Özgür Özel: "Kılıçdaroğlu 'ne istiyorsunuz' diye sordu; 'Kurultay istiyoruz' dedim, 'en kısa zamanda'"
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin 38’inci Olağan Kurultayı hakkında verilen hukuksuz karar sonrası Genel Merkezde düzenlenen, ‘Partimize, İrademize Sahip Çıkıyoruz’ buluşmasında konuştu.
Özel konuşmasında "mutlak butlan" kararı sonrasında devletin CHP Genel Başkanı ilan ettiği Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı telefon konuşmasını anlattı. Özel Kılıçdaroğlu'na telefonda şunları söylediğini aktardı:
"Türkiye'nin dört bir yanından yükselen isyanı duyuyor musunuz?
Bugün dedim ki ‘Sokağı görüyor musun?’ Dedim ki ‘Sokağı görüyor musunuz? Milleti duyuyor musunuz? Bu partinin, bu baba ocağının bahçesinde yan yana ağlayan 80 yaşında teyzemi, 15 yaşında evladı görüyor musunuz? Türkiye’nin dört bir yanından yükselen isyanı duyuyor musunuz? Bugün Türkiye’den 65 baro isyan ediyor. Bugün Türkiye’nin tüm meslek örgütleri, tüm sendikaları, tüm siyasi partileri, en sağdan en sona tüm dostlar yan yana duruyor. ‘Bu CHP meselesi değil, bu Türkiye meselesidir’ diyor ve sizden bir şey bekliyor.’
En kısa zamanda Kurultay istiyoruz
Özel, Kılıçdaroğlu'nun kendisine "ne istiyorsunuz" diye sorduğunu ve "kurultay istiyoruz" dediğini aktardı:
Bir soru aldım. ‘Siz ne diyorsunuz?’ diye. Cevabım nettir, tavizim yoktur. Biz en kısa zamanda sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz.
"Teslim olmayanlara selam olsun"
Ankara'daki CHP Genel Merkezi önünde binlerce yurttaşın katıldığı eylemde hem Genel Merkez’de bulunanlara hem de ekranları başındaki milyonlara seslenen CHP lideri, “‘Yol uzunmuş, dağ yüceymiş. Dönmeyiz. Korku salmış zalimlere. Sinmeyiz. Bir can değil, bin can fedadır halka. Hak yolunda diz çökmedik, çökmeyiz.’ Diz çökmeyenlere selam olsun. Teslim olmayanlara selam olsun. Direnenlere selam olsun. Bu büyük mücadeleye omuz verenlere, tarih yazanlara, destan yazanlara, hepinize helal olsun” dedi.
Yarınlar için direnenler bizim ailemizdir
Özel, konuşmasının girişinde CHP tabanını ve iktidara karşı duran tüm demokratik kesimleri “aile” benzetmesiyle tanımladı. Partinin yalnızca kendi seçmeninden ibaret olmadığını, ülkenin geleceği için kaygı duyan herkesin ortak bir dayanışma zemini oluşturduğunu savundu. Özellikle ekonomik krizden etkilenen emekçilerin, emeklilerin, gençlerin ve çiftçilerin CHP’nin siyasal aidiyet alanı içinde yer aldığını vurguladı. Son dönemdeki baskılar karşısında ülke çapında ortaya çıkan dayanışmanın, partinin yalnız olmadığını gösterdiğini söyledi.
“Bize oy versin vermesin bu ülkenin tüm demokratları bizim ailemizdir. Yarını için mücadele edenler bizim ailemizdir. Bugün burada birbirimize omuz vermeye geldik. Haksız saldırılar karşısında birbirimizi yalnız bırakmayacağız. Sonuna kadar birlikte yürüyeceğiz.”
Bu mesele milletin meselesidir
Özel, CHP’ye yönelik yargı ve siyasi baskıların yalnızca partiye değil, demokratik siyasete de yöneldiğini savundu. İktidarın hedefinin “kontrollü muhalefeti” kabul etmeyen ve seçim kazanabilen bir siyasi çizgiyi tasfiye etmek olduğunu söyledi. CHP’nin iktidar alternatifi haline gelmesinin, mevcut düzen açısından bir tehdit olarak görüldüğünü ileri sürdü. Bu nedenle yaşananların yalnızca parti içi bir kriz olmadığını, ülkenin demokrasi sorunu olduğunu vurguladı. Muhalefet partileri, sendikalar ve meslek örgütlerinden gelen desteği de bu çerçevede değerlendirdi.
“Mesele Cumhuriyet Halk Partisi’nin meselesi değildir. Mesele milletin meselesidir. Bizim suçumuz seçim kazanmak ve iktidar hedeflemektir. Kontrollü muhalefeti reddettiğimiz için saldırı altındayız. Türkiye’nin dört bir yanından gelen dayanışma, bunun bir demokrasi meselesi olduğunu göstermektedir.”
