Serêkaniyê için anlaşma sağlandı: 7 yıl sonra ilk kafile yola çıktı
Türkiye ve Suriye Millî Ordusu (SMO) tarafından 9 Ekim 2019 tarihinde başlatılan Barış Pınarı Harekâtı’nın ardından binlerce aile Serêkaniyê'den ayrıldı. 7 yıl önce göç etmek zorunda kalan ailelerin dönüşü başladı.
500 ailenin dönüşü başladı
Erbil merkezli Rudaw Tv’nin haberine göre Serêkaniyê Göçmenleri Komitesi üyesi Ciwan İso, bugün yaklaşık 500 ailenin dönüş için yola çıktığını açıkladı. İso, dönüşlerin kafileler halinde devam edeceğini ve göçmenlerin sorunsuz bir şekilde kendi topraklarına dönmesini umduklarını söyledi.
Dönüş için güvenlik garantisi
Serêkaniyê Göçmenleri Komitesi, ilgili taraflarla yapılan görüşmelerin ardından Suriye geçici hükümeti ve Haseke valisinin, silahlı grupların yurttaşlara ait evlerden çıkarılması yönünde karar aldığını bildirdi. Ayrıca göçmenlerin can ve mal güvenliğinin korunması için garantiler verildiği belirtildi. Ancak bugüne kadar Kürt göçmenlerden hiçbiri evlerine dönmemişti.
Dönüş sürecinin önündeki en önemli engellerden birinin bölgede silahlı grupların varlığı ve mayınlar olduğu ifade ediliyor. Suriye Cumhurbaşkanlığı ekibi daha önce yaptığı açıklamada, mayın ve patlayıcıların sürecin gecikmesine neden olduğunu belirtmişti.
“Evlerin tamamen boşaltılması gerekiyor”
İlk kafileyle birlikte dönen bazı aileler, evlerinde sonradan yerleştirilen Arap yerleşimcilerin yaşadığını ve geri döndüklerinde nerede kalacaklarını bilmediklerini belirtti.
İlk dönüş kafilesindeki aileler, bazı evlerin boşaltılmadığını belirtirken, Serêkaniyê Göçmenleri Komitesi üyesi Ciwan İso, bu sorunun çözümü için çalışmalar yürütüldüğünü söyledi.
İso, evlerin tamamen boşaltılması ve 2019'dan bu yana bölgeye yerleşenlerin çıkarılması gerektiğini belirtti. Komite olarak Serêkaniyê'deki taraflarla saat saat iletişim halinde olduklarını ifade eden İso, ayrıca göçmenlerin dönüş sürecini takip etmek üzere bir komitenin oluşturulduğunu söyledi. Asayiş güçlerinin de dönüş kafilelerine Serêkaniyê kent merkezi ve köylere ulaşana kadar eşlik edeceğini belirtti.
Serêkaniyê Göçmenleri Komitesi üyesi Ciwan İso, “Halkın evleri tamamen boşaltılmalı ve dışarıdan gelenler Serêkaniyê'den çıkarılmalı. Herkesin kendi topraklarına dönmesini umut ediyoruz” dedi.
İso ayrıca, komite olarak Serêkaniyê'deki gelişmeleri yakından takip ettiklerini ve bölgedeki kişilerle sürekli iletişim halinde olduklarını belirtti.
"Barış Pınarı Harekâtı"ndan sonra Sêrekanî
Barış Pınarı Harekâtı, Türkiye’nin sınır güvenliği söylemi ve gerekçesiyle, Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) siyasî-askerî varlığını sona erdirmek, bölgenin demografisini dönüştürmek ve kuzey Suriye’de kalıcı nüfuz alanı oluşturmak için gerçekleştirdiği; sonuçları itibariyle Kürt nüfusun zorla yerinden edilmesine yol açan bir operasyondu.
