Birleşik Krallık’ta 7 Mayıs 2026’da yapılan ara dönem yerel ve bölgesel seçimler, Brexit dalgasının sağ popülist mirasını sürdüren Nigel Farage’ın Reform UK’sini, seçim yapılan alanlardan türetilen ulusal eşdeğer oy hesabında birinci parti konumuna taşıdı, Keir Starmer liderliğindeki İşçi Partisi hükümetine de ağır bir yenilgi yaşattı.
Ancak bu, bütün ülkenin aynı anda Farage’a yöneldiği bir genel seçim sonucu değil; seçim yapılan yerel ve bölgesel yönetimlerde iki büyük partiye duyulan tepkinin sertleştiğini gösteren güçlü ama kapsamı sınırlı bir ara dönem uyarısıydı.
7 Mayıs seçimlerinde Farage’ın Reform’u, özellikle İngiltere’nin eski sanayi bölgelerinde ve İşçi Partisi’nin geleneksel yerel kalelerinde çarpıcı kazanımlar elde etti. Hartlepool’da İşçi Partisi yarıştığı bütün sandalyeleri Reform’a kaptırdı; Tameside’da 47 yıllık İşçi Partisi çoğunluğu sona erdi; Newcastle-under-Lyme ve benzeri yerlerde Reform, yerel iktidarı elde edebilecek kadar tabana indi.
İlk sonuçlara göre İşçi Partisi belediye meclislerinde yüzlerce sandalyeyi ve çok sayıda konseyde kontrolü kaybederken, Reform yerel temsilini neredeyse sıfırdan ülke siyasetini zorlayacak bir ölçeğe taşıdı. Guardian’ın erken sonuçlara dayandırdığı toplama göre Reform, 305 sandalye kazanırken, İşçi Partisi 229’dan fazla sandalye kaybetti. Oy sayımı ilerledikçe Reform’un kazanımlarının daha da yükseldiği görüldü.
Sonuçlar yalnızca İşçi Partisi için değil, Muhafazakâr Parti için de kötü haberdi. İşçi Partisi’ne öfkeli sağ seçmen, eski iki partili düzende bekleneceği gibi otomatik olarak Kemi Badenoch liderliğindeki Muhafazakârlara dönmedi; önemli ölçüde Farage’ın Reform’una aktı. Böylece seçim gecesi, iktidar partisinin cezalandırılmasının yanı sıra, ana muhalefetteki Muhafazakârların da bu öfkeden beklenen ölçüde yararlanamadığını gösterdi.
Galler ve Londra’da başka bir hikâye
Galler’de de İşçi Partisi’nin yüzyılı aşan üstünlüğü kırıldı. Galler’in ulusal partisi Plaid Cymru, ulusal parlamento Senedd’in en büyük partisi haline gelirken, Reform ikinci büyük güç olarak öne çıktı. Bu sonuç, İşçi Partisi krizinin yalnızca İngiliz yerel yönetimlerinde değil, Birleşik Krallık’ın kurucu ulusları düzeyinde de hissedildiğini gösterdi.
Londra’da ise tablo farklı bir yönden sarsıcıydı. Solu büyükşehir yönetimine taşımış olan başkent ilçeleri sağa dönmedi; fakat Hackney ve Lewisham gibi sol kalelerde Yeşiller, İşçi Partisi’nin ilerici kent seçmeni üzerindeki tekelini kırdı. Seçim gecesinin ilk ve başlıca mesajı açıktı: Starmer’ın İşçi Partisi iktidarı sağdan Reform, soldan Yeşiller, merkezden Liberal Demokratlar, Galler ve İskoçya’da ise ulusal-demokratik partiler tarafından kuşatılıyor.
Farage için erken ve mübalağalı yorumlar
Bununla birlikte, seçim tablosu kendi kapsamı içinde incelendiğinde, anaakım medyadaki kestirme “Farage Britanya’yı aldı götürdü” yorumlarına hak vermek için henüz o ölçüde güçlü dinamiklerin ortaya çıkmadığı görülüyor.
