Irak Dışişleri Bakanlığı, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın "iç işlerine müdahale" ve iki ülke arasındaki ilişkilere "hakaret" olarak değerlendirdiği açıklamalarının ardından çarşamba günü Türkiye'nin Bağdat Büyükelçisi Enil Bora İnan'ı bakanlığa çağırdı.
"Irak'ın içişlerine müdahale" iddiası
Dışişleri Bakanlığı Büyükelçiye "medyada dolaşan açıklamalardan duyduğu hoşnutsuzluğu" dile getirerek, bunların "Irak ile Türkiye arasındaki dostane ilişkilere bir hakaret, Irak'ın iç işlerine müdahale ve diplomatik normların ihlali" olduğunu vurguladı.
Lübnan'da yayımlanan İran yanlısı El Ahbar gazetesi, “Irak Dışişleri Bakanlığı İkili İlişkilerden Sorumlu Müsteşarı Büyükelçi Muhammed Hüseyin Bahr el-Ulum['un], söz konusu açıklamaların Irak ile Türkiye arasındaki köklü dostane ilişkilere zarar verdiğini ve diplomatik protokolün ihlali anlamına geldiğini belirterek Bağdat’ın güçlü rahatsızlığını dile getirdi[ğini]" yazdı.
Haberde Bahr el-Ulum'un, "anayasal ve demokratik bir devlet olan Irak’ın, farklı siyasi sistemlere sahip ülkelerle eş tutulamayacağını" vurguladığı belirtildi.
Irak: "Sincar kendi iç meselemiz"
“Sincar ve Irak topraklarına ilişkin diğer konuların tamamen ulusal meseleler olduğunu, Irak’ın kendi öncelikleri ve iç mekanizmaları çerçevesinde yönetildiğini" söyleyen Bahr-El Ulum, "Bağdat’ın, bu konular üzerinden çözüm dayatma ya da siyasi ve askeri nüfuz sağlama girişimlerini kesin bir dille reddettiğini” söyledi.
Türkiye’nin Bağdat Büyükelçisi Anıl Bora İnan'ın da, Fidan’ın açıklamalarının "çeviri hatası" nedeniyle yanlış yorumlandığını bildirdiği haber verildi. İnan, “Bakan’ın Irak’ın içişlerine ya da vatandaşlarına değil, Irak’ta faaliyet gösteren PKK unsurlarına atıfta bulunduğunu” söylediği açıklandı.
Dışişleri: "İfadeler bağlamından koparıldı"
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, X sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Fidan'ın bir televizyon kanalında verdiği mülakattaki "ifadelerinin bağlamından kopartılarak Irak’ın içişlerine karışıldığı iddiasıyla çarpıtılmasını reddediyoruz." dedi.
Keçeli sosyal medya paylaşımında şunları söyledi:
“Sayın Bakanımızın 9 Şubat 2026 tarihinde bir televizyon kanalında verdiği mülakattaki bazı ifadelerinin, Irak’ta kimi medya kuruluşlarınca çarpıtıldığı anlaşılmaktadır.
Irak’la son dönemde güvenlik ve terörle mücadele dahil hemen her alanda tesis ettiğimiz kurumsal, yapıcı ve verimli iş birliğini önümüzdeki süreçte daha da ilerletmeyi hedeflediğimizi her vesileyle vurguluyoruz.
Sayın Bakanımızın söz konusu mülakatta sarf ettiği ifadeler, bu iş birliği anlayışından hareketle, Sincar, Mahmur ve Kandil başta olmak üzere Irak topraklarının bir bölümüne yuvalanmış olan PKK terör örgütünün, Irak’ın toprak bütünlüğü ve güvenliği için de oluşturduğu tehdide dikkat çekmeye matuftur.
Fidan ne demişti?
Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, ve Bağdat Büyükelçisi'nin çeviri yanlışları nedeniyle yanlış anlaşıldığını ifade ettikleri Türkçe konuşmada Hakan Fidan Suriye'de SDG ve Şam yönetimi arasındaki gerilimleri hatırlatarak Irak'taki PKK varlığının nasıl sona erdirilmesi gerektiği ve Irak hükümetinin ne yapması gerektiğiyle ilgili olarak şunları söylemişti:
"Irak hükümeti topraklarının başka bir silahlı unsur tarafından işgaline izin veriyor"
"Bu işin bir de Irak ayağı var. Suriye ayağı bittikten sonra Irak ayağı var. İnşallah Irak'ta buradakinden ders çıkartırlar da daha akıllı bir karar alırlar ve oradaki geçiş daha kolay olur."
Dışişleri Bakanı, PKK'nin sivil organlarının Mahmur'da, askeri unsurlarının Sincar'da, komuta unsurlarının ise Kandil'de konuşlandığını söyledi.
Örgütün Kuzey Irak'ta Türk ordusunun bulunduğu noktalara yakın Gare bölgesinde de varlık gösterdiğini belirten Fidan, PKK'ye karşı askeri harekat ihtimalini gündeme getirdi.
Sincar'ın etrafının İran destekli Haşdi Şabi adlı milis güçler tarafından çevrelendiğini söyleyen Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Haşdi Şabi karadan ilerleyip biz havadan harekat yaptığımız zaman, olay iki veya üç gün. Fazla bir süresi yok. Bu kadar basit bir askeri operasyon."Ama burada bu irade şu anda yok. Irak hükümeti kendi topraklarının başka bir silahlı unsur tarafından işgal edilmesine izin verir bir durumda. Bunu kendisinin bir milli güvenlik tehdidi olarak algılamıyor."
(AEK)

