Avrupa dijital altyapısını ABD’den koruyacak yasa hazırlığında
Avrupa Birliği dijital egemenlik arayışında bugüne kadarki en iddialı adımlarından birini atmaya hazırlanıyor. Avrupa Komisyonunun hazırladığı “Bulut ve Yapay Zekâ Geliştirme Yasası” (Cloud and AI Development Act), Amazon, Microsoft ve Google gibi ABD merkezli teknoloji devlerini sağlık, enerji, savunma, adalet, sınır yönetimi ve kritik kamu altyapısındaki stratejik ihalelerde ciddi kısıtlamalara tabi tutmayı öngörüyor.
Teknolojik egemenlik kimde olacak?
Taslak, Avrupa’nın yalnızca verilerini değil, dijital altyapısını da kendi siyasi denetimi altında tutmayı amaçlayan daha kapsamlı bir “Teknolojik Egemenlik Paketi”nin merkezinde yer alıyor. İlk bakışta teknik gibi görünen tartışmanın asıl mesajı açık: Verilerin hangi sunucuda tutulduğundan çok, o sunucu üzerinde son sözü hangi devletin söyleyeceği belirleyici.
Bu tartışmayı doğuran, 2018 tarihli ABD Bulut Yasası (USA CLOUD Act ). Bu yasa, ABD makamlarına veriler dünyanın neresinde tutulursa tutulsun, ABD hukukuna tabi dijital teknoloji şirketlerinden belirli koşullarda bilgi isteme yetkisi veriyor. Bu nedenle verilerin Frankfurt ya da Paris’te tutulması, hizmet sağlayıcısı Amazon Web Services (AWS), Microsoft Azure veya Google Cloud olduğu sürece onları yalnızca Avrupa hukukuyla bağlamaya yetmiyor.
Avrupa'nın dijital altyapısının anahtarı ABD'de olabilir mi?
Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Henna Virkkunen, Reuters’a yaptığı açıklamada bulut hizmetlerinin “Avrupa ekonomisinin temel taşlarından biri ve yapay zekânın ön koşulu” haline geldiğini belirterek bu pazarın Avrupa’nın teknolojik egemenliğini güvence altına alan kurallarla işlemesi gerektiğini söyledi. Guardian'daki demecindeyse, ABD CLOUD Act’ının Avrupa hukukuyla uyumlu olmadığını belirterek, hiçbir yabancı devletin Avrupa’nın kritik dijital altyapısının şalterini indirebilecek bir “kill switch”e (kapatma anahtarı) sahip olmaması gerektiğini söyledi.
Taslak, kamu ihalelerinde yalnızca fiyatı değil, “egemenlik kriterlerini” de esas alıyor. Hizmet sağlayıcısının yabancı hukuk düzenlerine tâbi olup olmadığı, yazılım ve donanımın kökeni, verilerin korunması ve kritik hizmetlerin olağanüstü durumlarda kesintisiz sürdürülebilmesi de değerlendirme ölçütleri arasında yer alacak. Reuters’ın gördüğü taslağa göre bu kriterler, Amazon, Microsoft ve Google’ın özellikle yüksek öneme sahip kamu projelerinde dezavantajlı duruma düşmesine yol açabilir.
Amerikan teknoloji şirketleri ise bunun fiilen korumacılık anlamına geldiğini savunuyor. AWS, mevcut Veri Yasası’nın (Data Act) zaten kapsamlı düzenlemeler içerdiğini belirtirken, Microsoft yalnızca AWS ve Azure’nin hedef alınmasının Google Cloud’un büyüyen konumunu göz ardı ettiğini öne sürüyor.
Avrupa neden şimdi harekete geçti?
Avrupa’yı harekete geçiren yalnızca Amerikan teknoloji şirketlerinin büyüklüğü değil. Rusya’nın Ukrayna’yı işgali enerji bağımlılığının nasıl jeopolitik bir silaha dönüşebileceğini gösterdi. Çin’in ileri teknolojili çip ihracatındaki kısıtlamaları dijital ekonominin donanım açısından da dışa bağımlı olduğunu ortaya koydu. Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminde yaşanan ticari ve siyasi gerilimler, ABD ile ilişkilerin artık koşulsuz güven üzerine kurulamayacağını hatırlattı.
