Nijer Deltası: Shell'in 'Kevgir' belgeleri ifşa oldu
*Uluslararası Af Örgütü öncülüğündeki insan hakları ve çevre örgütleri koalisyonu, Shell'in Nijer Deltası'nda on yıllardır süren çevre kirliliğini belgeleyen "Nijerya: Kapağı Kaldırmak" başlıklı raporu yayımladı.
-Birleşik Krallık'taki davalarda ortaya çıkan şirket içi belgeler, Shell'in yaşlanan altyapının risklerinin farkında olmasına rağmen kâr için petrol akışını sürdürdüğünü, petrol hırsızlığına göz yumduğunu, güvenlik standartlarını ihlal ettiğini ve yüzlerce petrol kuyusunun takibini kaybettiğini gösteriyor.
*Shell, "kevgir" olarak adlandırdığı sızıntılı boru hatlarını 10,9 milyar dolarlık temizleme maliyetinden kaçınmak için hizmetten çıkarmadı ve 375 kilometrekarelik mangrov ormanına zarar verdi.
*Örgütler, Nijerya, Birleşik Krallık ve Hollanda yetkililerini soruşturma başlatmaya, Shell'i ise temizlik ve tazminat ödemelerine çağırıyor.
Uluslararası Af Örgütü’nün de aralarında bulunduğu insan hakları ve çevre örgütlerinden oluşan koalisyon, bugün yayımladığı raporunda, Shell’in Nijer Deltası’nda on yıllardır yol açtığı çevre kirliliği nedeniyle hesap vermesi gerektiğini belirtti.
Nijerya: Kapağı Kaldırmak başlıklı rapor, Birleşik Krallık’ta Shell’e karşı açılan davalarda açığa çıkan şirket içi e-postaları, denetim raporlarını ve gizli değerlendirmeleri analiz ederek, daha önce raporlanandan çok daha büyük bir skandalı ortaya çıkardı. Shell, faaliyetlerinin küresel standartlara uyduğunu öne sürerken, belgeler Nijerya ordusu tarafından dile getirilen petrol hırsızlığına ortak olma iddiaları, personel ile yüklenici arasında işbirliği şüphesi, güvenlik standartları istisnaları, boru hattı bütünlüğü risklerinin devamlı ihmali, kayıp kuyu verileri ve hatalı sızıntı takibi gibi sorunları işaret ediyor.
Shell, şirket içinde “kevgir” olarak bilinen eski bir boru hattı da dahil olmak üzere yaşlanan ve sızıntı yapan altyapının risklerinin farkındaydı ancak petrol akışını engellemedi. Şirket içi tahminlere göre 10,9 milyar dolarlık hizmetten çıkarma maliyeti de dahil, devasa bir tutar olan temizleme ve hizmetten çıkarma maliyetini karşılamak yerine, kara faaliyetlerine yatırımı sonlandırdı. 375 kilometrekarelik mangrov ormanı zarar gördü.
Uluslararası Af Örgütü, 3 Temmuz’da Shell’le bulgularını paylaştı. Shell, “Shell’e ilişkin nitelendirme ve tanımlamanız tarafımızca kabul edilmemektedir. Shell, dürüstlük, doğruluk ve insanlara saygı ilkelerine bağlıdır ve faaliyetlerini etik ve şeffaf bir şekilde yürütmektedir” yanıtını verdi.
Shell’in dünyanın en büyük yatırımcı sermayeli fosil yakıt şirketlerinden biri olduğunu hatırlatan Uluslararası Af Örgütü Nijerya Şubesi Direktörü Isa Sanusi, şunları söyledi:
“Shell uzun yıllar Nijer Deltası’ndaki kirlilikten, petrol hırsızlığını ve sabotajları sorumlu tuttu. Yıllardır devam eden kamusal inkâr artık kendi belgeleriyle boşa düşürülüyor. Skandal yalnızca yasadışı ‘yakıt ikmali’ veya petrol hırsızlığı değil. Esas skandal, Shell’in insanların hakları pahasına kâr peşinde koşması. Shell Nijerya’da, başka bir yerde asla göz yumulmayacak çevresel zararı kabullenmeye hazırdı. Sorun, hükümetlerin bu belgeleri dikkate alarak adım atıp atmayacağı. Nijerya petrol endüstrisi denetim sürecini kapsamlı bir şekilde gözden geçirmeli, Birleşik Krallık ve Hollanda yetkilileri ise Shell’in hissedarlarını, düzenleyicileri ve etkilenen toplulukları sorumluluklarının gerçek durumu hakkında yanlış yönlendirip yönlendirmediğini soruşturmalı. Shell, yatırımı sonlandırmanın arkasına sığınmaktan vazgeçmeli, temizlik ve telafi süreçlerini finanse etmeli ve etkilenen toplulukların artık adalete erişmesini sağlamalı.”
