2027 cumhurbaşkanlığı yarışı öncesinde Fransa’daki 2026 belediye seçimleri, ülkenin siyasal yönelimine ilişkin tüm ülkeyi kapsayan bir kamuoyu yoklaması oldu: İkinci turda ortaya çıkan tabloya göre büyük kentlerde sol ittifak ve ana akım partiler faşizmin yürüyüşünü durdururken proto faşist Ulusal Birlik kimi orta büyüklükteki kentlerde ve sembolik hedeflerde mevzi kazandı.
Paris, Marsilya ve Le Havre solda kaldı
Paris’te Sosyalist Emmanuel Grégoire’in kazanması, Marsilya’da Benoît Payan’ın yeniden seçilmesi ve Le Havre’da Édouard Philippe’in koltuğunu koruması, pazar gecesinin en dikkat çekici sonucuydu.
Ancak sağ ve protofaşist ittifakı Nice’te Éric Ciotti’nin zaferiyle en görünür sembolik kazanımını elde etti. Reuters’ın çıkarttığı genel bilançoya göre Rassemblement National (Ulusal Birlik-RN) büyük kentlerde umduğunu bulamadı ama siyasal ağırlığını da tam olarak kaybetmedi.
Düşük katılım
Seçimin en çarpıcı maddi göstergelerinden biri düşük katılımdı. Fransa İçişleri Bakanlığı verilerine göre ikinci turda katılım oranı yüzde 57,82’de kaldı; seçmenlerin yüzde 42,18’i sandığa gitmedi.
Le Monde bu oranı, 2014’teki son belediye seçimlerinin ikinci turuna oranla 4 puandan fazla düşük bir katılım olarak değerlendirdi. İlk turda da katılım yaklaşık yüzde 57,1 düzeyindeydi. Sonuçlar, seçimin ülke çapında yoğun bir siyasal kutuplaşma yarattığını ancak bu gerilimin sandığa daha yüksek katılım halinde yansımadığını gösteriyor.
Sol birinci güç olarak çıktı
Oy bloklarının toplamının karşılaştırılmasından solun, en azından ölçülebilen belediyelerde, ülke çapında birinci blok olarak çıktığı görülüyor. Le Monde’un İçişleri Bakanlığı verilerinden hareketle yaptığı nüfusu 3.500’ü aşan 3.300’den fazla belediyeyi kapsayan toplulaştırmasına göre, iki turun toplamında sol blok yaklaşık 9,2 milyon oy aldı. Anaakım sağ yaklaşık 8,7 milyon oyda kaldı. Merkez yaklaşık 3,8 milyon, faşist sağ ise yaklaşık 2,5 milyon oy topladı. Radikal solun oy toplamı da yaklaşık 1,2 milyon olarak hesaplandı.
Bu tablo, salt ulusal oy toplamı açısından bakıldığında solun önde olduğunu, fakat sağın ve protofaşist sağın yerel seçim haritasında küçümsenemeyecek bir görünürlük elde ettiğini gösteriyor. Bu sayıları tüm ülkenin “yekpare ideolojik bilançosu” değil, bir politik odağa bağlanabilen belediyeler üzerinden çıkarılmış takribi bir güç dağılımına işaret ediyor.
Solun toplam oyu sağın elindeki belediye sayısı yüksek
Le Monde’un grafik analizine göre nüfusu 14 binin üzerindeki kentlerde hem Sosyalist Parti hem de Cumhuriyetçiler (Les Républicains) geriledi; buna karşılık protofaşist sağın yönettiği belediye sayısı belirgin biçimde arttı. Başka bir deyişle, sol toplam oyda önde olsa da, protofaşist sağ yerel iktidar alanını genişletmede dikkat çekici bir ilerleme kaydetti. Bu sonuçlar 2027’ye giderken Fransa'da yalnızca oy oranlarının değil, belediye ağlarının, yerel kadroların ve sembolik kent zaferlerinin de belirleyici olacağını gösteriyor.
