Özel’den NATO ve Avrupa’ya mesaj: Türkiye’deki kriz sınırları aşabilir
CHP Genel Başkanlığı görevini mahkeme kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’na bırakan Özgür Özel, ABD’den tüm dünyaya dağıtılan haftalık haber dergisi Newsweek için bir yazı kaleme aldı.
Özel, söz konusu makalede Türkiye'deki demokratik gerilemesinin bir iç mesele olmaktan çıktığını, bölge ve NATO bölge güvenliğini tehdit eden bir krize dönüştüğünü belirtti.
“Bugün Türkiye’de yaşananlar sadece demokrasiyi önemseyenleri değil, aynı zamanda Avrupa, NATO, Karadeniz bölgesi, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’nun uzun vadeli istikrarını önemseyenleri de ilgilendirmeli.” dedi.
Türkiye’nin siyasi olarak istikrarsızlaşamayacak kadar stratejik öneme sahip olduğunu savundu.
"Erdoğan son demokratik yapıyı ortadan kaldırıyor"
Özel daha sonra Türkiye’nin derin bir siyasi ve ekonomik çöküşle karşı karşıya olduğunu belirtti. Konuyu CHP’ye yönelik operasyonlara getirdi. Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasından ve ‘mutlak butlan’ kararından bahsetti. İktidarın muhalefeti bertaraf etmek için yargıyı araçsallaştırdığını söyledi:
“Devlet aygıtının büyük bir kısmını ele geçiren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hükümeti, toplum ekonomik sıkıntılara, sosyal hayal kırıklığına, kamu kurumlarına olan güven kaybına ve geleceğe yönelik güvensizliğe daha da batarken, son anlamlı demokratik alternatifi ortadan kaldırmaya çalışıyor.
...
Temelde, Türkiye’nin en büyük muhalefet partisini yargı kontrolü altına almak amaçlanıyor. Erdoğan’ın Türkiye’nin siyasi düzeni için hazırladığı ana plana uyum sağlamaya istekli isimlerin bariz işbirliğiyle. Bu sisteme ne denirse denilsin — tek parti rejimi ya da tek adam yönetimi — yönetim mantığı aynı: Anlamlı her türlü rakibi ortadan kaldırmak ve gerçek muhalefeti, yönetilebilir ve itaatkar bir muhalefetle değiştirmek.”
"Bir çöküş Türkiye’nin sınırları içinde kalmaz"
Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "tek adamlı" yönetim anlayışı karşısında anlamlı bir muhalefet kalmadığı takdirde Türkiye’nin, modern tarihinde ilk kez siyasi değişim sağlayabilecek kurumsal mekanizmalardan yoksun kalacağını ekledi ve bir meşruiyet krizi yaşanacağını ifade etti.
“Bu sadece otoriter bir konsolidasyon senaryosu değildir. Bu, derin bir istikrarsızlık senaryosudur.” dedi. Tarihten örnekler verdi. Demokratik bir çöküşün Türkiye’nin sınırları içinde kalmayacağını söyledi.
Yine tarihin, iç istikrarsızlık ve azalan meşruiyetle karşı karşıya kalan hükümetlerin krizlerini dışa yansıttığını gösterdiğini anlattı.
“Dış politika çatışmaları, militarize söylemler ve jeopolitik maceracılık, artık sağlayamadıkları demokratik rıza ve ekonomik başarının yerine geçmektedir. Bu koşullar altında, dış politika krizleri ulusal hayatta kalma meselesi olarak çerçevelenmektedir.” dedi.
"Ya demokratik yenilenme ya otoriter konsolidasyon"
Özel ardından, Türkiye’nin Avrupa’nın en değerli ortaklarından biri haline gelebileceğine ve nihayetinde Avrupa Birliği’nin tam üyesi olabileceğine inandığını dile getirdi. “Ancak sürdürülebilir ortaklıklar demokratik meşruiyet gerektirir.” dedi ve şunları ekledi:
“Bir ülke, iç istikrarı sağlayan demokratik temelleri yıkarken, aynı zamanda bölgesel istikrarın temel direği olarak sonsuza kadar varlık gösteremez.
Mevcut eğilimler devam ederse, Türkiye NATO tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir duruma düşme riskiyle karşı karşıya kalacak: Stratejik olarak vazgeçilmez bir üye olmasına rağmen artık demokrasisi işlemeyen bir ülke olacak ve milyonlarca vatandaşı, barışçıl demokratik yollarla değiştiremeyecekleri siyasi ve ekonomik düzenden giderek daha fazla memnuniyetsizlik duyacak. Bu sadece bir iç kriz olmayacak, derin bir güvenlik sorunu teşkil edecek.
Yürüttüğümüz demokratik mücadele, yalnızca Türkiye’nin demokratik geleceğini ve dünyanın stratejik açıdan en önemli ülkelerinden birinin istikrarını değil, aynı zamanda bölgemizin, Avrupa’nın ve NATO’nun güvenliğini de şekillendirecektir. Demokrasi ve istikrar uzun süre birbirinden ayrı tutulamaz.
Bu mücadelenin sonucu, sınırlarımızın çok ötesine uzanacak sonuçları olan bir emsal oluşturabilir. Ya demokratik yenilenmeyi cesaretlendirecek ya da zaten ağır baskı altındaki bir bölgede daha fazla otoriter konsolidasyonun önünü açacaktır."
Makaleye buradan ulaşabilirsiniz.
(HA)