Brüksel sonunda "enerji kadar veri de stratejik bir kaynaktır" sonucuna vardı. Devletlerin hastaneleri, mahkemeleri, vergi idareleri, sınır kontrol sistemleri ve savunma altyapısı yabancı hukuk sistemlerine tabi şirketlerce işletildiğinde, egemenliğin yalnızca sınırlar değil, dijital altyapı üzerinden de tartışmalı hale gelebileceği kabul edildi. Bu nedenle Komisyonun "Teknolojik Egemenlik Paketi" kapsamında bulut hizmetleri yapay zekâ, yarı iletkenler, veri merkezleri ve kamu alımlarıyla birlikte ele alınıyor. Reuters’ın gördüğü taslakta amaç, Amerikan teknolojisini yasaklamak değil, kritik alanlardaki bağımlılığı azaltmak olarak tanımlanıyor.
“Egemen bulut” nedir?
Brüksel’in kullandığı “egemen bulut” kavramı artık yalnızca verilerin Avrupa’da tutulmasını ifade etmiyor. Yeni anlayış, verinin, altyapının, şifreleme anahtarlarının ve işletme yetkisinin Avrupa hukukunun denetiminde olmasını, kritik hizmetlerin yabancı devletlerin müdahalesiyle kesintiye uğratılmamasını öngörüyor. Artık tartışma sunucunun nerede tutulduğu değil, son sözü kimin söylediği üzerine kuruluyor.
Amerikan şirketleri ne yapıyor?
Amazon, Microsoft ve Google son iki yılda Avrupa pazarındaki konumlarını koruyabilmek için “egemen bulut” çözümleri geliştiriyor. Amazon, Almanya’da yeni bir altyapı kurarken Microsoft, Fransa’da Bleu ve Almanya’da Delos Cloud projelerini hayata geçiriyor. Google ise Fransız Thales ile kurduğu S3NS ortaklığı üzerinden benzer bir model geliştiriyor.
Bu girişimlerin ortak amacı, Avrupa’ya “Veriniz, bizde olsa bile denetim sizde kalacak” güvencesini vermek. Ancak Brüksel’e göre şirketlerin nihai olarak ABD hukukuna tabi olması nedeniyle CLOUD Act kaynaklı risk tamamen ortadan kalkmıyor.
Yurttaşları nasıl etkileyecek?
Bu tartışma yalnızca bilişim sektörünü ilgilendirmiyor. Hastane kayıtlarından mahkeme dosyalarına, vergi sistemlerinden elektrik şebekelerine kadar kritik kamu hizmetleri artık bulut altyapısına dayanıyor. Bu nedenle yurttaşlar için asıl soru, gündelik hizmetlerin ne kadar güvende olduğu ve kriz anında bu sistemler üzerinde son karar yetkisinin kimde olacağında düğümleniyor.
Veri çağında egemenlik
Taslak henüz yasalaşmış değil. Ancak Avrupa’nın başlattığı tartışma, veri merkezleri ve bulut hizmetlerinin artık yalnızca teknoloji sektörünün değil, güvenlik, savunma ve ulusal egemenlik politikalarının da bir parçası haline geldiğini gösteriyor; bu da vatandaşların yararlandığı ve kişisel verilerinin işlenmesiyle yakından ilgili kamu hizmetlerinin yönetimini doğrudan etkileyebiliyor.
Yaklaşık otuz yıl öncesine kadar, sınırlar, ordular ve para birimleri üzerinden tartışılan devletlerin egemenliği konusuna günümüzde dijital altyapı da eklendi. Avrupa’nın yasa hazırlığı, yeni egemenlik tanımının en somut görünümlerinden biri olarak tartışmanın merkezine yerleşiyor.
(AEK)