AKP'li Gül'den çerçeve yasa açıklaması: Bu model bir Ankara mutabakatıdır
“Çerçeve yasa” olarak bilinen "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" Meclis'te görüşülüyor. AKP Grup Başkan Vekili Abdülhamit Gül, partisi adına söz aldı.
Gül’ün kürsüde yaptığı konuşmasının tam metni şöyle:
“Sayın Başkanım, Sayın Genel Başkanlar, çok değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla, sevgiyle, hürmetle selamlıyorum.
Bugün öncelikle sözlerime başlamadan önce bu vatan için canını veren şehitlerimizi rahmetle yâd ediyorum, gazilerimizi, güvenlik güçlerimizi ve ailelerini Gazi Meclisten saygıyla, hürmetle selamlıyoruz. Bugün terörsüz Türkiye'yi konuşuyorsak gazilerimizin, şehitlerimizin bu süreci çok önemli katkıları var. Onların sayesinde bugün bu süreci konuşuyoruz.
Yine, değerli arkadaşlar, tarih cesur adımlarla ve sarsılmaz iradeyle yazılır. Bugün bir tarih yazıyoruz, bugün tarih Recep Tayyip Erdoğan tarafından yazılıyor, bugün AK PARTİ tarafından yazılıyor, Cumhur İttifakı tarafından yapılıyor, bugün Gazi Meclisimizde tüm milletvekillerimizle bir tarih yazılıyor. Bunun için hepinizi, Gazi Meclisi tebrik ediyorum. Kararlı ve vizyoner liderliğiyle bu süreci aşan ve her zaman bu süreçte yolumuzu açan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a, yine siyasette ezberleri bozarak terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda her zaman destek olan Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'ye teşekkürlerimizi arz ediyoruz. Yine, tüm süreçte kolaylaştırıcı desteğiyle Meclis Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş'a ve tüm siyasi parti Genel Başkanlarına ve milletvekillerine çok teşekkür ediyoruz.
Bugün bu kanun teklifi, Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi 367 milletvekili arkadaşımız tarafından verilmiştir. Bu çok tarihî bir uzlaşmanın, bir siyasal mutabakatın çok önemli bir göstergesidir. Bu aynı zamanda ülkemizde bir güven ve umut ikliminin de yansıması bakımından çok değerlidir; siyaset kurumunun itibarı bakımından da Türk demokrasi tarihine geçmiş çok önemli bir dönüm noktasıdır; bu yüzden yine Gazi Meclis çok önemli bir işlevi ifa etmiştir
Değerli arkadaşlar, bugün kurallı bir dünya düzeninin sonuna geldik. Gerçekten uluslararası sistemin çöktüğü, artık bir çatışmayı çözüme kavuşturamadığı bir dünyayı yaşıyoruz; bunun karnesi Bosna'da, Suriye'de, Lübnan'da ve Gazze'de ortadadır. Önerdikleri sistem insanlığa zulüm ve gözyaşı getirmiştir, barışı sağlayamamıştır. Gramsci "Eski dünya ölüyor, yenisi doğmak için çabalıyor." diyor. Gerçekten de artık yeni bir dünyanın kurulması elzemdir. Bu eski dünya can çekişirken yeni dünya kurulacak, bu yeni dünyanın kuruluşu da işte bugün Gazi Meclisten, Türkiye'den doğacak; bütün dünyaya barışı, küresel adaleti sağlayacak bir adımı bugün konuşuyoruz.
Ülkemiz 50 yıllık, cumhuriyetimiz 100 yaşında; elli yıldır terör prangasıyla Türkiye boğuşmak zorunda bırakıldı ama bizim en büyük gücümüz nedir? Yeni dünyayı kurarken sarsılmaz iç cephemiz; en büyük kalkanımız 86 milyon bir ve beraber olmaktır. Biz sadece bu topraklarda aynı anda nefes alıp vermiyoruz, aynı kıbleye dönüyoruz, aynı rüyaları görüyoruz, aynı şeylere seviniyor, aynı şeylere üzülüyoruz. İstiklal Marşı'mız bir, bayrağımız bir, vatanımız bir ve bizler Malazgirt'te Alparslan'ın safında nasıl bir arada olmuşsak Kudüs'te Salâhaddin Eyyubî'yle beraber omuz omuza olmuşsak, Çanakkale'de, Sakarya'da nasıl omuz omuza olmuşsak, bu cumhuriyeti kurmuşsak bin yıldır duygudaşlığımız, kaderdaşlığımız, kardeşliğimiz kıyamete kadar daha da güçlenerek devam edecek.
