İran, Ürdün’de ABD güçlerinin konuşlandığı El-Azrak üssünü balistik füzelerle vurdu
İran Devrim Muhafızları, 30 Temmuz'da Ürdün'deki El-Ezrak Hava Üssü'ne balistik füze saldırısı düzenlediğini açıkladı. Saldırının ABD'nin aynı gün İran'ın Keşm Adası ve çeşitli eyaletlerindeki hedeflere düzenlediği bombardımana misilleme olduğu belirtildi. İran, Keşm Adası'ndaki saldırıda üç sivilin öldüğünü bildirdi. İran üç F-35 uçağının imha edildiğini ve ABD askerlerinin öldüğünü iddia ederken, ABD CENTCOM tüm füzelerin önlendiğini ve hiçbir kayıp verilmediğini açıkladı. Ürdün beş füzenin engellendiğini duyurdu. İran aynı gün Kuveyt'teki Ali el-Salim Üssü'nü de vurdu; saldırıda bir işçi öldü. ABD ve İsrail'in Şubat'ta İran'a saldırmasıyla başlayan çatışma, karşılıklı misilleme saldırılarıyla bölgesel bir savaşa dönüştü. BM Genel Sekreteri ve ABD'li siyasetçiler savaşın durdurulması çağrısında bulundu.
İran Devrim Muhafızları, 30 Temmuz Perşembe günü Ürdün’ün doğusundaki El-Ezrak, diğer adıyla Muvaffak Salti Hava Üssü’ne balistik füze saldırısı düzenlediğini duyurdu.
Devrim Muhafızları, saldırının ABD’nin aynı gün İran’ın Keşm Adası ile Buşehr, Fars ve Huzistan eyaletlerindeki hedeflere düzenlediği bombardımana karşılık gerçekleştirildiğini açıkladı. İran makamları, Keşm Adası’nda iki konutun vurulduğunu, bir çocuk ile anne ve babasının öldüğünü, iki çocuğun da yaralandığını bildirdi.
İran: "3 uçak imha edildi, 3 uçak ağır hasar aldı çok sayıda asker öldürüldü"
İran’ın açıklamasında, El-Ezrak’taki F-35 uçaklarının park ve bakım alanlarının hedef alındığı; üç uçağın tümüyle imha edildiği, üç uçağın ağır hasar gördüğü ve ABD askerleriyle teknik personel arasında ölümlerin olduğu öne sürüldü.
Ancak haber ajansları bu kayıp iddialarının bağımsız kaynaklarca doğrulanmadığını duyurdu.
CENTCOM: "Kayıp verilmedi"
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) da İran’ın iddialarını reddederek, saldırıya katılan tüm füze ve insansız hava araçlarının önlendiğini veya hedeflerine ulaşamadığını; hiçbir ABD uçağının imha edilmediğini ya da hasar görmediğini açıkladı.
Ürdün Silahlı Kuvvetleri de ülkeye yönelen 5 İran füzesinin hava savunma sistemleri tarafından engellendiğini bildirdi. Ürdün makamlarından üstten asker ölümü veya uçak kaybı yaşandığına ilişkin bir açıklama gelmedi.
Bu nedenle İran’ın asker ölümleri ve F-35 kayıplarına ilişkin açıklaması, savaşan taraflardan birinin doğrulanmamış bir iddiası niteliğini koruyor.
ABD saldırılarının ardından
ABD ordusu, bu saldırıdan önce İran’da Devrim Muhafızları’na ait komuta merkezleri, füze ve insansız hava aracı tesisleri, kıyı gözetleme sistemleri ve deniz unsurları dahil olmak üzere onlarca hedefi iki saat süren bir bombardımanla vurduğunu açıklamıştı.
Washington, operasyonun İran’ın bir gün önce Ortadoğu’daki ABD kuvvetlerine yönelttiği ve ABD tarafından önlendiği belirtilen füze saldırılarına karşılık olarak gerçekleştirildiğini ileri sürdü. İran ise El-Ezrak saldırısının ABD’nin Keşm Adası’nda sivillerin öldüğü bombardımanına misilleme olduğunu savundu.
Karşılıklı açıklamalar, iki tarafın da kendi askerî harekâtını “misilleme” veya “savunma” olarak düşmanın bir önceki saldırısına dayandırsa da yeni saldırılar, önceki saldırıları bertaraf etmekten çok, yeni bir karşı saldırının gerekçesini oluşturuyor.
Ürdün savaşın içine çekiliyor
El-Ezrak saldırısının temel önemi, ABD ile İran arasındaki çatışmanın yalnızca iki ülkenin askerî hedefleriyle sınırlı kalmadığına dair yeni bir örnek oluşturmasında. Ürdün, ABD güçlerine üs sağlamakla birlikte İran ile doğrudan savaş halinde değil.
İran’ın Ürdün topraklarındaki bir tesisi vurması, ülkenin egemenliğinin ihlali yanında üs çevresindeki askerler ve siviller açısından da doğrudan bir risk yaratıyor. Havada önlenen balistik füzelerin parçaları da yerleşim alanlarına düşerek can kaybına ve maddi zarara yol açabiliyor.
İran aynı gün Kuveyt’te ABD unsurlarının bulunduğu Ali el-Salim Hava Üssü’nü de hedef aldığını açıkladı. Kuveyt Savunma Bakanlığı, İran saldırısında bir Çin şirketine ait binanın isabet aldığını, bir işçinin öldüğünü ve binada ağır hasar meydana geldiğini bildirdi.
ABD’nin bölgedeki üslerini kullandığı ülkeler askerî misillemelerin hedefi haline gelirken, savaşın bedelini çatışmaya doğrudan taraf olmayan işçiler, çocuklar ve bölge halkları ödemeye devam ediyor.
Karşılıklı saldırılar bölgesel savaşı büyütüyor
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a saldırmasıyla başlayan savaş, aylar içinde İran, İsrail, Irak, Ürdün, Kuveyt ve Körfez ülkelerini kapsayan daha geniş bir çatışmaya dönüştü. Saldırılarda binlerce kişi öldü, milyonlarca kişi yerinden edildi.
BM Genel Sekreteri António Guterres, Trump'ın yeniden savaşa döndüğü temmuzun ikinci haftasında "Bu tür bütün saldırılar derhal durmalıdır. Tüm taraflar azami itidal göstermeli, daha fazla tırmanmaya yol açacak adımlardan kaçınmalı ve gerilimi düşürmek için derhal harekete geçmelidir." çağrısında bulunmuştu.
ABD’de de savaşın durdurulması yönündeki itirazlar sürüyor. Demokrat Senatör Tim Kaine, 29 Temmuz’da Senato kürsüsünde İran savaşını “üç bakımdan yasadışı” olarak niteledi ve Kongrenin daha önce ABD kuvvetlerinin çatışmalardan çekilmesi yönünde irade ortaya koyduğunu hatırlattı.
Amerikan savaş karşıtları ağı Win Without War da 27 Temmuz’daki açıklamasında, “Başkan Trump, İranlı sivillere karşı savaş suçları işlemekle tehdit ediyor; ABD askerleri öldürülüyor, enerji fiyatları yeniden yükseliyor — bütün bunlar felaket niteliğindeki, halk desteğinden yoksun ve yasadışı bir savaş uğruna yaşanıyor.” demişti.
(AEK)