AFRİKA BOYNUZU'NDA SEÇİM
Etiyopya: Asıl sorun Tigray, ama Tigray'da sandık kurulmayacak
Etiyopya, 1 Haziran'da genel seçimler için oy kullanacak. Sonuçlar şimdiden az çok belli: Başbakan Abiy Ahmed'in Refah Partisi'nin parlamentodaki üstünlüğünü koruması bekleniyor. Ancak seçimler dolayısıyla en çok merak edilen, iktidarın el değiştirip değiştirmeyeceğinden çok, Etiyopya’da devletin son yıllarda sürüklendiği krizleri yönetmeye başlayıp başlayamayacağı.
Etiyopya yaklaşık 136 milyon nüfusuyla Afrika'nın Nijerya'dan sonra en kalabalık ülkesi ve Afrika Boynuzu'nun ekonomik ve siyasal merkezi. Yaklaşık 150 milyar dolarlık GSYH’siyle ülke, açık ara bölgenin en büyük ekonomisine sahip. Ancak Etiyopya, son beş yılda Tigray (Tigre) savaşı, Amhara'daki silahlı ayaklanmalar, Oromiya'daki çatışmalar ve Eritre ile yeniden baş gösteren gerilimler nedeniyle ağır bir istikrarsızlık döneminden geçti.
Bu bakiye nedeniyle seçimler ülkenin her yerinde yapılamıyor. Tigray bölgesi seçim sürecinin dışında bırakılırken, Amhara ve Oromiya'nın bazı kesimlerinde de güvenlik sorunları nedeniyle oy verme işlemi gerçekleştirilemiyor. Buysa, seçimlerin en karakteristik çelişkisi: Devlet ülke ölçeğinde meşruiyetini yenilemek istese de, egemenliğinin en fazla tartışıldığı bölgelerde sandık kuramıyor.
Başbakan Abiy Ahmed'in zaferinin büyük ölçüde garanti edilmiş olduğunun düşünülmesinin nedeni de bu. Muhalefet parçalı durumda. Bazı muhalif hareketler seçimleri boykot ederken, bazılarıysa örgütsel olarak bu güçten uzaklar. Dolayısıyla seçimlerde yanıt aranan soru "kim kazanacak?" değil, Addis Ababa’daki yönetimin ülkenin tamamında meşruiyetini kabul ettirip ettiremeyeceği.
Tigray neden seçimin merkezinde?
Üç gün sonra yapılacak seçimin arka planında Etiyopya'nın nasıl yönetileceğine ilişkin büyük bir tartışma yatıyor: Ülke, uzun yıllar farklı halklara geniş özerklikler tanıyan bir etnik-federal sistemle yönetildi. Abiy Ahmed ise göreve geldiğinden bu yana merkeziyetçiliği ağır basan bir devlet modeli yerleştirme çabasında.
Bu nedenle Tigray yalnızca bir güvenlik sorunu olarak öne çıkmıyor. Aynı zamanda merkezi devlet ile bölgesel özerklik arasındaki mücadelenin de simgesi haline gelmiş durumda. Savaş sona ermiş olsa da Tigray'ın statüsü, bölgesel yönetimlerin yetkileri ve federal merkezin iktidarına ilişkin tartışmalar sürüyor.
1 Haziran’da Tigray'da sandık kurulamaması, yalnızca güvenlik gerekçesiyle açıklanabilecek bir teknik sorun değil. Aynı zamanda Etiyopya'nın en büyük siyasal krizinin henüz çözülmediğinin de göstergesi.
Tigray Savaşı ve Eritre meselesi
Tigray Savaşı, 2020-2022 yılları arasında Etiyopya federal hükümeti ile Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) arasında yaşandı. Uzun yıllar Etiyopya siyasetinin en güçlü aktörlerinden biri olan TPLF, Başbakan Abiy Ahmed'in daha merkezi bir devlet kurma projesine karşı çıktı. Çatışmalara Eritre ordusu ve Amhara güçleri de katıldı.
İki yıl süren savaş yüz binlerce kişinin ölümüne, milyonlarca insanın yerinden edilmesine ve Afrika'nın son yıllardaki en büyük insani krizlerinden birinin ortaya çıkmasına yol açtı. 2022 Pretoria Anlaşması çatışmaları durdurdu; ancak Tigray'ın statüsü, silahlı güçlerin geleceği ve federal merkezle ilişkileri konusundaki anlaşmazlıklar devam ediyor.
Eritre'nin rolü de bu nedenle kritik. 1993'te Etiyopya'dan ayrılarak bağımsız olan ülke, Kızıldeniz kıyısındaki stratejik konumu nedeniyle bölgesel dengelerde ağırlık taşıyor. Başbakan Abiy Ahmed 2018'de Eritre ile barışarak Nobel Barış Ödülü'nü kazanmıştı. Ancak Tigray Savaşı sonrasında ilişkiler yeniden gerildi.
