Ara seçimler kapıya dayanınca Trump “hile” tartışması başlattı
ABD Başkanı Donald Trump, 16 Temmuz akşamı Beyaz Saray'dan yaptığı konuşmada mahkemeler tarafından reddedilmiş 2020 seçim usulsüzlüğü iddialarını yeniden gündeme taşıdı. Gizliliği kaldırıldığını iddia ettiği belgelerle Çin'in ABD seçmen verilerine eriştiğini öne sürdü, ancak bağımsız uzmanlar ve istihbarat kaynakları bu belgelerin yeni kanıt sunmadığını belirtti. Trump, SAVE America Act yasa tasarısının geçmesi çağrısı yaptı. Siyasi yorumcular, Kasım 2026 ara seçimleri öncesinde İran savaşı ve ekonomik sorunlar gölgesindeki gündemi değiştirme, Cumhuriyetçi tabanı konsolide etme ve olası yenilgiye zemin hazırlama amacı güttüğünü değerlendiriyor. ABC, NBC ve CNN konuşmayı canlı vermedi, Trump bu kanalları sansürle suçladı. Demokratlar ve eski istihbarat yetkilileri iddialara sert tepki gösterdi.
ABD Başkanı Donald Trump, 16 Temmuz akşamı Beyaz Saray'dan “ulusa sesleniş”inde 2020 başkanlık seçimlerine ilişkin tamamı mahkemelerce reddedilmiş usulsüzlük iddialarını yeniden devletin resmî gündemine taşıdı. Kaybettiği tüm seçimleri “hileli” ilan etti.
Kasımda yapılacak Kongre ara seçimlerine dört aydan az bir süre kala gelen bu çıkış, Washington'da yeni bir siyasi fırtına başlattı. Reuters'a konuşan siyasal yorumcular, Beyaz Saray'ın bu hamleyle İran savaşı, ekonomik sıkıntılar ve Cumhuriyetçi Parti içindeki iç sorunların gölgesinde kalan gündemi değiştirerek dikkatleri yeniden iç siyasete çekmeyi amaçladığını değerlendiriyor.
"Çin seçimlere karıştı" iddiası ve gizliliği kaldırılmış belgeler
Trump, konuşmasının merkezine "yeni gizliliği kaldırılmış (declassified)" istihbarat belgelerini yerleştirerek Çin'in ABD seçmen verilerine eriştiğini ve elektronik seçim sistemlerinde ciddi güvenlik açıkları bulunduğunu öne sürdü. Beyaz Saray tarafından eş zamanlı olarak erişime açılan bu belgelerin, Çin kaynaklı siber faaliyetlere ilişkin geçmiş istihbarat değerlendirmelerini içerdiğini iddia etti.
Ancak bağımsız seçim uzmanları, bu belgelerin Çin'in oy sayımını değiştirdiğini ya da seçim sonuçlarını manipüle ettiğini gösteren yeni bir kanıt sunmadığını ifade etti. Reuters'ın ulaştığı istihbarat kaynakları, söz konusu belgelerin ilk Trump yönetimi döneminde de incelendiğini ve nihai raporlarda Beycin'in 2020 seçim sonuçlarını değiştirdiğine ilişkin bir sonuca varılmadığını aktardı.
ABD Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı (CISA) da yabancı aktörlerin oy sayımını değiştirdiğine dair ellerinde güvenilir bir kanıt bulunmadığını geçmiş dönemde defalarca açıklamıştı. Associated Press (AP) ise yayımladığı doğruluk teyidi analizinde, 2020 seçimlerinin çok sayıda yeniden sayım, mahkeme kararı ve Cumhuriyetçi eyalet yetkililerinin incelemeleri sonucunda hukuken geçerli kabul edildiğini hatırlattı.
ABD’yi Koruma Yasası (SAVE America Act) çağrısı
Trump konuşmasında, eyalet yönetimlerini ve seçim görevlilerini muhatap alarak uzun süredir desteklediği SAVE America Act (Safeguard American Voter Eligibility Act [Amerikan Seçmen Yeterliliğini Koruma Yasası]) başlıklı yasa tasarısının Kongreden geçmesi gerekliliğini tekrarladı.
Uzun süredir tartışılmakta olan yasayla ilgili tarafların tezleri şöyle:
Cumhuriyetçiler
Seçmen kaydı sırasında vatandaşlığın daha sıkı biçimde belgelenmesini öngören bu düzenleme, seçim güvenliğinin güçlendirilmesi ve sisteme duyulan güvenin yeniden tesisi (sıkı kimlik doğrulaması, güçlü denetim ve yabancı müdahalelere karşı sert önlemler) için zorunludur.
Demokratlar
AP News'un aktardığına göre Demokratlar, bu düzenlemenin özellikle yaşlılar, düşük gelirli yurttaşlar ve resmi belgelere erişimde sorun yaşayan kesimler üzerinde dışlayıcı sonuçlar doğuracağını ve milyonlarca seçmenin oy kullanmasını fiilen zorlaştıracağını savunuyor.
Trump neden gündem değiştirme ihtiyacı duydu?
