ABD’de bir federal yargıç, Trump yönetiminin rüzgâr ve güneş enerjisi projelerini yavaşlattığı gerekçesiyle dava edilen izin prosedürlerinin bir bölümünü durdurdu.
Boston’daki federal mahkeme başyargıcı Denise Casper, Salı günü verdiği ihtiyati tedbir kararında, davacıların bu uygulamaların hukuka aykırı olduğunu kanıtlama ihtimalinin güçlü göründüğünü belirledi. Yargıç Casper kararıyla Trump yönetiminin fosil yakıtları kayırırken yenilenebilir enerji yatırımlarını idari yollarla baskılamaya dönük siyasetinin kayda değer bir bölümünü askıya aldı.
Arka plan
Dava, aralarında “RENEW Northeast” ve “Alliance for Clean Energy New York”un da bulunduğu dokuz sektör ve savunuculuk grubunun başvurusuyla açılmıştı. Davacılar, İçişleri Bakanlığızla bağlantılı federal kurumların yeni bir yasal çerçeve oluşturmaksızın, ek siyasi onay mekanizmaları ve ağırlaştırılmış inceleme süreçleri dayatarak çok sayıda rüzgâr ve güneş enerjisi projesini geciktirdiğini ya da fiilen kilitlediğini iddia ediyorlardı.
Mahkeme de ilk değerlendirmesinde, bu yaklaşımın yenilenebilir enerji projelerini gereksiz izin engelleri yaratarak yavaşlattığı kanaatine yaklaştı.
Kararın önemi
Yargıç Casper’ın kararının ağırlığı, yalnızca birkaç dosyaya ilişkin teknik bir düzeltme getirmesinden ibaret değil. Mahkeme, davacıların Trump yönetimi prosedürlerinin İdari Usul Yasası’nın ihlaline yol açtığını ortaya çıkarma olasılığının güçlü olduğunu söyledi.
Bu, federal kurumların yasa karşısında siyasal tercihlerini idari süreçlere taşırken keyfi davranamayacakları ve gerekçeden yoksun olarak yeni engeller yaratamayacaklarının teslimi anlamına geliyor.
ABD’de enerji politikasının en sert çatışma alanlarından biri izin rejimi olduğundan, bu kararla yönetimin yenilenebilir enerjiye karşı başvurduğu en etkili silahlardan birine doğrudan kısıt getirilmiş oldu.
Kararla önü açılan projeler
Kararın kapsadığı alanlar arasında açık deniz rüzgâr projeleri de var. Reuters’ın haberine göre mahkemenin uygulanmasını durdurduğu izin prosedürleri arasında, Dış Kıta Sahanlığı Kanunu’nun (Outer Continental Shelf Lands Act) dar bir yorumuyla açık deniz rüzgâr projelerine yasanın öngördüğünden de katı ölçütler dayatılması da vardı. Bu yönüyle karar, yalnızca kara projelerini değil, Trump yönetiminin özellikle hedef aldığı açık deniz rüzgâr enerjisi alanını da ilgilendiriyor.
Kararın önemi bu bağlamda daha belirginleşiyor: Mahkeme, Trump yönetiminin, rüzgâr ve güneş enerjisi projelerini doğrudan yasaklayamamakla birlikte, yatırım akışını izin mekanizmalarını ağırlaştırarak da boğamayacağını söylemiş oldu.
Bu, bütün projelerin derhal onaylanacakları anlamına gelmiyor. Dava sürerken hükümet kurumları yalnızca mahkemenin hukuka aykırı bulma ihtimalini yüksek gördüğü bu araçları kullanamayacak. Ama karar, yine de yenilenebilir enerji sektörüne nefes aldıran ve Beyaz Saray’ın yenilenebilir enerji projelerini “arka kapıdan dolanarak yavaşlatma” yöntemini işlemez kılan ciddi bir yargı müdahalesi niteliği taşıyor.
Trump’ın tosladığı ikinci duvar
Son karar, Trump yönetiminin rüzgâr enerjisine karşıt tutumunun yargıda ikinci kez sert biçimde duvara toslaması olarak da okunuyor.