Öncelikle 7 Mayıs seçimleri Westminster, yani Birleşik Krallık Parlamentosu genel seçimi değildi. Türkiye’deki 2024 yerel seçimleri gibi bütün büyükşehir başkanlıklarını ve ülke çapındaki yerel iktidar haritasını aynı anda yenileyen tek tip bir yerel seçim de değildi.
Büyükşehir başkanlıkları sandıkta değildi
İngiltere’de toplam 317 yerel konsey ve yaklaşık 18 bin 200 yerel konsey üyeliği bulunuyor. 7 Mayıs 2026’da bunların tamamı için değil, 136 konseyde yaklaşık 5 bin sandalye için seçim yapıldı. Başka bir deyişle, seçimler konsey sayısı bakımından İngiltere yerel yönetimlerinin yaklaşık yüzde 43’ünü, sandalye sayısı bakımından ise yaklaşık yüzde 28’ini kapsıyordu. Galler'de ve İskoçya'da ise yerel yönetim seçimleri değil, bölge seçimleri yapıldı.
7 Mayıs’ta Londra Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Greater Manchester Mayor, West Midlands Mayor, Liverpool City Region Mayor, West Yorkshire Mayor ya da South Yorkshire Mayor gibi üst ölçekli metropol başkanlıkları için yarışılmadı. Buna karşılık, Londra ilçeleri ve bazı büyükşehir ilçe meclisleri sandıktaydı. Yani bazı büyük kent ve metropol alanlarında yerel meclis düzeyinde oy kullanıldı; fakat bu alanların tamamını temsil eden büyük metropol yönetimleri oya konulmadı. Bu nedenle, sonuçları “İngiltere Farage’a yöneldi” diye okumak aceleci ve sağ popülizmi olduğundan daha önde gösteren bir yorum olacaktır. Gerçek sonuç, Reform UK’nin seçime gidilen yerel ve bölgesel alanlarda güçlü, ancak kısmi, yerel ve ara dönem özgüllüklerini yansıtan bir sıçrama yaptığıdır.
Bu seçimler, büyükşehir belediye başkanlıkları ve genel seçimlerde kendisini gösterecek olan Brexit pişmanlığı içindeki kentli seçmeni, genç nüfusu, çok kültürlü başkenti ve üniversite kentlerini taşrayla aynı terazide tartmadı. Sonuçlar sağ için iyi, İşçi Partisi için kötü olmakla birlikte; Hackney ve Lewisham’da Yeşiller’in, Galler’de Plaid Cymru’nun yükselişi, sol ve özgürlükçü seçmenlerin sağ seçenekleri değil, yeni alternatifleri yokladıklarını gösterdi. Birçok yerel yönetimde Liberal Demokratların toparlanması da sağdaki hoşnutsuzluğun tamamının Farage’a akmadığını ortaya koydu.
İşçi Partisi’nin konumu tartışılır oldu
2026 seçimleri daha çok İşçi Partisi için bir kader uyarısı olmuş görünüyor. Birleşik Krallık siyasetindeki çeşitlenmeye karşın, bu seçimlere kadar İşçi Partisi geride kaldığı seçimlerde de baş oyunculardan biri olarak öne çıkardı. Ancak bu seçimler, Başbakan Keir Starmer liderliğindeki partinin seçim sandığı kurulan alanlardan türetilen ulusal eşdeğer oy hesabında Reform ve Muhafazakârların gerisine düştüğünü gösterdi. Bu, İşçi Partisi’nin ülkenin iki ana partisinden biri olma konumunun artık otomatik ve tartışılmaz olmadığını ortaya koydu.
Reform’un yükselişi özellikle İngiltere’nin kuzeyi ve Midlands’daki eski İşçi Partisi kalelerinde belirginleşti. Hartlepool’da Reform UK, seçime konu olan 12 sandalyenin tamamını İşçi Partisi’nden aldı. Guardian, bu sonucu Starmer açısından sembolik bir darbe olarak değerlendirdi; çünkü Hartlepool, 2021 ara seçiminde de Starmer liderliğinin uğradığı ilk büyük krizlerden birine sahne olmuştu.