Reuters'ın görüştüğü siyasi yorumcular, Trump'ın bu çıkışla doğrudan üç temel stratejik hedef güttüğünü öne sürüyor:
Taban seferberliği: Ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçi seçmen tabanını "seçim güvenliği" ekseninde yeniden konsolide etmek.
Yasamayı baskı altına almak: Kongrede bekleyen SAVE America Act'ın geçmesi için Cumhuriyetçi vekiller arasındaki kararsızlar üzerinde siyasi baskı kurmak.
Olası yenilgiye kılıf: Seçim sürecine ilişkin kuşkuları bugünden canlı tutarak, gelecekteki olası seçim sonuçlarına dair siyasi zemini önceden şekillendirmek. Görüştüğü analistler, konuşmanın dış politika ve ekonomi gündeminden dikkatleri yeniden iç siyasete çevirdiği görüşünde birleşiyor.
2026 ara seçimlerinin kapsamı ve siyasi dengeler
Temsilciler Meclisi'nin 435 sandalyesinin tamamının ve Senato'nun 100 sandalyesinin 35’inin yeniden belirleneceği kasım 2026 ara seçimlerinde her iki mecliste de çoğunluğu elde tutan Cumhuriyetçilerin azınlığa düşmeleri olasılığı azımsanmayacak kadar kuvvetli.
Bu seçimler, özünde Donald Trump’ın ikinci başkanlık dönemine ve yönetim modeline yönelik ilk büyük ulusal referandum niteliğinde. Temsilciler Meclisi ve Senato'da çoğunluğu geri almayı hedefleyen Demokratlar, artan yaşam maliyetleri ve İran başta olmak üzere denizaşırı savaşların yarattığı kamuoyu tepkisini arkalarına alarak Kongre’de Başkanlık karşısında tam bir denetim mekanizması (“yasama freni”) kurmayı umuyor.
Buna karşılık Trump ve MAGA (Make America Great Again) hareketi, Kongredeki kırılgan çoğunluklarını kaybetme riski nedeniyle huzursuz.
Washington merkezli Brookings Enstitüsü'nün kıdemli siyaset bilimi uzmanları, Trump'ın Beyaz Saray kürsüsünden "seçim güvenliği" konusunu yeniden köpürtmesini, muhtemel bir yenilgiye karşı şimdiden bir savunma mekanizması kurma çabası olarak okuyor.Reuters'ın kıdemli Washington yorumcusu James Oliphant da, Trump'ın bu stratejik hamlesini şu sözlerle değerlendirdi:
"Beyaz Saray, enflasyon baskıları ve dış politikadaki açmazlardan bunalmış durumda. Trump bu konuşmayla, Cumhuriyetçi tabanı en iyi konsolide ettiği 'mağduriyet ve sistemik hile' anlatısına geri dönerek gündemi tamamen kendi lehine manipüle etmeyi başardı."
Seçim çözümlemeleriyle tanınan Cook Political Report editörü Amy Walter ise Trump’ın "SAVE America Act" hamlesinin kaynaklandığı asıl risk saptamasını şöyle değerlendirdi:
"Buradaki asıl risk ve strateji, kasım ayında alınacak olası bir yenilginin meşruiyetini şimdiden tartışmaya açmaktır. MAGA kampı, sandıktan çıkacak ters bir sonucu seçmen iradesi olarak değil, 'sistemik bir siber müdahale' olarak sunabilmek için bugünden zemin hazırlıyor."
Trump'ın yaygın medyaya yönelik "sansür" suçlamaları
Trump'ın bütünüyle bir parti propagandası halinde ve mesnetsiz iddiaları yeniden dolaşıma sokarak konuşması karşısında Amerikan televizyonlarının izledikleri yayın politikaları, Cumhriyetçi kampta medya etiği tartışmalarını tetikledi. Reuters, büyük televizyon kuruluşlarının Trump’ı öfkelendiren kararlarını gerekçelerini şöyle aktardı:
ABC, NBC ve CNN: Kamuoyunu doğrulanmamış iddiaların canlı yayında yayılmasına aracılık etmeme gerekçesiyle konuşmayı ana yayın akışlarında canlı vermemeyi tercih etti.
Fox News ve CBS: Konuşmayı canlı yayımladı. Ancak CBS, konuşma sürerken yayını keserek Trump'ın öne sürdüğü iddiaları anlık olarak doğrulamaya (fact-checking) başladı.
Trump, konuşmayı canlı vermeyen veya kesen televizyon kuruluşlarını "sansür uygulamakla" suçlayarak bu kanalların yayın lisanslarının federal hükümetçe gözden geçirilmesi gerektiğini savundu.
Demokratların tepkisi ve kurumsal uyarılar
Demokrat Parti yöneticileri ve eski istihbarat yetkilileri konuşma sonrasında yaptıkları açıklamalarda Trump’ın iddialarına sert tepki gösterdiler. AP News'un aktardığı eleştirilerde, Başkan'ın devletin resmî kürsüsünü kullanarak federal mahkemeler ve seçim yetkililerince daha önce incelenmiş ve reddedilmiş iddiaları yeniden dolaşıma sokmasının, seçmenlerin demokratik sisteme duyduğu güveni aşındırabileceği uyarısı yapıldı.
(AEK)