CHP'ye darbe karşısında Almanya: Sert eleştiriyle stratejik angajman arasında
Almanya medyasında Türkiye’de yargının CHP yönetimini hedef alan “mutlak butlan” kararı konusunda ikilik yok. Karar yalnızca partiler rejimi kapsamında bir yargı işlemi değil, ülkenin iktidarı seçim yoluyla değiştirebilme kapasitesine yönelik açık bir siyasal müdahale olarak değerlendiriliyor.
Almanya medyası: "Erdoğan'ın muhalefete cepheden saldırısı"
Almanya’nın en etkili “ciddi gazetelerinden”, liberal-merkezci, anayasal demokrasi, hukuk devleti, Avrupa Birliği ve insan haklarına dayalı bir yayın politikası izleyen Süddeutsche Zeitung, kararın ardından yayımladığı haber ve yorumlarında süreci “Erdoğan’ın muhalefete cepheden saldırısı” ve “Türk demokrasisinin çözülmesi” başlıklarıyla verdi. Gazete bu başlık altında CHP’ye yönelik baskılar, İmamoğlu davaları, belediye operasyonları ve parti yönetimine müdahaleleri aynı doğrultuda işleyen bir müdahaleler toplamı olarak değerlendirdi.
Bu Almanya için yeni bir okuma değil. Medyada Türkiye’de yargının muhalefet karşısında bir siyasal araca dönüştüğü görüşü uzun süredir işleniyor. Süddeutsche Zeitung daha önceki yorumlarında da Erdoğan’ın CHP üzerindeki baskısını, İmamoğlu’nun tutukluluğunu ve parti kadrolarına yönelik operasyonları “demokrasi erozyonu” başlığı altında topluyordu.
Ancak Berlin’deki koalisyon hükümeti ya da Almanya'nın “müesses nizamı” açısından “Türkiye’de demokrasinin gerilemesi” Ankara’ya yönelik göstergelerden yalnızca birisi. Almanya, Türkiye’ye aynı anda üç odaktan bakıyor: Ekonomik partnerlik, AB-Türkiye ilişkisinin fiilî merkez muhataplığı ve Ukrayna savaşı ve Karadeniz güvenliği bahsinde vazgeçilmez NATO müttefikliği. Kamuoyundaki Türkiye’de “otokrasiye gidiş” eleştirisi, devletin stratejik angajmanları kapsamında “Türkiye’yle çalışmayı sürdürme zorunluluğu”na bağlı “ölçülü” diplomasisiyle bir arada yürüyor.
Hukuk krizi: Ekonomi bağlamında yatırım riski
Almanya, Türkiye’nin başlıca ekonomik ortaklarından biri. Dışişleri Bakanlığı verilerine göre ülke, Türkiye’nin en önemli ticaret ortağı ve en büyük yabancı yatırımcılarından biri; 2023’te ikili ticaret hacmi 55 milyar avroya ulaşmıştı;Türkiye’de 8 bini aşkın Almanya merkezli şirket faaliyet gösteriyor.
Dolayısıyla Türkiye’deki yargı krizi Almanya’daki yorumlarda yalnızca siyasal özgürlükler değil, yatırım güvenliği ve öngörülebilirlik açısından da bir gösterge olarak yer alıyor. Türkiye’deki ana muhalefet partisi yönetiminin mahkeme kararıyla bir günde alaşağı edilmesi Berlin’deki karar vericilerin gözünde, “hukuk devletinin zayıflaması” yanında, “hukuk kurallarının siyasi ihtiyaçlara göre değiştirilebildiği bir piyasa ortamının genişlemesi” anlamına da geliyor.
AB-Türkiye ilişkisi: Brüksel’in arkasındaki Berlin
Türkiye’nin AB ile ilişkisi kurumsal olarak Brüksel üzerinden yürüse de siyasal ağırlık bakımından Ankara’nın Avrupa’daki asıl muhatabının çoğu kez Berlin olduğu malum. Göç, Gümrük Birliği, vize serbestisi, savunma sanayisi, enerji ve NATO işleyişi kapsamında Almanya Türkiye ile ilişkilerde AB’nin fiilî merkez aktörü konumunda.
Brüksel'de, Avrupa Birliği politikaları üzerine çalışan en etkili düşünce kuruluşlarından biri olan Avrupa Politika Araştırmaları Merkezi (CEPS), mayıs 2026’da yayımladığı değerlendirmede, Türkiye’nin AB üyelik müzakerelerinin demokrasi, hukuk devleti ve özgürlükler alanındaki gerileme nedeniyle donmuş olmasına karşın AB’nin Türkiye’yle stratejik alanlarda işbirliğini derinleştirme ihtiyacının sürdüğünü vurguluyor.
Bu, Berlin’in ikilemini de özetliyor: Türkiye Avrupa normlarından uzaklaşıyor, fakat Avrupa’nın Türkiye’yi tümüyle dışarı itmekte bir menfaati yok.
Ukrayna savaşı: Can sıkan ama vazgeçilmez ortak
Almanya’nın Türkiye’ye dönük olarak dikkatle göz önünde tuttuğu üçüncü gösterge Ukrayna savaşı ve daha geniş Avrupa güvenliği. Ankara, Rusya’ya yaptırımlar konusunda tam AB çizgisinde değil, Moskova ile kanallarını açık tutuyor. Ancak, aynı zamanda NATO’nun güneydoğu kanadında, Karadeniz ve Boğazlar dengesinde ve Ukrayna diplomasisinde çok kritik bir aktör.
Reuters’a göre Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Berlin’de Hakan Fidan’la görüşmesinde Türkiye’nin Ukrayna ve İran savaşları üzerinde etki kurma potansiyeline sahip olduğunu söyledi; AB ile Türkiye arasında stratejik ilişkilerin, savunma ve sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Bu güvenlik bağı yalnızca diplomatik ifadelerle kalmıyor. Reuters’ın Savunma Bakanlığına dayandırdığı haberine göre Almanya, hazirandan başlayarak Türkiye’nin güneydoğusuna 6 aylığına Patriot hava savunma sistemi konuşlandıracak. Bu, ülkede Ankara’ya dönük eleştiriler sertleşse de Berlin’in Türkiye’yi NATO güvenlik ağından dışlayamayacağının işareti.
Almanya'nın ikilemi
Almanya'da medyada, politik merkezlerde, akademi ve insan hakları çevrelerinde, Özgür Özel-Ekrem İmamoğlu’nun CHP yönetiminden ve yerel yönetimlerden tasfiyesini gündeme getiren ve atılan her adımla birlikte daha da derinleşen Türkiye’deki kriz, giderek daha açık biçimde “muhalefetin yargı eliyle tasfiyesi” ve “demokrasinin çözülmesi” olarak kodlanıyor. Ancak devlet politikası kopuş istikametine yönelmediği gibi, savunma ve ekonomiyi demokrasi ve insan hakları çıpasına bağlama çağrılarını da duymazdan geliyor.
(AEK)