Akdeniz deniz çayırları risk altında: Yüzyıl sonuna kadar beşte biri yok olabilir
Akdeniz’in en önemli doğal ekosistemlerinden biri olan deniz çayırlarının beşte biri, iklim değişikliği nedeniyle yüzyıl sonuna kadar yok olabilir. İtalyan ve Fransız araştırma kurumlarından bilim insanlarının yayınladığı yeni bir makaleye göre giderek sıklaşan ve şiddetlenen deniz sıcak hava dalgaları başta olmak üzere iklim değişikliği kaynaklı baskılar, deniz çayırı habitatlarının daralmasına ve sağladıkları ekosistem hizmetlerinin zayıflamasına yol açabilir.
Deniz çayırları; kıyıları korumak, birçok balık türüne sığınak sağlamak ve karbon depolamak gibi çok kritik işlevlere sahip. İtalyan bilim insanlarının yayınladığı bir başka araştırmada ise, bu gibi faydaların ekonomik değeri ilk kez hesaplandı. Buna göre deniz çayırı habitatlarının kaybolması, senede bir milyar Euro’ya yakın kayba yol açabilir.
Üstelik araştırmacılar, bu hesaplamanın, deniz çayırlarının sağladığı tüm faydaları kapsamadığına ve gerçek değerin çok daha yüksek olabileceğine dikkat çekiyor.
Posidonia oceanica: Akdeniz’in binlerce yıllık koruma kalkanı
Akdeniz’e özgü bir deniz çayırı türü olan Posidonia oceanica, bölgenin en yaygın ve önemli kıyısal habitatlarından biri.
Genellikle 45 metreyi geçmeyen derinlikte, güneş ışığının deniz tabanına ulaşabildiği kıyı sularında, geniş çayırlar halinde gelişir. Oldukça yavaş büyür; bazılarının binlerce yıldır aynı bölgede varlığını sürdürdüğü biliniyor.
Deniz çayırlarının ekonomik katkısının önemli bir kısmı, kıyıları korumasından kaynaklanıyor. Yoğun yaprak örtüsü sayesinde kıyıya ulaşan dalgaların enerjisini azaltıp su akıntılarını yavaşlatır. Derine yayılan kökleri ise deniz tabanındaki sedimentin yerinde kalmasını sağlar. Böylelikle sığ kıyıların aşınmasını ve açık denize taşınmasını önleyen, geçirgen bir doğal bariyer işlevi görür.
Bu koruma, yapraklar koptuktan sonra da devam eder. Plajlarda, görünümleri nedeniyle sık sık temizlenen ölü bitki yığınları, aslında kumun taşınmasını önleyerek kumul sistemleri korur.
Bu birikimlerin yalnızca estetik gerekçelerle kaldırılması, kıyıların doğal savunma mekanizmasını da zayıflatabiliyor. Deniz seviyesinin yükselmesi ve kıyı baskılarının şiddetlenmesiyle birlikte bu koruma işlevi; sahiller, turizm altyapısı, yerleşimler ve diğer kıyı varlıkları açısından giderek daha önemli hale geliyor.
Deniz çayırı habitatlarının beşte biri yok olabilir
İklim değişikliği nedeniyle deniz çayırı habitatlarının yüzyıl boyunca ne kadar daralacağını modelleyen, Ecological Informatics dergisinde yayımlanan bir makaleye göre deniz çayırı habitatlarının, 2031-2050 döneminde %6 ila 12, yüzyıl sonuna kadar ise yaklaşık %20 daralması bekleniyor. Yaklaşık 2500 kilometrekareyi bulan bu kayıp, Rodos Adası’na denk büyüklükte bir habitat kaybı anlamına geliyor.
Bu gerilemenin başlıca nedenlerinden biri; sıklığı, uzunluğu ve şiddeti giderek artan denizel sıcak hava dalgaları. Akdeniz’in baskın deniz çayırı türü Posidonia oceanica üzerine yapılan uzun dönemli gözlemler; yıllık ortalama sıcaklığın yaklaşık 20°C’nin, yaz aylarındaki maksimum sıcaklığın ise 26,5°C’nin üzerine çıktığı bölgelerde belirgin gerilemeler yaşandığını gösteriyor. Denizel sıcak hava dalgaları, bu eşiklerin uzun süre aşılmasına neden olarak doku hasarını artırıyor, büyümeyi yavaşlatıyor ve çayır kayıplarını hızlandırıyor.