Farage: “Tarihsel değişim”
Nigel Farage sonuçları “Britanya siyasetinde tarihsel değişim” diye sundu. Reform’un göç karşıtı, güvenlikçi, vergi indirimi vaatleriyle harmanlanmış sağ popülist çizgisi hem Muhafazakâr Parti’nin çözülmesinden hem de İşçi Partisi’nin işçi sınıfı arasında ve düşük gelirli bölgelerde uğradığı güven kaybından beslendi.
Ancak Reform’un yükselişi, tek başına Britanya siyasetinin yeni normalini açıklamıyor. Sir John Curtice gibi seçim uzmanları, Reform’un birinci sıraya yükselmesine karşın yüzde 30’un altında kalmasına dikkat çekerek, asıl büyük değişimin oyların artık beş parti arasında bölünmesi olduğunu vurguluyor. Reform yükseliyor; ama aynı anda Yeşiller, Liberal Demokratlar ve ulusal partiler de kendi anayollarını açıyor.
Londra’daki sonuçların anlamı
İşçi Partisi açısından yenilginin ağırlığı yalnızca sağdan gelen kayıplarda değildi. Hackney ilçe belediye başkanlığının Yeşillere geçmesi, sol, ekoloji ve yerel demokrasi ekseninde de Starmer hükümetine dönük hoşnutsuzluğun güçlendiğini gösterdi. Yeşil Parti adayı Zoë Garbett 35 bin 720 oy alarak Hackney’in ilk Yeşil belediye başkanı oldu; İşçi Partisi adayı Caroline Woodley 26 bin 865 oyda kaldı. Bu sonuç, İşçi Partisi’nin uzun süre güvenli gördüğü çok kültürlü, genç ve kiracı nüfusun yoğun olduğu kent alanlarında da kırılganlaştığını gösterdi.
Yeşillerin çıkışı Hackney’le sınırlı kalmadı. Norwich’te Yeşiller, belediyenin kontrolünü İşçi Partisi azınlık yönetiminden almak için net 4 sandalyeye ihtiyaç duyarken, 6 sandalye kazanarak konsey çoğunluğunu elde ettiler. Liberal Demokratlar da Stockport ve Portsmouth gibi yerlerde belediyenin kontrolünü kazanarak parçalanmış tablodan pay aldılar.
Seçim gecesi, Birleşik Krallık’ta sağa tek yönlü bir kayıştan çok, iktidar partisine duyulan öfkenin farklı siyasal kanallara dağıldığı bir tablo ortaya çıkardı. Eski sanayi kuşağında Reform, kent merkezlerinde ve bazı genç/beyaz yakalı ağırlıklı bölgelerde Yeşiller, kimi yerel yönetimlerde Liberal Demokratlar, Galler’de ise Plaid Cymru öne çıktı.
Galler’deki sonuçlar İşçi Partisi için tarihsel anlamda da ağırdı. İlk sonuçlara göre Galler Başbakanı Eluned Morgan kendi Senedd sandalyesini kaybetti. Morgan, sonucun ardından Galler İşçi Partisi’nin “felaket” yaşadığını söyledi ve parti liderliğinden ayrılacağını açıkladı. Sky News’in geçici sonuçlara ilişkin haberinde Plaid Cymru 30 sandalyeyle en büyük parti konumuna yükselirken, Reform 22 sandalye kazandı; İşçi Partisi ise 25 sandalye kaybıyla Galler’de yüzyılı aşan üstünlüğünün sonuna geldi.
İskoçya’da tablo farklı bir siyasal eksene oturdu. İskoçya Ulusal Partisi (SNP) en büyük parti olma konumunu korurken, Reform ve Yeşillerin bazı bölgelerde kazandığı destek İskoç siyasetindeki parçalanmayı da derinleştirdi.
Starmer “çekip gitmeyecek”
Başbakan Starmer, yenilgilerin sorumluluğunu kabul etti; seçmenin değişimin yavaşlığından duyduğu öfkeyi gördüğünü söyledi, ancak “çekip gitmeyeceğini” ve ülkeyi kaosa sürüklemeyeceğini belirtti. Starmer’ın sonuçları önemsememesi söz konusu değildi. Ancak zevahiri kurtarmak, bu seçimlerin hükümeti düşürecek bir ulusal güven oylaması gibi okunmasına da pabuç bırakmamak istiyordu.
