Alfa Yayın Grubu (Everest, Kapı, Artemis, Büyülü Fener, Mona) bünyesindeki Everest Yayınları’nda çalışan emekçiler, ofisteki su baskını sonrası oluşan ağır hasara rağmen çalışmaya zorlandıklarını duyurdu.
Yayınevi Emekçileri Platformu’nun açıklamasına göre, ofisin “tamamen çalışılamaz durumda” olmasına karşın çalışanlar, güvenlik önlemleri alınmadan işbaşı yapmaya zorlandı.
Açıklamada, ayrıca bu koşullarda ofiste çalışmak istemeyen emekçilerin, işten çıkarılma tehdidiyle karşı karşıya bırakıldığı iddia edildi.
“‘Tavanı çökmüş’, yangın tehlikesi bulunan ofis”
Platformun açıklaması şöyle:
“Nefes alamıyoruz! Alfa Yayın Grubu (Everest, Kapı, Artemis, Büyülü Fener, Mona) bünyesindeki yayınevlerinde, yayınevi emekçilerinin canını hiçe sayan bir olay gerçekleşmiştir. Su baskını nedeniyle yayınevi ofisi tamamen çalışılamaz durumda olmasına rağmen yayınevi emekçileri yayınevi patronları tarafından canları hiçe sayılarak hiçbir çalışma emniyeti olmayan ‘tavanı çökmüş’, yangın tehlikesi bulunan ofiste çalışmaya zorlanmış, yayınevi emekçileri ise işten çıkarılmakla tehdit edilmiştir.
“Çalışma koşulları ivedilikle düzeltilmeli, işyerinde insani koşullar sağlanana kadar evden çalışma düzeni sürdürülmelidir. Yayınevi Emekçileri Platformu olarak yayınevlerinde insani çalışma koşulları sağlanana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Tüm yayınevi çalışanlarını ve okurlarımızı bu duruma ses vermeye, dayanışmaya çağırıyoruz. Yayınevi emekçileri yalnız değildir!”
Alfa Yayın Grubu'nun ( @alfakitap ) editörlerini çalışmaya zorladığı ofis...
— Yayınevi Emekçileri Platformu (@yayineviemekci) March 25, 2026
Üstelik bugün bir yayınevi emekçisi arkadaşımızın "cam açtığı için" işten çıkarıldığını öğrendik.
Soruyoruz, burası "iş güvenliği"ne uygun mudur? @isigmeclisi @turkyaybir #NefesAlamıyoruz https://t.co/AaxF7cg7lS pic.twitter.com/DNSaJTPxeu
“Ortalığı karıştırmaya gerek yok”
Everest Yayınları Koordinatörü Sonat Yurtçu da 24 Mart’ta sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, şöyle dedi:
“Yayınevinde yaşanan su baskın sebebiyle tavanlar çökmüş ve bütün elektrikli aletler tehlike arz ederken bizlere ofiste çalışmamız gerektiği söylenmiştir. Yayın yönetmeninin inisiyatif almasıyla 23.03.2026 tarihinde evlerden çalışabileceğimiz belirtilmişti. 24.03.2026 tarihindeyse tekrar işe gelmemiz gerektiğine dair insan kaynaklanndan bir e-posta aldık. Gittiğimizdeyse binada yoğun bir rutubet kokusu vardı ve içeride duramıyor, nefes almakta zorlanıyordum. Aynca bütün binada hâlâ elektrik sebebiyle yangın tehlikesi de devam ediyor. Şu an binada bulunanlar tehlikeli bir ortamda çalıştınlmaktalar.
“Ofislerimizde pencere olmamasından dolayı yayın yönetmenin odasında çalışırken, pencereyi açtığım gerekçesiyle işten çıkanlmakla tehdit edildim. Yayınevi sahibi Vedat Bayrak’tan, ‘Ortalığı karıştırmaya gerek yok, camları açıyormuşsun, böyle olacaksa erkenden yolları ayıralım,’ denilen bir telefon aldım. Ben de bunun karşısında ofisten çıktım. Bugünden itibaren Everest Yayınları’yla bütün ilişiğim kesilmiştir.”
Alfa’dan yanıt: “İddialar asılsız”
Alfa Yayın Grubu ise bugün, iddialara ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı.
“Kurumumuza ve çalışanlarımıza kadar uzanan asılsız iddiaların bir karalama kampanyasına dönüştürülmesini iyi niyetten uzak buluyoruz,” denilen açıklamanın tamamı şöyle:
“Bayram tatilinde Cağaloğlu binamızda yaşanan talihsiz su baskını sonrası yürütülen çalışmalar hakkında sizleri bilgilendirmek isteriz. Pazartesi günü, ekip arkadaşlarımızın güvenliğini ve huzurunu önceliklendirerek mesaiye başlanmasına izin vermedik ve herkesi evlerine yönlendirdik. Teknik ekiplerimizin yoğun çalışması sonucu salı günü binamızın büyük bir kısmını yeniden faaliyete geçirdik. Ancak çalışma alanları tam olarak kurumayan Everest Yayınları ekibimizin bu süreci evlerinden sürdürmelerine karar verdik.
“Bu süreçte üzülerek gözlemlemekteyiz ki; tamamen teknik bir aksaklıktan ibaret olan bu durum, geçmişteki bazı ihtilaflı konularla bağdaştırılarak amacını aşan bir boyuta taşınmak istenmektedir. Yaşanan bu olay özelinde, kurumumuza ve çalışanlarımıza kadar uzanan asılsız iddiaların bir karalama kampanyasına dönüştürülmesini iyi niyetten uzak buluyoruz.
“Sosyal medyada dolaşan fotoğraflar baskının yaşandığı ilk saatlere ait olup, mevcut durumumuz normale dönmüştür. Binamızda herhangi bir tehlike söz konusu değildir. Hassasiyetiniz için teşekkür eder, ofisimizin her türlü ziyarete açık olduğunu belirtmek isteriz.” (TY)