Paris ve Marsilya solun moralini yükseltti
Paris ve Marsilya sonuçları, ana akım ve sol partiler için moral üstünlük yaratan başlıca gelişme oldu. Paris’te Grégoire’in zaferi, başkentte solun 25 yıllık yönetimini bir dönem daha ileri taşıdı. Marsilya’da aşırı sağın ilk turdaki iddialı çıkışına karşın Benoît Payan’ın seçimi kazanması, RN’nin büyükşehir eşiğini hâlâ aşamadığını gösterdi. Toulon ve Nîmes gibi hedeflerde de benzer biçimde iki turlu sistem ve yerel ittifaklar protafaşist sağın önünü kesti. Seçimlerin en net siyasal mesajlarından biri, RN’nin Fransa genelinde birinci güç olma iddiasını korumakla birlikte büyük kentlerde hâlâ güçlü bir “cumhuriyetçi barikatla” karşı karşıya olduğuydu.
Sağın Nice zaferi
Buna karşılık Nice sonucu, sağ blok içindeki yeniden dizilişin habercisi olarak okunabilir. Éric Ciotti’nin zaferi yalnızca bir belediyenin el değiştirmesiyle sınırlı değil. Bu klasik sağ ile protofaşist aşırı sağ arasında son yıllarda gelişen geçişkenliğin somut bir ifadesi. Bu zafer, Marine Le Pen ve Jordan Bardella çizgisi için dolaylı bir siyasal kazanç oldu: RN her yerde doğrudan kazanmasa da, onun çizgisine yaklaşan şahsiyetler üzerinden yerel meşruiyet alanını büyütmüş oldu. Euronews ve Le Monde da aşırı sağın kazanımlarını “eşitsiz ama tarihsel ölçekte kayda değer” olarak değerlendirdi.
Macron ve merkezciler için tablo karışık
Bordeaux ve Annecy gibi kentlerde merkez açısından önemli başarılar elde edildi; ancak Macronculuğun ülke çapında güçlü bir belediye dalgası yarattığı söylenemez. Üstelik Macron’un destek verdiği bazı simge adaylar kaybetti. Bu sonuçlar, Macron kampının hâlâ tamamen çözülmediğini, fakat siyasal etkisini daha çok yerel ittifaklar ve sağa açılma üzerinden korumaya çalıştığını gösteriyor. Bu eğilim, Macron sonrası dönemde merkezin bağımsız bir kutup olmaktan çok, sağ ve merkez sağ arasında konumlanan bir ara alan haline gelebileceğine işaret ediyor.
Édouard Philippe'in zaferi özellikle önemli
Seçimin bir başka büyük kazananı Édouard Philippe oldu. Le Havre’da yeniden seçilmesi, onu 2027 cumhurbaşkanlığı yarışı için daha ciddi bir aday haline getirdi. Kamuoyu yoklamalarında ikinci tura kalma ihtimali yüksek görülen Philippe, bu yerel zaferle yalnızca belediye başkanlığını korumakla kalmadı aynı zamanda “Macron sonrası düzeni” merkez sağ bir çizgide toparlama iddiasına da yeni bir dayanak ekledi. Buna karşılık François Bayrou’nun Pau’da kaybetmesi, Fransız merkez siyasetinin eski ağırlık merkezlerinden birinin daha çözüldüğünü düşündüren sembolik bir yenilgi oldu.
Bilanço: Ne sol için tam zafer, ne de sağ için açık hezimet
Fransa’da belediye seçimleri düşük katılımla geçti; oy toplamında sol blok klasik sağın önüne çıktı; büyük kentlerde sol ve ana akım partiler aşırı sağın önünü kesti; ama aşırı sağ ve onunla eklemlenen sağ figürler, özellikle bazı kentlerde yerel güçlerini artırdı. Sonuçta seçimler ne sol için tam bir zafer, ne de sağ için açık bir hezimet oldu. Ortaya çıkan asıl önemli sonuç, Fransa’nın 2027’ye giderken üçlü bir dengeye girmesi oldu: Büyük kentlerde hâlâ güçlü bir merkez-sol ve cumhuriyetçi direnç, yerel haritadaki konumlanışını koruyan klasik sağ ve toplumsal ağırlığını yerel kazanımlara çevirmeye çalışsa da büyükşehirler eşiğinde zorlanan aşırı sağ.
(AEK)

