Mustafa Karasu: Çaba göstermemize rağmen, çok fazla bir gelişme olmadı
KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, sürece ilişkin yaptığı açıklamada Kürtlerin varlığının yasal olarak tanınması gerektiğini belirtti. Karasu, "Şimdi evet, fiili olarak Kürt deniyor ama hukuki olarak, siyasi olarak, yasal olarak, anayasal olarak Kürt yoktur. Yasa dışıdır. Tabii ki, Kürdün yasa içine de alınması gerekiyor" dedi.
KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, dün (7 Temmuz'da) Medya Haber’de yaptığı açıklamada öne çıkan başlıklar şöyle:
“Şimdi en fazla kök yasa tartışılıyor, çerçeve yasa tartışılıyor. Çıktı çıkacak deniliyor, Meclis’e götürülecek deniliyor. Fakat bu konuda da tam bir özel savaş mı diyelim, karartma mı diyelim, kafa karışıklığı yaratma mı diyelim, gerçekten anlaşılmaz bir durum var. Evet, Önder Apo bir çerçeve yasanının çıkması için, bir kök yasanının çıkması için çok çaba harcadı. En son 24 Mayıs’ta Önder Apo bir taslak sundu Türk devletine. Biz taslağın böyle biraz özetini öğrendik. Şimdi bu taslak hükümet tarafından değerlendirilecekti tekrar Önderliğe götürülecekti, biz bilgilendirilecektik. Ama böyle büyük bir sorun var 24 Mayıs’tan beri Önderlikle görüşme yok. Şimdi bu olacak şey mi? Sadece bu durum bile gayri ciddi bir yaklaşımdır, sürece doğru yaklaşılmadığını gösteriyor. Böyle çok önemli bir süreç ortadayken, bir de görüşme imkanları varken Önderlikle 24 Mayıs’tan bu yana bir buçuk aydır. Görüşme olmaması aslında ciddi bir sorundur.”
“Sorun gelen gelmeyen sorunu mudur?”
“İşte çerçeve yasa tartışılıyor, Meclis’e getirilecek, hatta işte mutabakat var gibi kavramlar da kullanılıyor. Ama bizim bilgimiz yok. Bizi ilgilendiren bir konu, en fazla bizim öğrenmemiz lazım, bizim bilmemiz lazım. Ama bizde Önderlikle bir görüşme yapıldığına dair, bir mutabakat yapıldığına dair bir bilgi yok. Biz şunu anlıyoruz, Önderliğin belirttikleri çerçevede bir yasa hazırlığı yapmadıkları için, bu konuda bir uzlaşma, bir mutabakat olmadığı için şimdi sürüncemededir. Bunu böyle görmek gerekiyor. DEM Parti de dedi ki bizim bilgimiz yok dedi. Şimdi DEM Parti’nin bilgisi yok, bizim bilgimiz yok. Böyle bizi ilgilendiren konu, en temel konu ama Türk basınında herkes her şeyi söylüyor. En son Numan Kurtulmuş gelecek diyor yasa ve bir daha şunu söylüyor; biz bunu yaptığımız açıklamalarımızda da uyarmıştık, böyle olmaz demiştik. Bir yasa çıkar, gelen gelir, gelmeyen gelmez. Bu kadar yüzeysel bir yaklaşım olabilir mi? Bu soruna böyle yaklaşılabilir mi? Sorun gelen gelmeyen sorunu mudur?”
“Bu süreç böyle yaptım oldu olmaz”
“Soruna gelenler, gelmeyecekler sorunu olarak bakmak zaten bir çözüm projesi ortaya koymamaktır. Sorunu sadece silah bırakma olarak ele almaktır. Sorun zaten sadece silah bırakma olarak ele alınırsa zaten nasıl kabul edecek bunu halk, örgüt, savaşçılar nasıl kabul edecek? Soruna gerçekten böyle bakılmaması gerekiyor. Daha bütünlükle bakılması gerekiyor. Böyle muğlaklık yaratacak, kafa karıştıracak bir yaklaşım içinde olmamak gerekiyor. Çünkü böyle önemli bir sorun ancak toplumsal destekle çözülür. Siyasi partiler arasındaki bir uzlaşmayla çözülür. En önemlisi de önderlikle bizim böyle bir yasa konusunda evet dememizle çözülür. Bu süreç böyle, yaptım oldu olmaz. Ben yaptım, böyledir. İster kabul edin ister kabul etmeyin demekle olmaz. O zaman niye bir buçuk yıldır bu süreç sürüyor? Niye önderlikle görüşmeler yapılıyor? Bize önderlikten mesaj gelmesi konusunda aracı oluyorlar. Bu bakımdan ve bu sürece yaklaşım konusunda ciddiyet olması gerekir”
“Kürdün yasa içine alınması gerekiyor”
“Nitekim Besê arkadaş da bir programda böyle olursa geliş de olur dedi. Sorunun çözülmesine bağlı olduğunu söyledi. Ama aradan işte bir yıl geçti. Sanki silahlar yakılmamış, böyle bir irade gösterilmemiş. Türkiye’den silahlı gruplar çekildi. Bunlar kamuoyuna açık biçimde yapıldı. Yine bazı çatışma alanlarında güçler geriye çekildi. Herhangi bir çatışma çıkmasın diye. Bizler böyle bir sorumluluk duyduk. Ama Türk devleti bu sorumluluğumuza gerçekten doğru cevap vermedi. PKK’yi feshetmemize rağmen, silahları yakmamıza rağmen, bu konudaki iradeyi de açık, net göstermemize rağmen gerçekten gereken karşılık verilmedi. Şu açık, kamuoyunda da, genel kamuoyunda da bizim adımlarımıza iktidarın karşılık vermediği biçimde bir kanaat var. Çünkü her şey ortada. Bizim yaklaşımımız ortada. Hala devlet gerçekten bir adım atmış değil. Kürdün yasa içine alınması gerekiyor. Kürdün varlığının tanınması gerekiyor. Şimdi evet, fiili olarak Kürt deniyor ama hukuki olarak, siyasi olarak, yasal olarak, anayasal olarak Kürt yoktur. Yasa dışıdır. Tabii ki, Kürdün yasa içine de alınması gerekiyor.”
(FY)