Doğa Derneği, Hıdırellez dolayısıyla bir açıklama yayımlayarak doğada yaşam hakkına dikkat çekti.
Dernek açıklamasında, Hıdırellez’in yaşamı ve doğanın çoğalmasını hatırlatan bir bayram olduğuna vurgu yaparak bu yılki dileklerinin “avcılığın tamamen yasaklanması” olduğunu ifade etti.
Açıklamada “Hıdırellez, yaşamı çoğaltmayı hatırlatan bir doğa bayramı. Bu yıl dileğimizi avcılığın son bulması, tüm canlıların var olmaya devam etmesi için tutuyoruz. Bütün varlıkların yaşam hakkı anayasal güvence altına alınıncaya kadar yaşamı savunmaya devam edeceğiz,” dendi.
Hıdırellez dileğimiz yaşamdan yana: Avcılık Yasaklansın!
— Doğa Derneği (@DogaDernegi) May 5, 2026
Hıdırellez, yaşamı çoğaltmayı hatırlatan bir doğa bayramı.
Bu yıl dileğimizi avcılığın son bulması, tüm canlıların var olmaya devam etmesi için tutuyoruz.
Bütün varlıkların yaşam hakkı anayasal güvence altına alınıncaya… pic.twitter.com/NnI5JBgojA
Hıdırellez (Ederlezi) hakkında
Anadolu, Trakya ve Balkanlar’da kutlanan geleneksel bir bahar bayramı. Her yıl 5-6 Mayıs tarihlerinde kutlanan gün, baharın gelişiyle birlikte doğanın uyanışını, bereketin artışını ve dileklerin tutulduğu bir zamanı simgeler.
Halk inanışına göre Hızır ve İlyas peygamberlerin yeryüzünde buluştuğu gün olarak da kabul edilir ve Hızır’ın bolluk, bereket ve şifa getirdiğine inanılır.
Hıdırellez’de dilek dileme (kâğıda yazma veya çizme), gül ağacı altına dilek bırakma, ateşten atlama, doğada piknik ve şenlikler düzenleme gibi ritüeller gerçekleştirilir.
Roman toplulukları açısından ise Hıdırellez, yalnızca mevsimsel bir dönüşüm değil; aynı zamanda birlikte yaşama, topluluk olma ve kültürel sürekliliğin güçlü bir ifadesidir. Osmanlı döneminden bu yana özellikle Balkanlar’da ve Türkiye’de Romanlar, Hıdırellez’i kamusal alanlarda müzik, dans ve ritüellerle görünür kılmıştır.
Tarihsel olarak dışlanma ve eşitsizliklerle karşı karşıya kalan Romanlar için Hıdırellez, aynı zamanda geçici bir özgürleşme alanı anlamı taşır. O gün mahallelerde müzik çalar, sokaklar canlanır, birlikte yemekler yenir ve dilekler paylaşılır.
Bu kutlamalar Romanlar için bir bellek taşıyıcısı niteliği de taşır. Geleneksel kıyafetler, kuşaktan kuşağa aktarılan ezgiler ve ritüeller, hem geçmişle bağ kurar hem de kültürel kimliğin devamlılığını güçlendirir. Gül ağacına dilek bağlamak, ateşten atlamak ya da suyla arınmak gibi pratikler, bireysel inançtan çok kolektif kültürün bir parçası olarak yaşatılır.
(TY)

