SUÇLAMA: YASA DIŞI BAHSE TEŞVİK
Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Saran'a 2 yıl 6 ay hapis
İstanbul 23. Asliye Ceza Mahkemesi, bugün karara bağladığı davada Sadettin Saran ve Alan Kenan Saran'a yasa dışı bahse teşvikten 2 yıl 6'şar ay hapis cezası yanında ayrıca 562 bin 500’er lira adli para cezasına da hükmetti.
Aynı dosyada yargılanan Emre Eren ve Azade Zeynep Haksal ise beraat etti.
Saran davayı istinafa götürecek
Türkiye’de spor yayıncılığı, yasa dışı bahis reklamları ve yayıncı kuruluşların cezai sorumluluğu konusunu yeniden gündeme taşıyan Saran ve kardeşi hakkındaki mahkûmiyet kararı kesin değil. Saran’ın vekili, kararın istinafa taşınacağını ve hukuki sürecin sonuna kadar sürdürüleceğini duyurdu.
Dava, Saran İnternet Televizyon Yayıncılık A.Ş. bünyesinde hizmet veren S Sport platformunda bazı futbol karşılaşmalarının yayını sırasında yasa dışı bahis reklamlarının ekrana gelmesi üzerine açılmıştı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı iddianamesinde, sanıkların “kişileri reklam vermek ve sair surette spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis ya da şans oyunlarını oynamaya teşvik etmek” suçundan cezalandırılmasını istemişti.
Tartışmalı karar
İstanbul 23. Asliye Ceza Mahkemesinin kararı aynı kapsamda görülen başka davalarla hemen hemen aynı zamanda ancak çelişik hükümlerle sonuçlanmış olması nedeniyle hızla daha geniş bir hukuki tartışmasının parçası haline geldi.
İstanbul 25. Asliye Ceza Mahkemesi 2 Haziran 2026’da karara bağladığı davada TV8 ve Exxen kanallarında yayımlanan bazı futbol maçlarında yasa dışı bahis reklamı yapıldığı iddiasıyla yargılanan Acun Ilıcalı ve diğer 7 sanık hakkında beraat kararı vermişti. Mahkeme, kararını sanıkların suç işleme kastıyla hareket ettiğine dair yeterli ve kesin delil bulunmadığı gerekçesine dayandırmıştı.
Dolayısıyla Saran davasından çıkan mahkûmiyet kararı, aynı tür yayıncılık faaliyetini değerlendiren iki mahkemenin “kast”, “yayına müdahale imkânı” ve “mecra sorumluluğu”nu farklı değerlendirmelerinin "eşitlik ilkesi" kapsamında nasıl grçekleşebildiğini tartışma konusu haline getirdi.
Saran'ın savunması
Ocakta görülen duruşmasında Saran, yurt dışından alınan spor yayınlarında ekrana gelen saha içi ya da sanal reklamların Türkiye’deki yayıncı tarafından üretilmediğini, yayına sonradan müdahale imkânlarının bulunmadığını savundu. “Bizim hiçbir şekilde yasa dışı bahisi özendirme faaliyetimiz yoktur” diyen Saran, dışarıdan gelen sinyale müdahalelerinin teknik olarak mümkün olmadığını, böyle bir müdahalenin yayını izlenemez hale getireceğini öne sürdü.
Alan Kenan Saran da benzer biçimde, yayıncı kuruluşun futbol müsabakasının yayın hakkını satın aldığını, saha içindeki pano reklamlarının ya da yayın sinyaline gömülü unsurların maçın oynandığı ülke ve ilgili lig organizasyonlarıyla bağlantılı olduğunu savundu. Savunmaya göre Türkiye’deki son yayıncı, canlı yayında bu reklamları tek tek ayıklayabilecek ya da alternatif sinyal yaratabilecek fiili ve teknik bir konumda değildi.
Mahkeme savunmayı geçerli görmedi
Mahkeme bu savunmaya karşın Sadettin Saran ve Alan Kenan Saran'ı mahkum ederken yargılanan şirket yöneticilerinden Emre Eren ve Azade Zeynep Haksal’ın beraatine hükmetti. Mahkemenin bu ayrımı hangi kast, teknik müdahale imkânı ve yönetsel sorumluluk çerçevesinde temellendirdiğini gerekçeli kararında ortaya koyması bekleniyor.
Yolu Ticaret Bakanlığı açtı
Dava sürecinin kaynağında Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu’nun 2024’te S Sport bağlantılı içerikler için verdiği idari para cezası var. Reklam Kurulu, YouTube’da yayımlanan maç özetlerinde yasa dışı bahis sitesi reklamlarının yer aldığı, bu reklamların teknoloji kullanılarak görüntüye eklendiği ve bazı içeriklerde Türkçe ifadeler ile Türk bayrağı görseli kullanılarak Türkiye’deki izleyicilerin hedeflendiği yolunda saptamalarda bulunmuştu. Kurul, yayıncı kuruluşun “mecra kuruluşu” sıfatıyla sorumlu olduğunu belirterek 6 milyon lira idari para cezası vermişti.
Kast unsuru
Ceza davası ise idari sorumluluğun ötesinde yayıncı ve şirket sahipleri bakımından ceza hukuku çerçevesinde kast ve teşvik unsurunun oluşup oluşmadığı sorusuna yanıt arıyor. Savunma “teknik müdahale imkânsızlığı” tezityle suçun manevi unsuru olan kastın mevcut olmadığını ileri sürüyor. Kararın adil yargılanma boyutu da bu çerçevede önem kazanıyor.
Kararın yankıları ve imaları
Türkiye futbol liglerinde yasa dışı bahis ve şike iddiaları üzerine yürütülen soruşturmalar, hakemlerden yorumculara, kulüp yöneticilerinden futbolculara kadar geniş bir çevreyi etkiledi. Bu süreçte Saran’a verilen ceza, yalnızca bir medya-yayıncılık davası olarak değil, profesyonel sporun bahis ekonomisiyle karmaşık ilişkisinin yargı ve etik alanında hükme bağlanması açısından da önem kazanıyor.
Kararın Fenerbahçe açısından da siyasal ve sportif yankıları olacak. Saran’ın kulüp başkanlığı göreviyle bağlantılı tartışmaların sürdüğü, kulübün olağanüstü kongre sürecine hazırlandığı bir dönemde verilen mahkûmiyet kararı, seçim atmosferini doğrudan etkileyebilir. Karar kesinleşmediği için henüz hukuki bir sonucu olmasa da kulübe yönelik kamuoyu algısı ve kulüp içi güç dengeleri bakımından Saran’la birlikte hareket eden üyelerin konumlarının zayıflaması mümkün.
Ancak ilk derece mahkemesinin verdiği ceza, istinaf denetimine açık. Üst mahkeme, hem teknik delillerin değerlendirilmesini hem kast unsurunun kurulup kurulmadığını hem de savunma hakkına ilişkin usul itirazlarını yeniden ele alacak.
(AEK)