Gökçen'den cinsel saldırı davası tepkisi: Sanığın çelişkili ifadeleri var
*Yeni Parti İzmir Milletvekili ve avukat Gökçe Gökçen, Hacettepe Üniversitesi öğrencisi D.K.'nin cinsel saldırı davasını Meclis'e taşıdı. 8 Eylül 2024'te üniversitelerin yelken topluluklarının etkinliğinde yaşanan olayda sanık Y.E.Ö. hakkında Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından beraat kararı verildi.
*Gökçen, tanık beyanları ve Adli Tıp Kurumu'nun cinsel saldırı bulguları ile DNA inceleme sonuçları beklenmeden verilen beraat kararının hukuka uygunluğunu sorguladı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na bildirim yapılmadığını belirtti.
*Adalet Bakanı Akın Gürlek'e soru önergesi sunarak yargılama sürecindeki usulsüzlükleri ve mağdur koruma mekanizmalarındaki eksiklikleri sorguladı. İstinaf başvurusu reddedilen dosya şimdi Yargıtay'da. Gökçen, çözüm için İstanbul Sözleşmesi'ne dönülmesi gerektiğini vurguladı.
Yeni Parti İzmir Milletvekili ve avukat Gökçe Gökçen, Hacettepe Üniversitesi öğrencisi D.K.'nin cinsel saldırı davasına ilişkin yargılama sürecini Meclis gündemine taşıdı.
Yelken etkinliğinde cinsel saldırı davasında beraat: Dosya Yargıtay’da
bianet’e konuşan Gökçen, Meclis’e sunduğu soru önergesi hakkında “Dava sürecinde hukuksuz olduğunu düşündüğümüz kararları farklı cinsel saldırı davalarında da gördüğümüz için konuyu soru önergesi ile gündeme getirmek istedik” dedi.
Gökçen, D.K’nin dava dosyasını incelediğinde davanın hızlı bir şekilde sonuçlandırılması ile “hukuka uygunluk” konusunda endişe yaşadığını söyledi.
Gökçen, dava sürecinde birçok tanığın beyanına ve Adli Tıp Kurumu’nun “cinsel saldırı” bulgularına rağmen beraat kararı verilmesi hakkında “Cinsel saldırıya uğramış olan kadın yargı süreci sonucunda ikinci kez cezalandırılmış gibi görünüyor” dedi.
Gökçen, Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin sanık hakkında “hızlı” bir şekilde beraat kararı verildiğini ve bu kararın üniversiteli kadın öğrencileri de rahatsız hissettirmiş olduğunu söyledi. Avukat Gökçe Gökçen, DNA inceleme sonuçları beklenmeden beraat kararı verildiğini ve sanığın sunduğu ifadelerin “çelişkili” olduğunu söyledi:
“Önce, Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından çok hızlı bir beraat kararı çıktığını gördük. Bu sırada genç kadının duyduğu kadarıyla bu yargılanan sanık çevresine bu davanın bir an önce biteceğine dair paylaşımlar yapmış, DNA inceleme sonuçları beklememiş ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yargı süreci bildirilmemiş. Bununla beraber sanığın çelişkili ifadeleri var. Normalde bir davada karşılaşamayacağımız kadar somut delil ve gösterge olduğunu söyleyebiliriz. Bu sebeple, beraat kararı çıkması üniversiteli öğrencileri rahatsız etti ve öğrenciler arasında da tabii bir takım eylemler de oldu.”
“Tüm bunların tek bir reçetesi var: İstanbul Sözleşmesi”
Gökçen, cinsel saldırıya maruz kalan kadınların taleplerinin karşılanmasının hukuki çözümünün İstanbul Sözleşmesi olduğunu belirtti. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin oy birliği ile kabul ettiği İstanbul Sözleşmesi, kadınları psikolojik, ekonomik, cinsel ve fiziksel şiddetten koruyan uluslararası bir insan hakları sözleşmesi. Gökçen, kadına yönelik şiddet davaları hakkında “İstanbul Sözleşmesi, şiddetin asıl sebebinin toplumsal cinsiyet eşitsizliği olduğunu göstermesi açısından önemliydi” dedi.
“Sistematik bir şekilde karşımıza çıkan ve çok sık tekrarlanan bir şiddet sorununun asıl sebebine inilmediğinde o zaman maalesef sorunu çözmeniz de mümkün olmaz. İstanbul Sözleşmesi'nin bu tespiti ve sözleşmenin hazırlık çalışmaları sırasında kadın mücadelesinin Türkiye'de görülen kadına yönelik şiddet davalarında önemli bir etkisinin olması aslında üzerine dersler alınabilecek bir mesele. Fakat İstanbul Sözleşmesi'nden geri adım atılması ne yazık ki kadına yönelik şiddetin cezasız kalmasına sebep oldu.”
