ABD’de sivil haklar mücadelesinin Martin Luther King Jr. sonrası kuşaktaki en görünür isimlerinden biri olan Rahip Jesse Louis Jackson, 8 Ekim 1941’de Güney Carolina’da doğdu. Baptist pastör, insan hakları aktivisti ve siyasetçi kimliğiyle tanınan Jackson, 1960’lı yıllarda siyah özgürlük hareketi içinde yükseldi.
King’le başlayan siyasal yolculuk
Jackson, Martin Luther King Jr.’ın liderliğindeki Southern Christian Leadership Conference (SCLC) bünyesinde çalıştı. Chicago’daki “Operation Breadbasket” kampanyasında, siyahların istihdam edilmediği şirketlere karşı ekonomik baskı stratejileri geliştirdi. Martin Luther King suikast sonucu öldürüldükten sonra Jackson daha öne çıktı.
Kendi örgütünü kurdu
King’in ölümünden sonra Jackson, 1971’de Operation PUSH’u kurdu. Bu yapı daha sonra Rainbow PUSH Coalition adıyla genişledi. Jackson’ın siyaseti, ırksal eşitliği ekonomik adalet ve çok ırklı koalisyon siyasetiyle birleştirme iddiasına dayanıyordu.
Başkanlık adaylığı ve ulusal siyaset
Jackson, 1984 ve 1988’de Demokrat Parti’den ABD başkan aday adayı oldu. 1988’de milyonlarca oy alarak parti içinde güçlü bir konum elde etti. Kampanyası, siyah seçmenlerin ulusal siyasetteki görünürlüğünü artırdı ve ilerleyen yıllarda Barack Obama gibi siyasetçilerin önünü açan bir eşik olarak değerlendirildi.
Uluslararası etkisi
Jackson yalnızca ABD iç siyasetiyle sınırlı kalmadı; apartheid karşıtı mücadelede Güney Afrika’ya destek verdi, Orta Doğu ve Latin Amerika’da diplomatik temaslarda bulundu. Rehine krizleri ve siyasi mahkûmlar konusunda arabuluculuk girişimleriyle de gündeme geldi.
Tartışmalar ve eleştiriler
Uzun kariyeri boyunca bazı açıklamaları ve siyasi manevraları nedeniyle eleştirildi.
1984 başkanlık kampanyası sırasında, New York için özel bir konuşmada “Hymietown” ifadesini kullandığı ortaya çıktı. Bu ifade, Yahudi topluluğa yönelik küçümseyici bir söylem olarak değerlendirildi.
Jackson özür diledi ancak bu olay, kampanyasına ciddi zarar verdi ve antisemitizm suçlamaları uzun süre gündemde kaldı.
Martin Luther King sonrası dönemde Jackson’ın kendisini hareketin doğal mirasçısı gibi konumlandırması, bazı sivil haklar liderleriyle gerilim yarattı.
Hareket içindeki kimi isimler, Jackson’ın medyatik görünürlüğünü kolektif mücadeleden daha fazla öne çıkardığını savundu.
(Mİ)

