Demokrat Türkiye Partiainin Avrupa Birliği hakkındaki görüşleri
AB projesi gerek siyasi gerek ekonomik alanda başarılı olmuş bir projedir. AB ülkeleri bu sayede hem siyasi istikrarı hem de ekonomik refahı yakalamışlardır. Kaldı ki bu başarı kurucu üyelerle sınırlı kalmamış, genişleme sayesindc: diğer Avrupa ülkelerinin de AB'ye dahil olmalanna ve bu başanya katkıda bulunarak ilave sinerjiler y aratmaları na fırsat tanınmıştır.
AB'ıiin resmi politikası Türkıyo'ye de bu şansın tanınacağına işaret etmektedir. 1999 Helsinki ZIrvasinde elde edilen adaylık statüsu bunun teyididir. Nitekim bu yaklaşım 2001 Laeken Zirvesinde de hayata geçmiş ve Türkiye AB'nIn geleceğinde- aöz sahibi olarak görülen ülkelerden biri olarak Avrupa Kurultayı çalışmaların" davet edilmiştir.
Fürkiye artık bu noktada taTcihini açık ve seçik ortaya koymalıdır, Türkiye kendisine güvenmelidir. AB yolu Türkiye'yi zayıflatan değil, güçlendiren bir yol olac-.nktır. Kaldı ki tam üyelik için yerine getirilmesi gereken AB kriterleriniri, Türk toplumunun çağdaşlaşma yolunda siyasi iradeden zaten talep ettiği ve dünya standartlarım yakalamaya yönelik koşulları içerdiği de unutulmamalıdır.
Türkiye'nin AB hakkında artık kararım vermiş bir ülke sıfatıyla hareket etmesi gerekmektedir. Bunun anlamı siyasi iradenin açık ve net bir şekilde bu hedefe yönlenmesidir. Ağustos ayı basında TBMM tarafından kabul edilen reform paketi tarihi sayılabilecek önemde bir adımdır. AB'ye tam üyelik konuşu bundan böyle bir dış politika konuşu olarak değil, bir milli hedef olarak benimsenmeli ve en geç önümüzdeki yıl tam üyelik müzakerelerinin açılması için gerekli adımlar atılmalıdır. Zira bu fırsat penceresi ilelebet açık kalmayacaktır.
DTP bu ülkenin geleceğin! AB'de görmektedir. AB üyeliği ülkemizin ulusal çıkarma hizmet edecektir. Türkiye'nin uzun vadede AB'ye benzer başka bir alternatifi yoktur. Alternatif olarak dile getirilen diğer tercihlerin hiçbiri AB projesi gibi kapsayıcı, iddialı, siyasi ve ekonomik bütünleşmeye dayanan bir
model sunamamaktadır. Bu nedenle DTP bundan böyle Türkiye'nin yakın gelecekte AB üyeliğim sağlayacak politikaların ilk aşamada savunucu, ikinci aşamada uygulayıcısı olacaktır.
Türkiye'yi AB'ye taşıyacak parti bundan böyle DTP'dir, Bütün Türkiye'nin bu yöndeki çnerjisini kanalize edecek parti de gene DTP olacaktır.
AB ülkelerinde sosyal haklar ve Türkiye
Avrupa Topluluğusun Kurucu Antlaşması olan Roma Antiaşmasının giriş bölümünde ifade edilen hedeflerden biri de Üye Ülkelerde ekonomik ve sosyal kalkınmanın sağlaııması ve yaşam ve iş koşullannın geliştirilmesidir.
Roma Antlaşmasi'nın 39 ile 421nci ve 43 île 48inci maddeleri arasındaki bölümler sosyal politika île ilgili hükümleri içermektedir. Avrupa Tek Senet! île sosyal politikada özellikle işyerinde sağlık, diyalog ve sosyal uyum konularında gelişmeler kaydedilmiştir.
1999 yılında yürürlüğe giren va AT Antlaşmasını güncelleyen Amsterdam Antlaşması sosyal politika ve istihdam konusunda Önemli bir adım olarak kabul edilmektedir. Amsterdam Antlaşmasi'nın 13üncü maddesi, ayrımcılık karşıtı hükümler içermekte ve Konsey'e cinsiyet, ırk, etnik köken, din, inanç ve özürlü olma konularına dayanan ayrımcı davranışlarla mücadelede gerekli önlemleri alma yetkisi vermektedir. Öte yandan Amsterdam Antlaşması hükümlerinin yürürlüğe girmesinin ardından, istihdamın geliştirilmesi de Topluluğun ortak konularından biri haline gelmiş ve yüksek sevide istihdama erişim Topluluk hedeflerinden biri olarak kabul edilmiştir.
