Aile Dayanışma Ağı’ndan Silivri’de 34. buluşma: Adalet gecikmesin
19 Mart süreci sonrası tutuklananların aileleri tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı (ADA), 34’üncü buluşmasını Silivri Duruşma Salonu’nun yanında bulunan alanda gerçekleştirdi. Çok sayıda aile yakını, milletvekili, hukukçu, gazeteci ve yurttaşın katıldığı buluşmada, uzun süredir tutuklu bulunan isimlerin yakınları adalet, tutuksuz yargılama ve hukuki süreçlerde şeffaflık çağrısında bulundu.
Buluşmada en dikkat çeken konuşmalar, Dilek Kaya İmamoğlu, Seraf Özer ve Cansu Ulusoy tarafından yapıldı. Konuşmalarda ortak vurgu, “uzayan tutuklulukların artık bir cezalandırma aracına dönüştüğü” iddiası ve “ailelerin de sürecin doğrudan mağduru olduğu” yönündeydi.
“Kötülük ne kadar büyürse büyüsün adaletin ışığını söndüremez”
Dilek Kaya İmamoğlu konuşmasına, katılımcılara teşekkür ederek başladı ve Silivri’de her buluşmanın artık bir “vicdan nöbetine” dönüştüğünü söyledi.
“Bugün yine Silivri’deyiz. Adaletin geciktiği, hukukun ise her geçen gün biraz daha örselendiği bir dönemde, sevdiklerimizin yanında olduğumuzu göstermek ve bu büyük vicdan mücadelesini sürdürmek için bir aradayız.”
İmamoğlu, yaşanan sürecin sadece bireyleri değil toplumu da etkilediğini belirterek şöyle konuştu:
“Ülke olarak çok ağır bir dönemden geçiyoruz. Ekonomiden adalete, toplumsal barıştan sağlığa kadar her alanda büyük bir kriz var. Ama biz bu sınavdan başımız dik çıkacağımıza inanıyoruz. Çünkü hiçbir karanlık sonsuza kadar sürmez.”
“Mesele yalnızca kişiler değil, herkes için adalet meselesidir”
Dilek Kaya İmamoğlu, tutuklulukların bireysel bir mesele olmaktan çıktığını vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ekrem İmamoğlu ve yol arkadaşları 14 aydır tutuklu. 14 aydır milyonlar, bu haksız ve hukuksuz tutukluluklar karşısında yılmadan mücadele ediyor.”
İmamoğlu, sürecin geniş bir toplumsal anlam taşıdığını belirtti:
“Mesele yalnızca Ekrem İmamoğlu’nun ya da yol arkadaşlarının özgürlüğü değildir. Mesele herkes için hukuk, herkes için adalet ve eşit bir yaşam umududur. Mesele Türkiye meselesidir.”
Tutuklulukların uzamasına yönelik eleştirisini ise şu sözlerle dile getirdi:
“Bizim beklentimiz, artık kimsenin mağdur edilmemesidir. Herkesin tahliye olması ve yargılamaların tutuksuz şekilde devam etmesidir.”
“Kardeş olmanın bile suç gibi gösterildiği bir düzenle karşı karşıyayız”
Konuşmasında ailelerin de hedef haline geldiğini söyleyen İmamoğlu, bunun toplumsal bir kırılma yarattığını ifade etti:
“Kardeş olmak, eş olmak, aynı aileye mensup olmak neredeyse başlı başına bir suç gibi gösterilmeye çalışılıyor.”
İmamoğlu, çocukların dahi bu süreçten etkilendiğini belirterek şunları söyledi:
“İki küçük çocuğu hem annesinden hem babasından koparacak kadar vicdanını kaybetmiş bir düzenle karşı karşıyayız. Bu mudur adalet anlayışı?”
Konuşmasını dayanışma çağrısıyla bitiren İmamoğlu:
“Toplumun vicdan sahibi insanları bu mücadeleye ses vermeye devam ediyor. Biz bu karanlığı birlikte aşacağız.”
