Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Bakanı Tülay Hatimoğulları, partisinin haftalık Meclis Grup Toplantısı'nda güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
"Yurttaş, seçme ve seçilme hakkının korunmasını istiyor" diyerek iktidara seslenen Hatimoğulları, "Milyonlarca yurttaş, seçilmişlerin, Ekrem İmamoğlu'nun, Figen Yüksekdağ'ın, Selahattin Demirtaş'ın, Can Atalay'ın haksız ve hukuksuz biçimde hapiste tutulduğuna inanıyor ve serbest bırakılmalarını talep ediyor" dedi.
"Bu karanlığı kim büyüttü?"
Gülistan Doku dosyasıyla ilgili yaşanan yeni gelişmeye değinen Tülay Hatimoğulları, yıllardır sonuçlandırılamayan dosyada adaletin sağlanması gerektiğinin altını çizdi:
"Yıllardır beklenen adaletin yerini bulması için hakikaten önemli bir adım atıldı. Gerçekler yıllardır karanlıkta tutuluyor. Bu karanlığı kim büyüttü? Bu karanlığı kim korudu bugüne kadar? Bunların hepsinin hesap vermesi lazım. Bunlar bu karanlık dosyada adı geçen herkes ama herkes gerçekten ucu nereye dokunursa dokunsun ciddi bir biçimde soruşturulmalı ve bu konu karanlıkta kalmamalıdır. Herkes hukuk önünde hesap vermelidir."
Rojin'e ne oldu?
Hatimoğulları, konuşmasına şöyle devam etti:
"Aynı soruşturmanın Rojin Kabaiş için yapılması da son derece önemli. Rojin'e ne oldu? Kimler ve neden korunuyor? Rojin'in akıbetinin açığa çıkmaması için kim ve neden korunuyor? Neler saklanıyor? Bütün bunların açığa çıkması lazım. Rojin'in babası ve ailesi başta olmak üzere yine Türkiye'de kadın hareketi ve biz DEM Parti olarak bu işin sonuna kadar takipçisi olacağız. Rojin için adalet tecelli edene dek mücadelemiz devam edecek. Mücadele etmeye hep beraber devam edeceğiz.
"Geçici ateşkes kalıcılaşmalı"
"İran'ın kentlerine ve Ortadoğu'nun merkezine uçaklardan, dronlardan balistik füzelerden ölüm aktı. Sonuç binlerce sivil ölümü, yıkım, yoksulluk, acı, kan ve barut kokusu altında iki haftalık ateşkesi memnuniyetle karşıladık. Ancak hafta sonu görüşmelerin sürdüğü İslamabad’dan pek olumlu haberler çıkmadı. Ancak bu görüşmenin olumsuz sonuçlanmasına rağmen ateşkesin devam etmesi son derece önemlidir. Geçici ateşkes kalıcılaşmalı; kalıcı ateşkes adil bir barışa dönüşmelidir. ‘Savaşa hayır’ demeliyiz hep beraber.
Beş gün boyunca süren toplantıları hatırlatan Hatimoğulları "Bir yandan ülkenin sorunlarına çözüm üretmek, öte yandan barış sürecini başarıya ulaştırmak için var gücümüzle çalışma kararlılığını bir test daha teyit ettik. İşsizlik, yoksulluk, aşırı pahalılık, ücretin aşırı düşük olması yurttaşın belini kırdı" dedi.
"Yurttaş, seçmen olarak seçme ve seçilme hakkının korunmasını istiyor" ifadelerini kullanan Hatimoğulları konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Kayyımların bir an önce lağvedilmesini, seçilmiş belediye başkanları ve belediye eş başkanlarının görevlerine iade edilmesini istiyor. Yine yurttaş, muhalefete dönük baskıların bitirilmesini istiyor. Bakın, biz DEM Parti olarak yaptığımız yüzlerce buluşmada ve ziyaretlerde, inanın karşımıza çıkan en temel sorunlardan biri budur. Bizim sahadaki deneyimimiz, gözlemimiz ve tespitimiz nettir; bunu buradan ifade ediyorum."
İktidara 'araştırma yap' önerisi
Hatimoğulları, ardından "İktidara önerimdir" diyerek, "Bu konularda gerçekten sahici araştırmalar yapsınlar, anketler yapsınlar, farklı araştırmalar yapsınlar" ifadelerini kullandı.
Hatimoğulları, çözüm sürecine ilişkin ise şu mesajları verdi:
"Bizler, 'demokrasi herkes için' diyerek yola koyulduk. Bizler, barış ve demokratik toplum çağrısının sonuna kadar arkasındayız. Temel odağımız budur. Kim ne derse desin, biz bu odaktan ayrılmayacağız. Ve bizler, demokratik cumhuriyete giden yolu ardına kadar açmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Her yurttaşımızın demokratik bir cumhuriyette yaşama hakkı vardır. Ve bizler, bu topraklarda barışın tesis edilmesi için, demokrasinin tesis edilmesi için, demokratik cumhuriyete giden yolu ardına kadar açmak için ne olursa olsun, ne ile karşılaşırsak karşılaşalım yılmadan, bıkmadan, usanmadan mücadelemize devam edeceğiz."
Taksim yasağı kaldırılmalı
Hatimoğulları, sözlerini 1 mayıs çağrısıyla sonlandırdı:
"Hepinizin malumu, önümüz 1 Mayıs. 1 Mayıs; işçi sömürüsü ve katliamlarına, doğa talanına, kadına yönelik şiddete, Kürt’e reva görülen haksızlıklara, Alevi’ye dayatılan kimliksizliğe, doğayı savunan doğa savunucularına yönelik zulme, LGBTİ+’ların yok sayılmasına karşı hepimizin bir arada durduğu dayanışma ve mücadele günüdür. Bizler bu 1 Mayıs’ta bir umut penceresi açmak istiyoruz.
"İktidar Taksim sendromundan kurtulmalıdır. Bakın, dünya ülkelerinin birçoğunda büyük kentlerin kent merkezleri gösteri alanıdır, böyle kabul edilir. Herkes istediği basın açıklamasını yapar, mitingi yapar. Ama Taksim yasaklandı. Ve Taksim yasağının mutlaka ve mutlaka kaldırılması gerekmektedir. Taksim 1 Mayıs’a açılmalıdır."
(AB)