AB'de sosyal politika kapsamında, işçilerin sağlık ve güvenliği, çalışma koşulları, iş piyasasının dışında kalmış kişilerin entegrasyonu, işçilerin bilgilendirilmesi ve işçilerle istişarelerde bulunma, iş olanakları ve iş yerinde erkek-kadın eşitliği, sosyal güvenlik, işçilerin sözleşmeleri bittikten sonra korunmaları, meslekiçi eğitim ve istihdam yaratılması konularına yer verilmektedir. Bununla birlikte, dernek kurma, lokavt ve grev hakkı konulan Topluluğun yetki alanı dışında kalmaktadır. Topluluk bu konulara yönelik olarak ı Sosyal Şartta genel hükümlare yer vermiştir.
AB sosyal poljtikası içerisinde yer alan konular ile ilgili hükümler Sosyal Şart kapsamında ale alınmış olup üye Devletler ve Topluluk tarafından uygulanmaktadır.
AB'de örgütlenme hakkı Sosyal Şart'ın SInci Maddesi ile düzenlenmekte ve AB Üye Ülkelerim; çalışanların ve çalıştıranların ekonomik ve sosyal çıkarlarım korumak için yerel, ulusal ve uluslararası örgütler kurma veya bu örgütlere üye olma özgürlügünO sağlamak veya geliştirmek amacıyla ulusal mevzuatın bu özgürlüğü zedelemesin! veya zedeleyici biçimde uygulanmasını önlemekle yükümlü kılmaktadır. Ancak bu maddede öngörülen güvencelerin, güvenlik güçleri için hangi ölçüde uygulanacağı ulusal yasalarla veya düzenlemelerle belirlenmektedir. Ancak Avrupa Sosyal Şartı Türkiye tarafından 1989 yılında sözkonusu 5inci Maddesine çekince konmak suretiyle onaylanmıştır.
Türkiye'de ise, sosyal haklar ve işçi hakları ile ilgili hükümler Anayasa'nın 49, 50, 51, 53, 54 ve 55inci Maddelerinde yer almaktadır. Madde 51 uyarınca isçiler ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkllerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerin! korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma hakkına sahiptirler.
Türkiye'nin AB üyesi olması durumunda, sosyal politika alanında ikincil mevzuat olarak adlandırılan düzenlemelerin. AB normları île uygunluk taşıması gerekmektedir. Türkiye'nin AB ile uyumlaştırması gereken sosyal politika konulannın basında işçilerin sağlık ve güveliği, iş hukuku ve sosyal diyalog gelmektedir.
AB açısından sosyal güvenlik sistemi büyük ölçüde üye Devletlerin kontrollerindedir. Ancak sürdürülebilir ve evrensel olarak uygulanabilirliğe sahip hır sosyal güvenlik sistemi AB Antlaşması hedefleri arasında yer getirmeleri konusunda desteklemektedir.
.0 irinde ^ politika ^am,nda on.. taşıyan .r d,er ^ îo.y.1 diyalogun sağlanmazdır, AB Antiaşniasi SOSyal diyalogun geliştiriimesini öngörmekte ve Aday ülkeleri bu konuda gerekli girişimlerde bulunmaya davet etmektedir. Amsterdam Antlaşması, sosyal ortaklara Topuluğun sosyal politikasını bslirlemede belirgin bir rol vermekte ve hem AB hem de ulusal düzeyde Aday Ülkelerin sosyal diyalog içerisinde bulunmaları gereğine dikkat çekmektedir.
Aday Ülkelerin AB île uyum içerisinde bulunmaları gereken bir diğer konu da, istihdamdır. Aday Ülkelerin istihdam olanaklarını arttırmaları ve iş talabmi karşılayacak şekilde sosyal reformları gerçekleştirmeleri öngörülmektedir. AB'nin istihdam ile ilgili rnüktesebatı Avrupa Sosyal Fonu'nu da kapsamaktadır.
AB'de ekonomi ve istihdam arasında güçlü bir bağ bulunmakta olup, yüksek hayat atandartlanna ulaşabilmede sürdürülebilir ekonomik büyüme ve Üye Ülkeler arasında sosyal politika alanındaki uyum önemli rol oynamaktadır, AB'nin temal hedefi, rekabet gücünü en yüksek seviyeye çıkarmak sürdürülebilir bir ekonomik kalkınmaya sahip olmak ve daha iyi i; olanakları île daha etkin ve uyumlu bir sosyal politika uygulamaktır. Bu açıdan bakıldığında, genç ve dinamik yapışı ile Türkiye'nin AB içerisinde yer almaşı, işsizlik oranının düşürülmesi ve sosyal güvenlik sisteminin etkin işleyişinin sağlanmadı sonucunu doğuracaktır. Türkiye, AB Üyeai olduğunda, AB'nin sosyal politika hedeflerim ve çerçavelerini kabul etmekle yükümlü olacak, gerekli yasal düzenlemelerde bulunarak AB ile uyum sürecini tamamlayacaktır. Sosyal politika bağlanımda AB Üyeliği, Türkiye'de etkin işleyen bir sosyal güvenlik sistemi ve istihdam yaratıcı politikaların hayata geçil-iimesi ile Türkiye'de hayat standartları nin yükseltilmesinde etkili olacaktır.