Bu hafta biamag'da
Hikmet Adal'ın editörlüğünde hazırlanan biamag'da bu hafta da kitap, film, söyleşi ve toplumsal yaşam üzerine yazılar okuyacaksınız...
Nalin Öztekin, BİA Çocuk Kitaplığı için YKY’den çıkan “Duygularımı Tanıyorum” serisini yazdı: Aslan korkarken, Filiz kızarken, Deniz üzülürken, Lale sevinirken çocuklara aynı şey söyleniyor: Duygun burada, sen de buradasın; görülüyorsun.
Nilgün Karataş, 2018 yılında hayatını kaybeden yazar Ursula K. Le Guin’in “Omelas’ı Bırakıp Gidenler” öyküsü üzerinden “modern dünyanın görünmez bodrum katları”nı irdeledi.
Rosalino Levantino, yönetmenliğini Elisa Sepúlveda Ruddoff’un yaptığı Fransa-Şili ortak yapımı Su Hattının Üstünde (Obras Muertas/Above the Waterline) adlı belgeseli yazdı.
Tuğçe Yılmaz, Akinola Davies Jr.’ın Babamın Gölgesi filminde 1993 Nijeryası’nın kırılgan hafızasına bakıyor.
Habibe Şenol İnan, Mısırlı feminist yazar- doktor Naval El Saadavi’nin Mısır’ın bir köyünde geçen devlet ile din erkininin irdelendiği, adınlar arası dayanışmanın ele alındığı “Tanrı Nil Kıyısında Öldü” kitabı üzerine yazdı.
Sinan Can Şahin, devlet mekanizmasının toplum mühendisliğinde ele aldığı aygıtlara değindi. Türk bayrağın ideolojik olarak ne şekilde araçsallaştırıldığını irdeledi.
Özgür Erbaş, 90 gün tutuklu kaldıktan sonra perşembe günü tahliye edilen gazeteci Alican Uludağ için meslektaşlarının yaptığı eylemden izlenimlerini yazdı.
Sedat Uysal, “Elveda dünya, merhaba kâinat”ta abisinin ardından bir ömrün izini sürüyor. Fakülte adlı kediden Nazım dizelerine, Yenimahalle’den Hadim’e uzanan hatıralar arasında gazeteci-yazar Mustafa Uysal’a yazıyor: “Abimdin, velimdin, sol yanımdın, gittin ama eksilttiğin yerde yaşamayı sürdüreceksin.”
Diyar Saraçoğlu, Yunanistan’ın başkenti Atina’da kentsel dönüşüm tehdidine karşı açlık grevleri, dayanışma eylemleri ve enternasyonal kampanyalar yapan Prosfygika topluluğunu yazdı.
Zeynep Altıok, MSGSÜ öğrencilerinin Nakba’nın 78. yılında İstanbul’da taşıdığı Ayşenur Ezgi Eygi’nin gözlerine bakıyor: “Silwan’dan Eminönü’ne uzanan o bakış çocuk değil dünyaya sesleniyor; buradayım, görüyorum, unutmadım, sen de bak.”
Nesrin Karadağ, Kristoffer Borgli’nin The Dramasında modern ahlakın steril yüzeyine bakıyor: Düğün hazırlıkları, itiraflar ve kusursuz mutluluk pozları arasında aynı soru yankılanıyor; insanı yapmadıklarıyla mı yargılarız, yoksa birbirimize yaşattıklarımızla mı?
Filiz Adalı, Osman Özarslan’la ilk romanı Hafriyat üzerine konuştu: “Metni öncesinde kısa film sonrasında uzun metrajlı film olarak tasarladım, fakat Kültür Bakanlığı’ndan gerekli destekler alınamayınca romana dönüştü. Dolayısıyla, bu zaman karakterler üzerinden anlatmak istediklerimi bir çocuk gibi büyüttüğüm bir süreçti.”
(HA)