“Bir dosya kapanmadan hiçbir şey gerçekten bitmiyor”
Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer’in kızı Seraf Özer, konuşmasında babasının tutuksuz yargılanmasına rağmen sürecin aile üzerindeki etkisinin sürdüğünü söyledi:
“Babam bugün tutuksuz yargılanıyor olabilir ama biz hâlâ yargı süreçleriyle, kayyum uygulamalarıyla, haksızlıklarla boğuşuyoruz.”
Özer, adaletin yalnızca mahkeme kararlarıyla sınırlı olmadığını vurguladı:
“Bir insan cezaevinden çıksa bile adaletsizliğin gölgesi hemen kalkmıyor. Bir dosya hak teslim edilmeden kapanmaz. Bir hukuk devletinde tutuklama istisnadır ama bugün istisna olan şey fiilen cezaya dönüştürülmüştür.”
“Adalet bazen bir çocuğun sessizliğinde saklıdır”
Seraf Özer, adaletin toplumsal etkisine dikkat çekerek sözlerini daha duygusal bir yerden sürdürdü:
“Adalet yalnızca dosyalarda aranmaz. Bazen bir çocuğun suskunluğunda, bazen bir annenin gözyaşında, bazen de bir ailenin dağılmış sofrasında görünür.”
#İBBDAVASI | Ahmet Özer’in kızı ve aynı zamanda avukatı da olan Seraf Özer açıklamada bulundu.
— bianet (@bianet_org) May 21, 2026
"Babam bugün tutuksuz yargılanıyor olabilir ama bir insan cezaevinden çıksa bile adaletsizliğin gölgesi üzerinden hemen kalkmıyor." pic.twitter.com/YULWvU4Xyu
Özer, haksızlıklara karşı erken tepki verilmesi gerektiğini belirterek:
“Haksızlık kimden gelirse gelsin, daha ilk saniyede ‘hayır’ diyebilmeliyiz.”
“Hayatımız artık Silivri’den ibaret oldu”
Zabıta Daire Başkanı Engin Ulusoy’un kızı Cansu Ulusoy, konuşmasında babasının 390 gündür tutuklu olduğunu belirterek duygusal bir anlatım yaptı.
“Ben 390 gündür haksızca tutuklu bulunan babamın kızıyım. Babam hayatını ülkesine ve insanlarına hizmete adadı.”
Babasının yaşamından örnekler veren Ulusoy, onun dürüstlük ilkesine vurgu yaptı:
“Kimseye borçlu olmamak onun en büyük prensibiydi. Hediye kabul etmezdi, makam aracına bizi bindirmezdi.”
“Mavi duvarlar artık özgürlüğü değil esareti çağrıştırıyor”
Silivri sürecinin aile üzerindeki etkisini anlatan Ulusoy, yaşadıklarını şöyle aktardı:
“Hayatımız artık Silivri’den ibaret oldu. Açık görüş salonları, mavi duvarlar, tel örgüler… Artık mavi renk bile bana özgürlük değil esaret çağrıştırıyor.”
Babasını ilk gördüğü anı anlatırken ise:
“Beni görünce elimi öyle sıktı ki kolum uyuştu. Ama ben elimi çekmedim, çünkü ona güç vermek istedim.”
Ulusoy, babasının sağlık sorunlarına da dikkat çekti:
“Kalp rahatsızlığı geçirdi, hastaneye kelepçeyle götürüldü. Duvarlara tutunarak yürüdüğünü öğrendik.”
Sürecin en ağır kısmını ise şu sözlerle ifade etti:
“Bütün ömrünü vatanına adamış canım babama henüz savunma sırası dahi gelmedi.”
“Son kişi özgürlüğüne kavuşana kadar mücadele sürecek”
Konuşmaların sonunda aileler ortak bir mesaj verdi: Mücadele devam edecek.
Cansu Ulusoy, “Son kişi bile özgürlüğüne kavuşana kadar içimiz rahat etmeyecek” derken, Seraf Özer “Bu sadece bir hukuk değil, vicdan meselesidir” dedi.
Dilek Kaya İmamoğlu ise buluşmayı şu sözlerle tamamladı: “Biz bu karanlığı birlikte aşacağız. Adalet ve hakikatin ışığı mutlaka kazanacak.”
(EMK)