Deniz çayırları, en önemli doğal karbon depolarından biri
‘‘Mavi karbon’’, denizler ve kıyısal ekosistemlerin atmosferden aldıkları karbonu uzun süre boyunca depolama kapasitesini ifade ediyor. Deniz çayırları, mangrovlar ve tuzlu bataklıklar; en önemli doğal karbon depoları arasında yer alıyor. Dolayısıyla deniz çayırları, yalnızca biyoçeşitliliği destekleyen habitatlar değil, aynı zamanda önemli mavi karbon ekosistemleri.
Tıpkı karasal ormanlar gibi deniz çayırları da fotosentez yoluyla atmosferden karbondioksit çekerler. Onları özel kılan ise karbonu yalnızca canlı dokularında değil, deniz tabanındaki sedimentlerde de uzun süre boyunca depolayabilmeleri.
Akdeniz’e özgü Posidonia oceanica, bu konuda önemli bir role sahip. Bitkinin kökleri, sediment altında bulunan gövdeleri ve bitkilerin zaman içinde ölmesiyle oluşan organik materyaller, ‘‘matte’’ adı verilen yoğun bir tabaka oluşturur. Büyük miktarda karbon, bu tabakada hapsedilir. Sağlıklı bir deniz çayırı, yalnızca karbon depolamakla kalmaz, bu karbon deposunu korur. Çayırlar zarar gördüğünde veya tamamen kaybolduğunda ise, depolanan karbon hareketlenebilir. Organik madde parçalanarak deniz mikroorganizmaları tarafından karbondioksite dönüştürülür ve atmosfere geri salınabilir.
"Karbon bombası" riski
Üstelik deniz çayırları, küresel iklim sistemi için de kritik öneme sahip. Akdeniz’in en önemli mavi karbon depoları arasında yer alan bu habitatlar, atmosferden çektikleri karbondioksiti canlı dokularında ve deniz tabanındaki sedimentlerde, yüzyıllarca depolayabiliyorlar. Ne var ki iklim değişikliği, bu yutakları da giderek zayıflatıyor.
Araştırmaya göre bu habitatlarda yaşanacak kayıp, deniz çayırlarının karbon tutma kapasitesini de yüzyıl boyunca azaltacak. Kayıpların yüzyıl sonunda %3,5 ila 6 arasında olacağı hesaplanıyor. Ancak asıl tehlike, deniz çayırlarının geçmiş yüzyıllar boyunca biriktirdiği karbonun yeniden atmosfere dönmesi riski.
Araştırmacılar bu olasılığı bir ‘‘karbon bombası’’ olarak tanımlıyor. Isınma ve insan kaynaklı baskılar deniz çayırlarını zayıflattıkça, iklim değişikliğinin etkilerini azaltan bu doğal sistemler, iklim değişikliğini hızlandırabilecek bir kaynağa dönüşme riski taşıyor.
Kirlilik ve zararlı alg patlamaları da artabilir
Deniz çayırlarının kaybı, su kalitesini koruyan diğer doğal süreçleri de zayıflatıyor. Örneğin tarımsal ve kentsel faaliyetler sonucu denizlere akan fazla azotu uzaklaştırma kapasitesinin, yüzyıl ortasına kadar %6 ila 12 arasında, yüzyıl sonuna kadar ise yaklaşık %20 azalabileceği tahmin ediliyor. Bunun sonucunda kıyı suları; besin tuzu kirliliğine, zararlı alg patlamalarına ve su berraklığının azalmasına karşı daha hassas hale gelebilir.