Avukat Gökçen; kadına yönelik cinsel, fiziksel, ekonomik ve psikolojik şiddete karşı önleyici-koruyucu mekanizmaların bütüncül bir şekilde uygulanması gerektiğini belirtti. Bütüncül mekanizmaların hayatın her alanında uygulanması gerektiğini söyleyen Gökçen; iş yaşamı, siyaset, medya ve eğitim hayatının da kadınlar ve kız çocukları için güçlendirilmesi gerektiğini ekledi.
“Toplumsal alanda eşit temsilin güvencelere kavuşması için mücadele edeceğiz”
Yeni Parti’de Milletvekili olan Gökçe Gökçen, parti içerisinde İstanbul Sözleşmesi hükümlerinin ve 6284 numaralı kanunun etkili bir şekilde uygulanacağını söyledi. Gökçen, toplumsal cinsiyet eşitliği ve siyasette eşit temsilin kurumsal güvencelere kavuşması için mücadele edeceklerini ekledi.
“Yeni Parti olarak İstanbul Sözleşmesi'ne geri döneceğiz. İstanbul Sözleşmesi'nin ve 6284 sayılı kanunun bütün hükümleri eksiksiz bir şekilde uygulanacak. Hepsinden önemlisi bütüncül politikalarla toplumsal cinsiyet eşitliği desteklenecek. Siyasette de eşit temsilin kurumsal ve hukuksal güvencelere kavuşması için bir mücadelemiz olacak.”
Gökçen, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e şu soruları yöneltti:
-Hacettepe Üniversitesi öğrencisi D.K.'nin şikayeti üzerine yürütülen yargılamada, Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na herhangi bir bildirim yapılmış mıdır? Yapıldıysa hangi tarihte yapılmıştır?
-Söz konusu dosyada yargılanan Y.E.Ö. hakkında yürütülen yargılama sürecinde, dosyanın istinaf incelemesini gerçekleştiren Denizli Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili ceza dairesi tarafından ilgili Bakanlığa bildirimde bulunulmuş mudur? Eğer bildirim yapılmış ise, bu bildirimin olay tarihi ve yargılama süreci dikkate alındığında gecikmeli yapılmasının gerekçesi nedir? Bildirim yapılmamış ya da geç yapılmış ise, bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen hâkimler hakkında herhangi bir idari veya disiplin soruşturması başlatılmış mıdır? Bildirim yapılmaması ya da gecikmeli yapılması durumunda mağdurların sosyal destek hizmetlerine erişiminde ne tür aksaklıklar yaşandığına dair Bakanlığınız tarafından hazırlanmış bir rapor var mıdır?
-Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlara ilişkin yargılamalarda, mahkemelerin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na bildirim yükümlülüğüne ilişkin uygulama nasıl denetlenmektedir? Son beş yıl içinde benzer nitelikteki davalarda ilgili Bakanlığa bildirim yapılmadığı veya geç yapıldığı tespit edilen kaç dosya bulunmaktadır? Bu dosyalarla ilgili hangi işlemler yapılmıştır?
-Mağdurların korunması ve destek mekanizmalarının etkin işletilmesi amacıyla, yargı makamları ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı arasındaki koordinasyonu güçlendirmeye yönelik bir çalışma yürütülmekte midir?
-Delillerin değerlendirilmesi açısından; DNA'ya dair inceleme sonuçları beklenmeden, dikkate alınmadan hüküm kurulmasının hukuki dayanağı nedir? Bu durum, adil yargılanma ilkesi açısından Bakanlığınızca uygun görülmekte midir?
-Adli Tıp raporları, tanık beyanları ve diğer deliller değerlendirilmeksizin hüküm kurulmasına ilişkin herhangi bir idari inceleme başlatılmış mıdır? Mağdurun korunmasına yönelik tedbirlerin uygulanması sürecinde mahkemeler ile kolluk ve sosyal hizmet birimleri arasında yaşanan koordinasyon eksikliklerine ilişkin Bakanlık kayıtlarına yansıyan somut veriler nelerdir? Bu kapsamda son yıllarda tespit edilen aksaklıklara ilişkin Bakanlığınızca yürütülen herhangi bir inceleme, raporlama veya idari düzenleme çalışması bulunmakta mıdır?
Ne olmuştu?
ODTÜ, Bilkent ve Hacettepe üniversitelerinin yelken topluluklarının 8 Eylül 2024’te düzenlediği ortak etkinlik sırasında yaşandığı belirtilen nitelikli cinsel saldırı davasında sanık Y.E.Ö hakkında beraat kararı verildi.
Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi, dosyada yer alan adli tıp raporları, tanık beyanları ve bilimsel mütalaalara rağmen sanığın cezalandırılmasına yer olmadığına hükmetti. Karara yapılan istinaf başvurusu da reddedildi. Dosya Yargıtay’a taşındı.
(EÖ/EMK)