Değerli arkadaşlar, Komisyonda büyük bir mutabakatla çalışmamızı yaptık. Bir ortak akıl ve millet mutabakatıyla bu kanun, yol çizildi ve kanun teklifinde -az önce Değerli Grup Başkanımız anlattı, o yüzden o kısmı geçeceğim- 12 maddeden oluşan bu kanun teklifinde PKK/KCK terör örgütü ve bununla bağlantılı tüm oluşumların fiilî varlığına son vermesi, silahların bırakılması, teslim edilmesi, bunun tespit edilmesi güvenlik kurumlarınca, bu tespitin Millî Güvenlik Kurulunca teyit edilmesi, bu teyidin Resmî Gazete'de yayınlanması gibi çok önemli bir kritik eşiği yine Komisyonda mutabakatla yaptık. Dolayısıyla burada bir milletin aklı var, bir siyasal akıl var, Mecliste izleme komisyonuyla da denetimi yine Gazi Meclisin denetim ve işlevine bırakıyoruz.
Değerli arkadaşlar, burada özellikle şunu ifade etmemiz gerekir ki Türkiye Büyük Millet Meclisi süreci izleyecek, bahsettiğimiz bir kurul var. Bu kurul Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında, Millî Savunma Bakanı, İçişleri Bakanı, Dışişleri Bakanı, Adalet Bakanı, MİT Başkanı, Cumhurbaşkanı ve MGK Genel Sekreterliği tüm bu kurulun çalışmalarını izlemek üzere Mecliste bir komisyon kuruyoruz. Az önce de değerli başkanımız bahsetti, burada bizim en büyük hakemimiz milletin ta kendisi. Birçok uluslararası çatışma çözümleri oldu, farklı ülkelerde gelişmeler var ama bunların hiçbiri bizim için bir model değildir. Bu model bir Ankara mutabakatıdır, bir Türkiye mutabakatıdır bir Türkiye modelidir, bütün dünyaya örnek olacak barışın bir modelidir.
Değerli arkadaşlar, burada bir barış değil, bir çatışma, diğer ülkelerde etnik kavgalar oldu, dinî mezhepsel çatışmalar oldu. Ama biz bin yıldır kardeşçe yaşadık, o yüzden burada bir barış değil, toplumsal huzuru, bütünleşmeyi bu anlamda öne çıkaracak bir süreci hep beraber yapacağız. Unutmayalım ki Trabzon'un huzuru neyse İzmir'in neşesi odur, Mardin'in, Van'daki gencin rüyası neyse İstanbul'daki evladımızın da geleceği odur. Bu millet, Türk'üyle Kürt'ü, Alevi'si, Sünni'siyle, Çerkez'iyle Boşnak'ıyla, sayamadığımız bütün zenginliklerle 86 milyon kardeş olarak yolumuza devam edeceğiz. Artık Anadolu'da hiçbir anne Türkçe de ağıt yakmayacak, Kürtçe de ağıt yakmayacak. İbni Haldun ta yıllar önce, yüzyıllar önce ne söylüyor: "Devletlerin gerçek temeli ortak dayanışma duygusuyla güçlenir.” Biz millî dayanışmamızı güçlendirdikçe devlet daha güçlenir, millet daha güçlenir. O yüzden, dayanışmamızı amasız fakatsız bin yıllık kardeşliğimiz ahdimizi daha da güçlendirerek Türk'ün gururu ile Kürt'ün onurunu eş zamanlı olarak dikkate alarak biz yolumuza devam edeceğiz.
Değerli arkadaşlar, kırk yılı aşkın çok ağır bedeller ödedik. Peki, biz bir test koyuyoruz ortaya "Artık terör sona ersin." diyoruz. Çerçeveyi belirledik, kritik eşiği ortaya koyduk; peki, buna karşı çıkanlar hangi tezi ortaya koyuyorsunuz, hangi antitezi ortaya koyuyorsunuz? Terör devam mı etsin, yine anneler ağlasın mı, anneler ağlamaya mı devam etsin, terörsüz Türkiye "terörlü Türkiye" olarak bir elli yıl daha yoluna mı devam etsin?
