bir ülkede, böyle bir coğrafyada özgürlük için, demokrasi için, barış için mücadele ettiğimizi her seferinde bir kez daha hatırlamak durumundayız"
TÖP Sözcüler Kurulu üyesi Juliana Gözen: “İçeride bulunan mücadele arkadaşlarımız, Selçuk Mızraklı'nın, Selahattin Demirtaş'ın, Figen Yüksekdağ'ın neden tutuklu olduğuna dair hiçbir yetkili açıklama yapamıyor. Cumartesi Annelerinden, Soma ailelerine bakalım, Rojin Kabaiş'ten, Zeren Ertaş'a bakalım, Ankara'da katledilen Mehmet Türkmen’den Esra Işık’a bakalım, ana muhalefet partisine dönüp bakalım. Her gün bu ülkede hukuksuzluk bir boyu hem devlet hem sermaye işbirliğiyle işleniyor. Mesele şu sevgili dostlar, mesele hukuki sınırları içerisinde açıklanabilecek bir boyutta değil. Mesele siyasi. Bu ülkede yaşayan milyonlarca halkı bir umut beklentisi içerisine sokacaklar ama diğer yandan atması gereken en asgari ilk adımlardan olan bu adımları gerçekleştirmeyecekler hukuksuz uygulamalara son verilmelidir”
Heyet Edirne Cezaevi önünden yaptığı açıklamanın ardından Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Osman Kavala ile görüşmek üzere Silivri Cezaevi'ne gitti.
(Mİ)