9 Ekim 2019’da Türkiye’nin, Suriye’nin kuzeyinde Sêrekanî/Ras el-Ayn ve Tel Abyad hattına yönelik olarak başlattığı Barış Pınarı Harekâtı'nın resmi amacı "PKK’nin uzantısı" olarak görülen YPG/SDG’nin “Terör koridoru" olarak adlandırılan askeri varlığını engelleme ve sınıra paralel 30 km derinlikte “güvenli bölge” oluşturmaktı.
Ancak fiilî/stratejik hedefler arasında SDG’nin Türkiye sınırı boyunca süreklilik oluşturmasnı önlemek, ABD’nin çekilme anından yararlanarak askerî ve demografik dengeyi değiştirmek, ileriye dönük olarak Suriye müzakere masasında yer alacak fiilî kontrol alanı elde etmek vardı.
Serêkanî–Tel Abyad hattının özgül önemi: Cizîrê ile Fırat havzasını ayıran eşiği oluşturan bu hattın, Türkiye için askerî olarak “kontrol edilebilir” olması, Êfrin gibi büyük kentlere göre daha “dönüştürülebilir” görünmesi ve ABD'nin çekilmesi halinde Rusya ve Şam’la pazarlıkta koz olarak kullanılabilirliği Serêkanî'yi elverişli bir hedef haline getirmişti.
TSK ve Türkiye destekli silahlı gruplar (SMO) harekat sonrasında yerleşim alanlarını kontrol altına aldı. SDG'nin çekilmesi sonrasında bazı mücavir alanlara Rusya ve Suriye güçleri yerleşti. Bölge Türkiye’ye bağlı sivil-askerî idareyle yönetilmeye başlandı. Türkiye merkezli belediye, eğitim, güvenlik ve yargı kurumları oluşturuldu ve Türkiye'deki ilgili bakanlıklara bağlandı.
Demografik ve kültürel kontrol: Ele geçirilen bölgede uygulanan, klasik bir askerî işgalden çok idarî–kültürel entegrasyona yönelik modelle, eğitim müfredatı Milli Eğitim Bakanlığı çizgisine yaklaştırıldı. Türkçe zorunlu, Arapça ikincil dil dersi oldu; Kürtçe çoğu yerde yok sayıldı.
Amaç, yönetilebilir nüfus yaratmak, bölgeyi fiilen Türkiye’ye bağımlı kılmak, Kürt kamusal varlığını görünmezleştirmekti.
Üst üste binen baskılarla, yoğun çatışma ve bombardımanın ardından Türkiye destekli grupların Kürt toplumuna dayattıkları gözaltı, fidye, tehdit ve keyfî infazlar Kürt nüfusu terörize etti. TSK varlığının kalıcılığına ilişkin yargılar ve Kürt kimliğine dönük sistematik caydırma, Kürt nüfusun zorla yerinden edilmesine yol açtı.
Operasyon öncesinde nüfusu yaklaşık 70–90 bin tahmin edilen Sêrekanî ve 20–30 bin tahmin edilen Tel Abyad'daki toplam 120-150 bin arasındaki nüfustan 100 bin kadarı zorla yerlerinden edildi. Evlerinden ayrılanların önemli bir kısmı Haseke, Qamişlo ve Rakka kentlerine göç etti.
Terk edilen Kürt mülkünün bir bölümü Türkiye destekli grupların ailelerine ve başka bölgelerden kente getirilen Arap nüfusa tahsis edildi. Bazı bina ve araziler, "terk edilmiş mülk" uygulamasıyla idari ve askeri amaçlı olarak kullanılmak üzere yeni yönetime geçti. Sahiplerinin mülkiyeti tanınmadı ve iade mekanizması oluşturulmadı.
Barış Pınarı Harekâtı’nda yüzlerce insan öldü, çok sayıda SDG mensubu ve Kürt sivil alıkonuldu; esirlerin önemli bir kısmının akıbeti belirsiz, Türkiye’ye sistematik transfer kanıtlanmış değil, ancak zorla kaybetme ve keyfî gözaltı iddiaları hâlâ kapanmamış dosyalar olarak duruyor.
(FY)