Değerli arkadaşlar, biz Fırat'ın, Dicle'nin, Sakarya'nın, Meriç'in evlatlarını kurda kuşa yedirmeyeceğiz, bu terör belasına son vereceğiz. Değerli arkadaşlar, Türkiye'ye ayrıca bunun ekonomik maliyeti de yol yapacakken, fabrika yapacakken, okul yapacakken Türkiye'ye maliyeti 2,3 trilyon dolardır. Elbette maliyetle açıklanmaz ama şunu söylemek lazım: Türkiye'yi bir 3 defa daha yıkıp yeniden inşa etsek o kadar maliyet söz konusu. İşte, tüm bu kaynaklar milletimize üretim, istihdam, fabrika, iş, aş olarak yansıyacak, yeni bir sayfa açılacak. Elbette silahlar susacak, adalet, kardeşlik, hukuk, demokrasi daha güçlü bir sesle yoluna devam edecek. Daha fazla özgürlük siyasetimizde yeni bir nefes alacak, demokrasimiz daha fazla oksijene kavuşacak. Yine, demokratik kurumlar toplumsal dayanışmayla elbette güçlenir, bizler bugün demokrasimizi daha fazla güçlendireceğiz.
Değerli arkadaşlar, etnik ve mezhepsel guruplar üzerinden istikrarsızlık oluşturma çabalarına karşı biz bugün bu ortaya koyduğumuz iradeyle milletimizin kazanacağı bir yola çıkıyoruz. Vatanımız kazanacak, Türk kazanacak, Kürt kazanacak, Arap kazanacak, 86 milyon vatandaşımız kazanacak, Alevi kardeşlerimiz kazanacak, bu coğrafya altında, bu coğrafyada yaşayan herkesin kazanacağı, kaybedenin olmayacağı bir süreç. Çocuklar kazanacak, gençler kazanacak, anneler kazanacak, Diyarbakır Anneleri, Cumartesi Anneleri, barış anneleri kazanacak. Merak etmeyin, annelerin kazandığı yerde herkes kazanacak, hiç kimse kaybetmeyecek.
Değerli kardeşim, Türkiye'de dönemsel olarak korkularla, yeri geldi irtica korkusuyla "Türkiye'ye şeriat gelecek, Türkiye'de şu olacak." diye dindarlar; yeri geldi Kürtler, kendi dilini konuşmak isteyenler "Bu ülkeyi bölmek istiyorlar." diye bölücülük korkusuyla; yeri geldi Aleviler hep ötekileştirildi. Bunun örneklerini yer yer cumhuriyet tarihinde maalesef acı bir şekilde yaşadık.
Tüm bu çalışmaların, bu bariyerlerin, korkuların hepsi, acı hatırası ülkemizde yaşandı; Diyarbakır Cezaevi, köy baskınları, bu ülkede yaşanan isim değişiklikleri, bunların hepsi yaşandı oysa içeride düşman olmaz, suçlu olur ama bir düşman anlayışıyla icabında yanlış uygulamalar oldu ama bizim, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde iktidara geldiğimizde ilk yaptığımız icraat OHAL uygulamasına son vermektir. Kürtçe şarkı, isim yasaklarını ortadan kaldırdık. Bu ülkede Kürtçeye bilinmeyen dil denen anlayışı ortadan kaldırdık. Bin yıldır kadim bir şekilde bu coğrafyada ağıtların yakıldığı, ninnilerin söylendiği Kürtçe bilinmeyen dil değil kadim dildir, bu coğrafyanın asli dilidir, bunu kimse inkâr edemez. Bu anlayışı ortaya koyan çalışmaları, ana dilde savunma hakkını getirdik. Oğluyla cezaevinde konuşamayan...
Sözlerimi toparlarken Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu bu vizyonla; Sayın Bahçeli'nin, Sayın Genel Başkanın ortaya koyduğu bu vizyonla, sizlerin desteğiyle Türkiye'de yeni bir sayfanın açılacağı dönem hayırlı olsun diyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.
(FY)