Rapor, The Corner House, Hawkmoth, HEDA Resource Centre, Kebetkache Women Development & Resource Centre, Miideekor Environmental Development Initiative (MEDI), Recommon, Social Action ve Uluslararası Af Örgütü işbirliğiyle yayımlandı. Bulgular, on yıllardır dile getirilenleri doğruluyor: Petrol kirliliği suya, tarım arazilerine, balık çiftliklerine, sağlık ve geçim kaynaklarına zarar verirken şirketler kâr etmeye ve sorumluluğu reddetmeye devam etti.
Shell’in petrol hırsızlığı
Belgelere göre, Shell petrol hırsızlığından suç çetelerini sorumlu tuttuğunda bile, üst düzey çalışanlar, “sistem uzun bir süre kesintiye uğrayacağı” yani kârlı ham petrol akışları geçici olarak durdurulacağı için yasadışı muslukların boru hatları üzerinde kalmasına izin verdi. Üst düzey bir Shell yöneticisi 2013’te bunun, boru hattı güvenliğinden sorumlu Nijerya güvenlik gücünün Shell’i petrol hırsızlığına “ortak olmakla” suçlamasına yol açtığını yazdı, “Çünkü yakıt ikmal noktalarını kaldırmıyoruz” diye açıkladı. Bir Shell sunumunda şu soru soruldu: “Daha fazla çevresel zararın MEYDANA GELECEĞİNİ BİLDİĞİMİZ HALDE, üretime devam etme konusunda içimiz rahat mı?”
Rapor Shell’in, Nijeryalı bağlı şirketi Shell Petroleum Development Company’yi (SPDC), küresel sağlık ve güvenlik standartlarının temel unsurlarından muaf tuttuğunu da ortaya koyuyor. Böylelikle Shell’in güvenli olmadığı değerlendirildiğinde bile, müdahale görmüş boru hatlarından petrol akışı devam edebiliyordu. Bu, üst düzey Shell yetkilisinin, görünüşe göre başka yerlerde göz yumulmayacağını kabul ettiği bir yaklaşımdı. İç belgeler Shell yöneticilerinin, bazı çalışanlarla yüklenicilerin petrol hırsızlığına karıştığından şüphelendiğini gösteriyor. Şirket içi bir mailde, “İkmalcilerin SPDC planlama verilerine kolaylıkla erişebildiği varsayımıyla hareket etmeliyiz” ifadeleri yer alıyor. 2012’deki bir incelemede, SPDC akış hatlarının 15 yılda bir değiştirilmesi gerektiği ancak bunun “uygulanmadığı”, yalnızca “arıza bakımı” yapıldığı tespit edildi.
“Kayıp” petrol kuyuları, zayıf takip ve hatalı sızıntı takibi
2014’te Shell’in o dönemki CEO’su için hazırlanan bir iç rapor, SPDC’nin “yüzlerce” kara kuyusunun elektronik kuyu takip sisteminde yer almadığını veya durumlarının doğrulanamadığını belirtti. Shell’in daha sonra başlattığı “kuyu denetim kampanyası”nda, denetim puanlamasında “yetersiz” notu verilmesine yol açan 750 adet gecikmiş bakım işi tespit edildi. 2013’teki bir rapor, SPDC’nin boru hatlarının gerçek zamanlı takip sistemi olmadığını belirledi. Bu tür bir takip yapılamadığında, büyük bir kopma dışındaki her şey gözden kaçabilir.
Shell’in, kirliliğe en çok petrol hırsızlığının neden olduğu iddiası, personelin sızıntıların aşınmadan mı yoksa üçüncü taraf müdahalesinden mi kaynaklandığını belirleyebilecek yeterli donanımdan yoksun olduğunu gösteren kendi belgeleriyle de çürütüldü. Bu önemli; çünkü şirketler her ne sebeple olursa olsun sızıntıları temizlemek zorunda ancak Nijerya yasaları uyarınca topluluklar sızıntıların sabotaj veya hırsızlıktan değil, yalnızca operasyonel hatalardan kaynaklandığının belirlendiği durumlarda tazminata hak kazanıyor.