Yok olmaları, yılda 912 milyar Euro kayıp demek
Deniz çayırı habitatlarının sağladığı ekosistem hizmetlerinin ekonomik değerini ayrıntılı biçimde ortaya koyan bir diğer çalışma, bu ekosistemlerin balıkçılık ve doğa temelli kıyı rekreasyonuna sağladığı yıllık dolaylı katkıyı yaklaşık 116 milyon Euro olarak hesaplıyor. Bu değer, deniz çayırlarının balık stoklarını besin ağı üzerinden desteklemesi, ticari türlerin üretimine katkıda bulunması ve kıyı turizmi ile rekreasyon faaliyetlerini mümkün kılması gibi işlevlerden kaynaklanıyor. Üstelik bu hesaplamalar oldukça ihtiyatlı; nitekim çalışmada yalnızca belirli balık türleri ve sınırlı sayıda ekosistem hizmeti değerlendiriliyor.
Ancak deniz çayırlarının ekonomik önemi, bu yıllık dolaylı katkıyla sınırlı değil. Çalışmaya göre çayırlarının tamamen ortadan kalkması halinde, onların desteklediği balıkçılık ve doğa turizmi faaliyetleriyle bağlantılı yaklaşık 912 milyon euroluk yıllık ekonomik akış risk altına girebilir. Başka bir ifadeyle, 116 milyon euro deniz çayırlarına doğrudan atfedilebilen dolaylı katkıyı gösterirken, yaklaşık bir milyar euroluk tutar, bu habitatların yok olması halinde sürdürülebilirliği tehlikeye girecek daha geniş ekonomik sistemi ifade ediyor.
Birçok ticari balık türü de deniz çayırlarına bağımlı
Deniz çayırları, Akdeniz’deki birçok balık türünün yaşam döngüsünün kritik bir parçası.
Balık yavruları, deniz çayırlarının arasında avcılardan korunuyor; omurgasız canlılar ve mikroorganizmalar burada gelişiyor; üretilen organik madde ise bütün besin ağını besliyor. Dolayısıyla, başta barbun (Mullus barbatus), mırmır (Lithognathus mormyrus) ve mercan türleri (Pagellus erythrinus, P. Bogaraveo) olmak üzere ticari olarak avlanan birçok tür, yaşamının en az bir döneminde deniz çayırlarına bağımlı.
Bu nedenle deniz çayırlarının kaybı, yalnızca birkaç bitki türünün yok olması anlamına gelmiyor. Balık stoklarının zayıflaması, küçük ölçekli balıkçılığın zarar görmesi ve buna bağlı ekonomik faaliyetlerin olumsuz etkilenmesi de söz konusu.
Ekonomik katkısı balıkçılıkla sınırlı değil
Ekonomik katkı balıkçılıkla da sınırlı değil. Berrak kıyı suları, zengin balık toplulukları ve sağlıklı kıyı ekosistemleri; dalış, şnorkelle yüzme, doğa turizmi ve kıyı rekreasyonu gibi faaliyetlerin temelini oluşturuyor. Deniz çayırları ise bu ekosistemlerin korunmasında kritik rol oynuyor.
Yerel önlemler, deniz çayırları üzerindeki baskıyı azaltabilir
Bilim insanlarının dikkat çektiği önemli bir nokta ise deniz çayırlarının tahribatından yalnızca sıcaklık artışlarının değil, insan kaynaklı baskıların da sorumlu olması.
- Tuzluluk değişimleri,
- Tarımsal kökenli besin tuzu kirliliği,
- Kıyı yapılaşması,
- Tekne çapaları,
- Dip taraması,
- Yoğun gemi trafiği
gibi baskılar aynı anda etkili olduğunda, habitat kaybı çok daha büyük oluyor.
Dolayısıyla yerelde atılacak adımlar kendi başına küresel iklim değişikliğini durdurmak için yeterli olmasa da, deniz çayırlarının karşı karşıya olduğu baskıyı azaltabilir.
- Atıksu arıtımının iyileştirilmesi,
- Besin tuzu girişlerinin azaltılması,
- Kıyı planlamaları ve tekne çapalarının sınırlandırılması,
deniz çayırlarının iklim değişikliğine direncini artırabilecek uygulamalar arasında.
bianet'te yayımlanan İklim Masası haberlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Kaynak Çalışmalar:
1. Marine ecosystem services of seagrass in physical and monetary terms: The Mediterranean Sea case study
2. The big picture: appraising the risk of cumulative impacts on seagrass meadows in the Mediterranean Sea
(GY/HA)