Aralık 2025’te bir başka federal yargıç, Trump yönetiminin yeni rüzgâr enerjisi izinlerini topluca durdurma girişimini “hukuka aykırı” ve “keyfi” olduğunu saptayarak iptal etmişti. O dosyada mahkeme, federal kurumların yalnızca başkanın talimatıyla izin incelemelerini süresiz askıya alamayacağını açıkça söylemişti. Yeni karar, bu yargısal yorumu genişleterek Trump yönetiminin yenilenebilir enerjiyi hem açık yasaklarla hem de bürokratik darboğazlarla baskılama stratejisinin mahkemelerde git gide daha çok sınırlandığını gösteriyor.
Özetle Boston’daki karar süreci, sadece enerji siyaseti kapsamında petrol, gaz, kömür ve iklim hedefleri ekseninde bir tercih çatışmasının değil, aynı zamanda devlet aygıtının nasıl işleyeceğine dair bir hukuk ve iktidar mücadelesinin de gündemde olduğunu bir kez daha gösterdi.
Karar, bu yönüyle yargıda bir usul tartışmasından çok daha büyük bir anlam taşıyor.
Trump'ın yenilenebilir enerjiyle savaşı: "Matkapla yavrum matkapla"
Trump’ın fosil yakıtları öncelemeyi petrol endüstrisi adına bir meydan okumaya tercüme eden “drill, baby, drill” (matkapla yavrum matkapla) sloganıyla savunduğu tez, ABD’nin enerji sorunlarının çözümünün daha fazla petrol ve doğal gaz çıkarmaktan geçtiği iddiasına dayanıyor.
Drill, baby, drill”, esasen küresel iklim krizine dair bilimsel kanıtlara ve insanlığın fosil yakıtlardan çıkma zorunluluğuna karşı yükseltilmiş reaksiyoner bir savaş narasıdır.
Bu yaklaşım, federal arazilerde ve deniz sahalarında sondajı genişletmeyi, izin süreçlerini hızlandırmayı ve çevresel düzenlemeleri gevşetmeyi hedefliyor. Trump yönetimi bunu yalnızca ekonomik büyüme olarak değil, aynı zamanda “enerji egemenliği” ve ulusal güvenlik meselesi olarak da sunmuştur. Beyaz Saray’ın 20 Ocak 2025 tarihli "Amerikan Enerjisinin Önünü Açmak" (Unleashing American Energy) bildirisi, ucuz ve güvenilir enerji arzını artırmayı, doğal kaynakları daha hızlı devreye sokmayı ve bunun refahı geri getireceğini açıkça savunuyor.
Bu sloganın arkasındaki ikinci büyük varsayım, fosil yakıt üretimi arttıkça enerji fiyatlarının düşeceği ve enflasyon baskısının hafifleyeceği düşüncesi. Aynı mantık, ABD’nin dış enerji kaynaklarına bağımlılığını azaltacağı ve jeopolitik krizlere karşı daha dayanıklı hale geleceği iddiasını da içeriyor. Ancak, büyük petrol şirketleri bu çağrıyla üretimi otomatik olarak hızlandırmadı; birçok şirket üretimi agresif biçimde artırmaktan çok ortaklarının kâr getirilerini önceledi.
Üçüncü olarak, bu tez, yenilenebilir kaynakları ikincilleştiren bir siyasal tercih içeriyor: petrol, gaz ve kömür “gerçek” enerji; rüzgâr ve güneş ise daha az öncelikli olarak ele alınıyor. Bu da sloganın sadece “daha çok sondaj” demek olmadığını, aynı zamanda enerji politikasının merkezine yeniden fosil yakıt sermayesini yerleştirme girişimi olduğunu gösteriyor. Özetle “drill, baby, drill”, iklim krizini ve enerji dönüşümünü ikincilleştirerek büyüme, ucuz enerji, jeopolitik güç ve düzenleme karşıtlığını tek bir popülist enerji programında birleştiren bir tez.
(AEK)