“Kevgir” boru hattı ham petrolden temizlenmedi
Rapor, Shell’in 2010’da eski Nembe Creek Ana Tedarik Hattı’nı değiştirmesinin ardından hattı gerektiği gibi hizmetten çıkarmadığını gösteriyor.
2014’e ait şirket içi bir e-postada, eski boru hattının yaklaşık 80 kilometrelik kısmının hâlâ hareketsiz ham petrolle dolu olduğu, 2010’dan beri altı kez operasyonel sızıntı meydana geldiği ve bütçe kısıtlamaları nedeniyle bu kısımların hizmetten çıkarılamayacağı belirtildi.
E-postada boru hattı için “kevgir” ifadesi kullanıldı ve acilen önlem alınmazsa başka sızıntıların da meydana geleceği uyarısı yapıldı. E-postaya verilen yanıtta, çevresel etki ve sorumluluğu azaltmak için önlem alınması gerektiğinin kabul edildiği ancak hizmetten çıkarmama gerekçesinin büyük oranda mali olduğu görüldü.
2014’te dönemin Shell CEO’suna iletilen bir iç raporda, var olan tüm SPDC varlıklarını hizmetten çıkarmanın onlarca yıl süreceği ve 10,9 milyar dolara mâl olacağı tahmini ifade edildi. Temizleme maliyetini içermeyen bu tutar, bugün 14 milyar dolara karşılık geliyor.
Geçmişteki petrol sızıntılarına ilişkin bir diğer şirket içi sunumda, 375 kilometrelik mangrov ormanının etkilendiği belirtildi ve Shell’in bu “açık uçlu sorunla” uğraşmaya “iştahı” olup olmadığı soruldu. Shell daha sonra, 2025’te, yeni şirketin kapasitesiyle ilgili kaygılara, kamuya açık mali bilginin kısıtlı olmasına ve satışı desteklemek için Shell’den 1,2 milyar dolarlık teminatlı krediye ihtiyaç duyulmasına rağmen SPDC’yi, Renaissance Africa Energy’ye sattı.
Nijer Deltası’nda çevresel adalet, topluluk hakları ve hesap verebilirlik alanında çalışan Social Action adlı sivil toplum örgütünün direktörü Isaac Osuoka, şöyle dedi:
“Shell’in yatırımını sonlandırması kurumsal bir kaçış yolu olamaz. Shell, Nijer Deltası petrolünden on yıllarca kâr ettikten sonra yaşlanan altyapının ve miras kirliliğinin risklerini topluluklara veya kapasitesiyle ilgili hâlâ ciddi soru işaretleri olan bir alıcıya devredemez. Hesap vermeye ‘iştahı’ olsun veya olmasın, Shell kendi payına düşeni ödemeli”
Uluslararası Af Örgütü ve ortak örgütler, Nijerya yetkililerini, petrol endüstrisi denetim sistemini kapsamlı bir şekilde gözden geçirmeye, faaliyetteki ve hizmetten çıkarılmış tüm altyapıya ilişkin erişilebilir denetimleri zorunlu hale getirmeye ve yeterli kaynak sağlanan Nijer Deltası Temizleme Fonu kurmaya çağırıyor.
Arka Plan
2015 yılında Ogale ve Bille toplulukları, Birleşik Krallık’ta Shell Plc ve SPDC’ye karşı ciddi petrol kirliliği nedeniyle dava açtı. Bille davası Mart 2027’de görülecek.
Nijerya: Kapağı Kaldırmak başlıklı rapor, 2008 ile 2014 yılları arasındaki Shell’e ait belgeleri analiz ediyor. Hawkmoth, Heda Resource Centre ve Oil Change International – UK adlı sivil toplum örgütlerinin kamu yararı adına belgelerin yayımlanması için başvuruda bulunmasının ardından Nisan 2026’da kamuoyuna açıklanan 27 sansürlenmiş belge ile Mayıs 2026’daki dava dosyasından elde edilen ek ayrıntılar buna dahildir.
(EMK)