Bugün yaşananlar yarının iktidarının doğum sancısıdır
Özel, CHP’ye dönük müdahaleyi doğrudan demokrasiye ve seçim sistemine yönelik bir saldırı olarak tanımladı. Kayyım ya da “butlan” yoluyla partinin yönetilemeyeceğini söyledi. Yaşanan sürecin bir yenilgi değil, iktidar değişiminin sancılı başlangıcı olduğunu savundu. Muhalefetin baskıya rağmen geri çekilmeyeceğini ve mücadeleyi sürdüreceğini ifade etti.
CHP lideri, Cumhuriyet Halk Partisi’ni "AK Parti’nin butlan kolları"nın yönetemeyeceğini, yönettirmeyeceklerini söyledi. "AK Parti’nin yargı kolları üzerindeki cübbelerle bize saldıracak, AK Parti’nin butlan kolları da gelip bu partiyi yönetecek. Yok öyle yağma," dedi.
“Türkiye’de yaşananlar, yaşadığımız zulüm, acılar, akan gözyaşları bir matemin, bir hüznün, bir kaybın, bir teslimiyetin işareti değildir. Bugün yaşananlar doğum sancısıdır, yarının iktidarının doğum sancısıdır. Biz bu sancıya dayanacağız. Bu sancının bir müjde olduğunun farkında olacağız. Acı çekeceğiz, zorlanacağız ama katlanacağız [...] en sonunda biz kazanacağız.”
Bu mücadelenin belini kıracaklarını sandılar
Özel, AK Parti iktidarının artık seçim kazanma kapasitesini kaybettiğini ve bu nedenle baskıyı artırdığını savundu. İktidarın toplumun alternatifsiz bırakılmasını hedeflediğini söyledi. Ekrem İmamoğlu ve CHP kadrolarına yönelik süreçleri de bu stratejinin bir parçası olarak değerlendirdi. Muhalefetin beklendiği gibi dağılmadığını, tersine dayanışma içinde kenetlendiğini vurguladı. Meydandaki toplumsal desteği iktidar değişimi isteğinin göstergesi olarak sundu.
“Bizi yalnızlaştırıp bu mücadelenin belini kıracaklarını sandılar. Ekrem İmamoğlu’nu hedef aldılar, kadrolarımızı hedef aldılar. Ama biz kimseyi geride bırakmadık. Bu meydan teslim olmazsa Türkiye teslim alınamaz.”
"Leyli meccani oldu leyli butlani"
Özel bu bölümde kendi yaşam hikâyesini anlatarak siyasi mücadelesini kişisel deneyimle ilişkilendirdi. Parasız yatılı okul yıllarından başlayarak hayatı boyunca sade koşullarda yaşadığını, Saraçhane sürecinde de benzer bir mücadele pratiği içinde olduğunu söyledi. CHP Genel Merkezi’ni terk etmeme kararını da bu direniş çizgisinin bir devamı olarak sundu. “Leyli meccani” ifadesini “leyli butlani”ye dönüştürerek verilen kararı sembolik bir biçimde eleştirdi. Tutuklu siyasetçilere dayanışma mesajı verdi.
“Baba, evini terk edemem,” dedim. “Burada kalacağım,” dedim. Leyli meccaniyle başlayan hayat şimdi leyli butlani oldu. Bu butlana karşı burada direnmeye devam edeceğim. Cezaevindeki bütün arkadaşlarımız için mücadeleyi sürdüreceğiz.”
Dünya siyasi tarihinde olmayacak bir karar
Özel, kurultay hakkında verilen kararın hukuk dışı olduğunu savundu. Farklı hukuk alanlarına ait kavramların siyasi parti sürecine taşındığını ve bunun siyasi müdahale amacı taşıdığını söyledi. Yargı sürecinin iktidar talimatlarıyla yönlendirildiğini ileri sürdü. Amaçlarının CHP’yi bölmek ve iç tartışmalarla meşgul etmek olduğunu ifade etti. Buna karşı teslim olmayacaklarını ve iktidarla pazarlık yapmayacaklarını vurguladı.
“Bu karar hukuk tarihinde örneği olmayacak bir karardır. Amaç CHP’yi karıştırmak ve iktidarı korumaktır. Biz buna teslim olmayacağız. Taviz vererek, pazarlık yaparak bu sürecin içinden çıkmayacağız.”
O telefona bakmadık, bakamadık
Özel Kemal Kılıçdaroğlu yaptığı telefon görüşmesini de aktardı:
“Milletin, halkın gücüyle; sizlerin emeğiyle, kararlılığıyla birlikte bir büyük mücadeleyi başlattık. Günün şartları, günün psikolojisi içinde bir telefon geldi. O telefona bakmadık, bakamadık. Bugün akşamüstü o telefon görüşmesini gerçekleştirdik. İşte buradaki bütün dostlara ne konuştuğumu ne olacağını, ne olmayacağını söylemek boynumun borcudur." dedi.
