Hikmet Adal editörlüğünde hazırlanan bu haftaki biamag, toplumsal hafızanın derinliklerinden güncel siyasal gerilimlere, bireysel öykülerden kolektif belleğe kadar geniş bir yelpazede sizlerle.
Yazılar, tarihsel kayıplardan günümüzün siyasi çatışmalarına, sinemanın toplumsal eleştirisinden bireysel hafızaların izlerine kadar çok çeşitli perspektifler sunuyor.
biamag’da sizi bekleyen yazılarda, hem bireysel hikayelerden hem de toplumsal yapının evriminden izler bulacaksınız:
Ayşegül Başar, Kasım Demiralp’in aile hafızası üzerinden kaybolan tarihlerin nasıl gün ışığına çıkarıldığını yazdı: "Toprağımda gül bitmezse..." başlıklı yazıda, geçmişin kuyuya gömülen parçalarını ortaya çıkaran Demiralp’in mücadelesini ele alıyor.
Ulaş Yılmaz, İran’ın güncel savaş gerçeğini, toplumsal değişimlerin izlerini ve Zerdüşt felsefesini Mahsa Amini'nin öldürülmesinden bir yıl sonra yaptığı motosiklet gezisiyle anlatıyor.
Şeyhmus Diken, "Tıbbın tarihle imtihanı" yazısında 14 Mart Tıp Bayramı’nı konu ediniyor. “Bundan tam 1500 yıl evvel kadim Amida’da doğup yaşamış Hekim Amidli Aetius adına bir ödül konulsa…” diyerek Diyarbakır ve Bölge Tabip Odaları2na çağrı yapıyor.
Murat Türker, Selanik Uluslararası Belgesel Festivali’nin İtalya’dan gelen üç önemli belgeseline dair yazısında, sinemanın güçlü siyasi ve toplumsal eleştirisini irdeliyor.
Sinem Aydınlı, mahpus yakınlarının psikolojik dünyasında derinlemesine bir keşfe çıkıyor: "İçerisi, dışarısı ve bizim tereddüt hattımız" yazısında, mahpuslarla kurulan ilişkinin fenomenolojik bir perspektif üzerinden analizini yapıyor.
Osman Damla, kapitalizmin arzuyu nasıl metalaştırdığını ve metaların iktidar üzerindeki etkisini tartışıyor: "Metaların Kraliçesi" yazısında, kadın bedeni üzerinden yürütülen toplumsal metalaştırma mekanizmalarını ele alıyor.
Aykan Sever, Mao Zedung’un düşüncelerini ve Çin’in bugünkü dış politikasını ele alırken, Mao’nun "başkasından öğrenme" ilkesinin Çin’in Batı Asya’daki tutumunu nasıl şekillendirdiğini tartışıyor.
Özgür Erbaş, "Yedi Bela Hürmüz" yazısında, ABD ve İsrail’in İran ile olan savaşının halkın gündelik yaşamındaki baskısını iğneleyici bir dille ele alıyor.
Nesrin Karadağ, "Tekinsizlik, kolektif hezeyan ve temel izlekler" yazısında Emin Alper sinemasına dair derinlemesine bir inceleme sunuyor.
Halis Ulaş, göçmenlik ve sürgün olgusunu İrlandalı Annie Moore’nun iki kardeşiyle birlikte 20 Aralık 1891 günü ABD’ye yaptığı yolculuk üzerinden anlatıyor ve sorguluyor: "Neresi sürgün bize, neresi gurbet?"
Mustafa Sütlaş, Mehmet Yaşın ile yaptığı röportajda yeni kitabı “Sapfo ile Rumi’nin Karşılaşması” üzerine konuşuyor.
Habibe Şenol İnan, Jafar Panahi’nin son filmi Görünmez Kaza’ı anlatıyor: Görünmez Kaza, intikam ve adalet temasına odaklanırken, İran halkının gündelik yaşamındaki baskı ve yozlaşmayı da işliyor.
(HA)

