“İklim krizi, 2030-2050 yılları arasında yılda yaklaşık 250 bin ölüme yol açacak”
Avrupa, son yılların en etkili sıcak hava dalgalarından biriyle mücadele ediyor.
Haziran ayının son haftasında Fransa, Belçika ve Hollanda’da aşırı sıcaklara bağlı en az 3 bin 700 kişi yaşamını yitirdi. Türkiye’de de etkisini artıran sıcaklıklar nedeniyle can kayıpları daha da artabilir.
Uzmanlar, iklim krizinin artık yalnızca geleceğe ilişkin bir çevre sorunu değil, bugün insan sağlığını doğrudan etkileyen küresel bir kriz olduğuna dikkat çekiyor.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), iklim krizini 21. yüzyılda insan sağlığını tehdit eden en büyük küresel riski olarak tanımlıyor. İklim değişikliğinin, sadece sıcak stresi, yetersiz beslenme, sıtma ve ishale bağlı olarak 2030-2050 yılları arasında yılda yaklaşık 250 bin ilâve ölüme yol açması bekleniyor.
İklim değişikliği yalnızca aşırı sıcaklara bağlı hastalık ve ölümleri artırmıyor; hava kirliliğini kötüleştiriyor, bulaşıcı hastalıkların yayılım alanlarını genişletiyor, temiz suya ve güvenli gıdaya erişimi zorlaştırıyor, ruh sağlığı üzerinde de ciddi etkiler yaratıyor.
Bu nedenle, Türkiye’de faaliyet gösteren Temiz Hava Hakkı Platformu (THHP) ile birlikte, aralarında Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), Lancet Countdown, Our Common Air, Columbia Üniversitesi İklim ve Sağlık Eğitimi Küresel Konsorsiyumu, NCD Alliance, Avrupa Halk Sağlığı Birliği (EUPHA), Küresel İklim ve Sağlık İttifakı (GCHA), 350.org ve Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) de bulunduğu 74 sağlık, bilim, çevre ve hak örgütü, sağlığın iklim politikalarının merkezine yerleştirilmesini destekleyen ortak bir çağrı başlattı.
İklim krizi artık bir halk sağlığı krizi
THHP Koordinatörü Deniz Gümüşel, Avrupa’da yaşanan sıcak hava dalgalarının iklim krizinin sağlık üzerindeki etkilerini görünür kıldığını belirterek şunları söyledi:
“Avrupa’da peş peşe yaşanan sıcak hava dalgaları ve Türkiye’de de yaşanan aşırı sıcaklar, iklim krizinin artık geleceğin değil bugünün halk sağlığı sorunu olduğunu açıkça gösteriyor. Kasım ayında Türkiye’de düzenlenecek COP31 öncesinde en kritik dönemeç olarak kabul edilen Bonn’daki BM İklim Değişikliği Konferansı’nda (SB64) birçok kritik kararın COP31’e bırakılması, Antalya’da düzenlenecek zirvenin sorumluluğunu daha da artırdı. Türkiye’nin COP31 Eylem Gündemi’ne ‘Dinamik ve Dirençli Sağlık Sistemleri’ başlığını dahil etmesini önemli bir adım olarak görüyoruz. Şimdi bu yaklaşımın enerji, ulaşım, sanayi, tarım ve atık yönetimi dahil tüm iklim politikalarına yansıması gerekiyor. Sağlığı merkeze almayan bir iklim politikası, toplumları iklim krizinin etkilerine karşı koruyamaz. Daha temiz hava, daha güvenli kentler ve daha dirençli sağlık sistemleri, iklim eyleminin en somut kazanımları arasında yer alıyor.”
Ölümlerin önüne geçilebilir
COP31 Başkanı Türkiye’ye sunulan uluslararası çağrı ile iklim kriziyle mücadelenin ana ekseninin sağlık olması gerektiğine dikkat çeken uzmanlar, insan sağlığını korumak ve iklim krizinden kaynaklı ölümlerin önüne geçebilmek için öncelikle şu üç adımın atılması gerektiğinin altını çiziyor:
1- Fosil yakıtların sağlık üzerindeki etkileri açık biçimde tanınmalı. Fosil yakıtlar, madencilikten yakmaya kadar tüm yaşam döngüleri boyunca yarattıkları sağlık etkileri dikkate alınarak ‘sağlığa zararlı ürünler’ olarak tanınmalı.
2- Sağlık; enerji, ulaşım, sanayi, tarım, atık ve uyum başta olmak üzere tüm iklim politikalarının merkezinde yer almalı. Sağlığın iklim politikalarına sistematik biçimde entegre edilmesi, iklim kaynaklı sağlık risklerini ve eşitsizlikleri azaltacak ve toplumsal dayanıklılığı güçlendirecek.
3- Sağlık, COP31 Eylem Gündemi’nde bağımsız ve güçlü bir öncelik alanı olarak yer almalı.
Çağrı metnine buradan ulaşabilirsiniz.
Temiz Hava Hakkı Platformu hakkında
Sağlık meslek örgütleri ile çevre ve iklim alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarını bir araya getiren bir platform.
THHP, 2015 yılından bu yana hava kirliliği, halk sağlığı ve iklim değişikliği alanlarında yürüttüğü araştırma ve savunuculuk çalışmalarıyla temiz havanın bir insan hakkı olarak tanınması ve korunması için çalışmaktadır. Platform, sağlığın iklim ve enerji politikalarının merkezinde yer almasını savunmaktadır.
Platform Bileşenleri: Çevre için Hekimler Derneği, Çocuk Alerji İmmünoloji ve Astım Derneği, Greenpeace Türkiye, Halk Sağlığı Uzmanları Derneği, İklim İçin 350 Derneği, İş ve Meslek Hastalıkları Uzmanları Derneği, Temiz Hava Hakkı Derneği, Türk Nöroloji Derneği, Türk Tabipleri Birliği, Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği, Doğal Hayatı Koruma Vakfı - WWF Türkiye, Yeşil Düşünce Derneği, Yuva Derneği, Avrupa İklim Eylem Ağı. (TY)