BM uzmanları, Salı günü yayınladıkları basın açıklamasında, Türkiye'yi Terörle Mücadele Yasasını (TMY) kötüye kullanmakla eleştirerek, insan hakları kuruluşlarının üyelerini ve avukatları suçlu ilan etmeye son vermeye çağırdılar.
BM özel raportörlerı, bu eleştiriye ilişkin olarak geçtiğimiz yıl İnsan Hakları Derneği (İHD) üyeleri ya da avukatlarının yasal kovuşturmaya uğratıldıkları, gözaltına alındıkları ya da tutuklandıkları yedi olayı örnek gösterdi.
Verilen örneklerde aktivistlerin öğretmen sendikalarının protestolarına katıldıkları, usulsüzlüklere karşı çıktıkları, ya da tutuklu müvekkillerine yönelik olarak kamuda gerçekleştirilen suistimalleri belgeledikleri için polisin saldırısına uğradıkları veya cezaevlerindeki müvekkillerinin kamu görevlilerince kötü muameleye uğratıldıkları olaylar vurgulandı.
Uzmanlar, yasanın "ifade özgürlüğü, düşünce özgürlüğü, barışçıl toplantı özgürlüğü haklarını kısıtlamak ve keyfi gözaltıları haklı çıkarmak" için kötüye kullanıldığını belirttiler.
2024 tarihli bir BM yetki belgesinde, Türkiye'nin terörle mücadele çerçevesinin, bağımsız hukuki savunmayı ve hukukun üstünlüğünü sekteye uğratan bir "caydırıcı etki" yarattığı ortaya koyulmuştu.
Bu gibi durumlar, avukatların hukuki sonuçlardan veya yıldırmaya yönelik takibattan korkarak otosansüre başvurmalarıyla ortaya çıkıyor ve insan haklarını, adil yargılama sürecini ve adalete erişimi zedeliyor. Oysa devletlerin avukat veya yargıçlar türünden yargı mensuplarının güvenliğini garanti altına almak ve onları sindirme veya misillemelerden korumak gibi aktif bir görevi var.
BM'nin ilk yetki belgesi
BM, Terörle Mücadele Yasasıyla (TMY) ilgili, yargı bağımsızlığı ve insan hakları savunucularının keyfi tutuklanmasına yönelik kaygılarını dile getirdiği ilk yetki belgesini Türk hükümetine 2020'de göndermişti.
Türkiye buna, yasaların yargı bağımsızlığını korumak ve hukukun üstünlüğünü sağlamak üzere yasalar çıkarıldığını belirterek yanıt vermişti. Ayrıca, yasanın 2016'daki darbe girişiminin ardından "Fethullahçı Terör Örgütü"nden ("FETÖ") ve başka örgütlerden gelen tehditlere karşı koruma sağladığını iddia etmişti. Darbe girişiminden bu yana "FETÖ"nün hükümete sızmak için çeşitli stratejiler kullandığı öne sürülmüştü. Hükümet, "FETÖ"nün stratejisinin kendisini "insan hakları ihlallerinin mağduru" olarak göstermek, suçlarını gizlemek ve uluslararası toplumun sempatisini kazanmak olduğunu belirtiyor.
Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) kendisine yönelik adil yargılanma hakkı ve yargının bağımsızlığının ihlali konularındaki şikayetleri kabul etmediğini blirtse de, BM kaygıların giderilmesi için Türk hükümetiyle görüşmeler yürütüyor.
(AEK)