Buna karşılık İşçi Partisi içinden sert tepkiler geldi. Guardian, Hartlepool milletvekili Jonathan Brash’in Starmer’a “çekilme takvimi” ilan etme çağrısı yaptığını; eski gölge maliye bakanı John McDonnell’ın da liderlik değişimi tartışmasını desteklediğini aktardı. Bazı parti yöneticileri ise yenilgiye karşın derhal lider değiştirme girişiminin partiyi daha da istikrarsızlaştıracağını savundu.
Muhafazakârlar da krizde
Genel tablo, sağ seçmenin önemli bir bölümünün artık Reform’u gerçek muhalefet odağı olarak gördüğünü ortaya koydu. Bu nedenle seçim gecesinin en büyük paradoksu, iktidar partisini cezalandırmak isteyen seçmenin otomatik olarak Muhafazakârlara değil Reform’a, kısmen de Yeşiller ve Liberal Demokratlara dönmesiydi.
Bu durum, Muhafazakâr Parti açısından da ciddi bir kimlik ve temsil krizine işaret ediyor. Parti, İşçi Partisi karşıtlığının doğal adresi olma konumunu kaybederken, sağ seçmen tabanı içinde Farage’ın Reform’u daha saldırgan, daha açık göç karşıtı ve daha keskin bir protesto odağı olarak öne çıkıyor.
İnsan hakları nereye?
Seçim sonuçları, Reform’un göç, sığınma, güvenlik, kamu hizmetleri ve “ulusal öncelik” söylemini yerel yönetim düzeyine taşıma kapasitesine ulaştığını gösterdi. Reform’un eski sanayi bölgelerinde yükselmesi, ekonomik terk edilmişlik duygusunun göçmen karşıtı ve güvenlikçi bir dile büründürülmesi ihtimalini güçlendiriyor.
Buna karşılık Hackney, Norwich ve kimi kent merkezlerindeki Yeşil yükseliş, aynı memnuniyetsizliğin konut krizi, iklim politikası, yerel demokrasi, ayrımcılık karşıtlığı ve kamu hizmetleri doğrultusunda sol bir kanala da akabildiğini gösterdi. 7 Mayıs sonuçları, Birleşik Krallık’ta hayatın Farage’ın sağ popülist demagojisinin peşinde sürüklenmesinden çok, toplumsal hoşnutsuzluğun parçalı bir siyasal temsil ilişkisine yol açtığı çelişik arayışları yansıtıyor.
Birleşik Krallık’ta çözülme
7 Mayıs seçimleri, Starmer hükümetine kesilmiş ağır bir ceza olmanın da ötesinde, ülkede süren yapısal çözülmeye sayısal bir ifade kazandırdı. Reform UK, İşçi Partisi’nin eski sınıfsal haritasında ve Muhafazakârların sağ tabanında eşzamanlı olarak ilerlemekte olduğunu gösterdi. Yeşiller İşçi Partisi’nin kentli, genç ve ilerici seçmenler üzerindeki tekelini kırdı. Liberal Demokratlar yerel yönetimlerde kendilerine yeniden alan açtı; Plaid Cymru Galler’de tarihsel üstünlüğü devraldı.
Corbyn’in liderliğinde girdiği son genel seçimde yüzde 32,1 oyla yenilmiş sayılan İşçi Partisi, Starmer’ın 2024 genel seçim zaferinden iki yıl sonra, yerel seçim projeksiyonlarında bunun yarısının da altına düşmüş görünüyor. Seçim sonuçları, Birleşik Krallık halklarının yalnızca Starmer’ı cezalandırmakla kalmadığını; sağ popülizmden yeşil siyasete, liberal yerelcilikten Galler ve İskoçya’daki ulusal-demokratik seçeneklere kadar, geleneksel partilerin belirlemeyeceği başka bir ülke arayışında olduğunu gösterdi.
(AEK)