Son dönemde Etiyopya'nın Kızıldeniz'e yeniden erişim arayışları ve Somaliland üzerinden liman elde etme girişimleri, Eritre ile Somali'de yeni kaygılar yarattı. Bu nedenle Etiyopya seçimleri yalnızca iç politika açısından değil, Afrika Boynuzu'nun geleceği açısından da önem taşıyor.

Abiy Ahmed'in projesi
Abiy Ahmed'in siyasal projesi özünde Etiyopya'yı daha merkezileşmiş bir devlet haline getirmekti. Refah Partisi de bu amaçla kuruldu. Abiy'nin destekçileri, etnik-federal sistemin ülkeyi sürekli bir parçalanma tehlikesiyle karşı karşıya bıraktığını savunuyor. Onlara göre güçlü bir merkez olmadan Etiyopya'nın bir arada kalması mümkün değil.
Muhalifler ise tam tersini düşünüyor: Abiy'nin politikaları, farklı halkların onlarca yıllık siyasal kazanımlarını buduyor ve ülkeyi daha katı bir güvenlik devletine dönüştürüyor.
Bu nedenle seçimler esasen iki farklı devlet modeli arasındaki mücadeleyi yansıtıyor: Daha merkezi bir Etiyopya mı, yoksa güçlü bölgesel özerkliklere dayanan federal ya da ademi merkeziyetçi bir Etiyopya mı?
Ekonomik yoksulluğun düşük bir siyasal ve entelektüel profil anlamına geldiği yönündeki yaygın varsayımın aksine Etiyopya, güçlü devlet geleneği, canlı entelektüel birikimi, örgütlü diasporası ve yüksek politikleşme düzeyiyle Afrika'nın en uyanık toplumlarından biri. Bugünkü krizlerin derinliği de kısmen buradan kaynaklanıyor: Etiyopya'da mesele yalnızca kaynak kıtlığı değil; devletin nasıl kurulacağına, kim tarafından yönetileceğine ve ülkenin hangi siyasal çerçevede bir arada tutulacağına ilişkin tarihsel bir mücadele hükmünü sürdürüyor.
Bölgesel ve uluslararası boyut
Etiyopya yalnızca kendi iç sorunlarıyla baş başa da değil. Afrika Boynuzu'nun en büyük gücü olarak Somali, Eritre, Cibuti ve Sudan'daki gelişmelerden doğrudan etkileniyor.
Özellikle Etiyopya'nın yeniden denize erişim arayışı son dönemde bölgesel gerilimlerde merkezi bir önem kazandı. Addis Ababa yönetimi, Somaliland üzerinden Kızıldeniz'e çıkış ararken Somali bunu egemenliğine yönelik bir tehdit kabul ediyor. Eritre ise Etiyopya'nın deniz politikalarının ileride daha saldırgan bir çizgiye evrilebileceğinden kaygılı.
Dolayısıyla seçimler yalnızca Etiyopya'nın iç meselesi olarak kalmıyor. ABD, Çin, Körfez ülkeleri, Avrupa Birliği ve Türkiye de süreci yakından izliyor. Çin yatırımları ve kredileriyle, ABD güvenlik politikalarıyla, Körfez ülkeleri ise limanlar ve ticaret koridorları üzerinden bölgedeki nüfuz mücadelesine dahil oluyor.
Türkiye açısından Etiyopya’nın Somaliland üzerinden Kızıldeniz’e açılma hamlesi ikili bir sorun yaratıyor. Ankara, Somali’de askeri eğitim üssü, deniz güvenliği anlaşmaları ve devlet inşası desteğiyle önemli bir mevzi sahibi. Bu nedenle Somaliland’ı güçlendiren her adım Mogadişu’nun egemenlik iddiasını ve Türkiye’nin Somali’deki nüfuzunu zayıflatma riski taşıyor. Ancak Türkiye Etiyopya’yı da karşısına almak istemiyor. Türkiye’nin arabuluculuğundaki 2024 Ankara Bildirisi, Etiyopya’nın denize erişim talebini Somali’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü çerçevesine çekerek Somaliland krizini dondurmaya yönelik diplomatik bir formüldü. Türkiye son yıllarda Etiyopya ile savunma sanayii, altyapı yatırımları ve diplomatik ilişkiler alanlarında yakın bağlar kurdu. Ankara bütün bu nedenlerle seçimlerde açık bir taraf gibi görünmeyeceği düşük bir profille hareket ediyor.
Sonuç: Sandık var, çözüm yok
1 Haziran seçimleri büyük olasılıkla Abiy Ahmed'in iktidarını pekiştirecek. Ancak seçim sonuçları Etiyopya'nın temel sorunlarını ortadan kaldırmayacak.
Tigray'daki kırılgan barış, Amhara ve Oromiya'daki çatışmalar, Eritre ile gerilim ve denize erişim meselesi seçimden sonra da gündemde kalacak. Afrika Boynuzu'nun en büyük ülkesi seçimlere giderken, sandığın üzerine hâlâ savaşın, parçalanma korkusunun ve yeniden kuruluş arayışının gölgesi var.
(AEK)