Kurultay istiyoruz
Bugün dedim ki ‘Sokağı görüyor musun?’ Dedim ki ‘Sokağı görüyor musunuz? Milleti duyuyor musunuz? Bu partinin, bu baba ocağının bahçesinde yan yana ağlayan 80 yaşında teyzemi, 15 yaşında evladı görüyor musunuz? Türkiye’nin dört bir yanından yükselen isyanı duyuyor musunuz? Bugün Türkiye’den 65 baro isyan ediyor. Bugün Türkiye’nin tüm meslek örgütleri, tüm sendikaları, tüm siyasi partileri, en sağdan en sona tüm dostlar yan yana duruyor. ‘Bu CHP meselesi değil, bu Türkiye meselesidir’ diyor ve sizden bir şey bekliyor.’ Bir soru aldım. ‘Siz ne diyorsunuz?’ diye. Cevabım nettir, tavizim yoktur. Biz en kısa zamanda sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz.
Özel sözlerini şöyle sürdürdü.
Milletin önüne sandık gelecek, bu iktidar değişecek
İki şeye ömür vermeye, gerekirse iki şeye can vermeye razı olmuşum. Buradan sizin önünüzde ifade ediyorum. Bunlardan birincisi, Cumhuriyet Halk Partisi üyesinin, delegesinin önüne Atatürk’ün partisinin sandığı gelecek. İkincisi, bu milletin önüne seçim sandığı gelecek, bu iktidar değişecek. Herkes şunu bilsin. Zaman zaman diyorum ki ‘Evde oturma, pijamayı çıkar, kumandayı bırak, geleceğine sahip çık.’ Sözüm meclisten, meydandan, buradan dışarı. Ama bu iktidardan rahatsız olan, bu iktidarın değişmesini isteyen, maaşı yetmeyen, geleceğinden endişe eden, evladının geleceğinden endişe eden herkese diyorum ki ‘Çare sendedir. Çare senin çaresizlik hissetmende değil, bizimle birlikte mücadele etmendedir.’”
Sizin gücünüzü bir araya getirmek şart
Özel, meydanlardaki kitlesel mobilizasyonun iktidar üzerinde baskı yarattığını savundu. Muhalefetin ancak ortak güç üretmesi halinde sonuç alabileceğini söyledi. Boykot, grev ve kitlesel eylem gibi yöntemleri meşru demokratik mücadele araçları olarak sıraladı. Bayram sonrasında kurultay sürecini başlatacaklarını açıkladı. Konuşmanın bu kısmında örgütlü toplumsal baskının önemine vurgu yaptı.
“Bunlar kuvvetten, meydandan anlar. Bu meydanın gücüyle hem kurultay sandığını hem seçim sandığını kurtaracağız. Boykotsa boykot, grevse grev, sonuna kadar mücadele edeceğiz. Bu yürüyüş yarım kalmayacak.”
Bu milleti küçük görmeyin
Özel, Erdoğan’a ve iktidara doğrudan hitap ederek toplumun küçümsenmemesi gerektiğini söyledi. “Piyon-şah” metaforu üzerinden siyasal dengelerin değişebileceğini anlattı. Toplumun örgütlü gücünün iktidarları değiştirebileceğini savundu. Meydandaki kalabalığı bu toplumsal dönüşümün işareti olarak gösterdi.
“Bu milleti küçük görmeyin. Piyon dediğiniz insanlar gün gelir şah olur. Şahlığına güvenenler de mat olur. Bu meydan zulme karşı direnenlerin meydanıdır. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz.”
Haksızca kapatılan Bilgi Üniversitesi öğrencilerini selamlıyorum
Özel bu bölümde öğrenci hareketlerine, sendikalara ve çeşitli toplumsal örgütlere teşekkür etti. Özellikle üniversite öğrencilerinin desteğini vurguladı. Saraçhane sürecindeki gençlik mobilizasyonunu hatırlatarak benzer bir dayanışmanın sürdüğünü söyledi. Emek örgütleri ve demokratik kitle kuruluşlarının desteğini de mücadelenin parçası olarak tanımladı. Bilgi Üniversitesi’ne yönelik işlemleri “hukuksuz” olarak niteledi.
“ODTÜ’lüleri, Ankara Üniversitesi’ni, Boğaziçi’ni, Bilkent’i selamlıyorum. Sendikaları, emek örgütlerini selamlıyorum. Bu mücadelede gençler ve emekçiler en ön saftadır. Haksızca kapatılan Bilgi Üniversitesi öğrencilerini özellikle selamlıyorum.”
Bütün ümidim sizdedir
Konuşmasının sonunda Özel, mücadelede sadakat ve süreklilik çağrısı yaptı. İktidarın baskıları zamana yayarak normalleştirmek istediğini, buna karşı ancak kararlı bir toplumsal direnç geliştirilebileceğini söyledi. Meydanlara ve eylemlere devam çağrısı yaptı. AK Parti iktidarının değiştirileceğini ve bunun ortak mücadeleyle mümkün olacağını savundu. Kapanış bölümünde birlik, dayanışma ve moral motivasyon dili hâkim oldu.
“Bu mücadeleye çağrıldığınız her yerde olmaya söz veriyor musunuz? Eninde sonunda bu kara düzeni değiştireceğiz. Bütün ümidim sizdedir. İnananlar, haklı olanlar ve mücadele edenler kazanacak. Biz başaracağız.”
(AEK)