ABD: Geri gönderme merkezlerinde açlık grevindeki göçmenlere zorla besleme kararı
ABD İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) ve ICE, 2025 ve 2026'da açlık grevine giden göçmenlere zorla tıbbi müdahale uygulayabilmek için en az 10 kez mahkeme kararı aldı. The Guardian'ın araştırmasına göre 3 göçmen zorla beslendi, 2 kişi daha aynı uygulamaya maruz kalmış olabilir. Mahkeme kararları zorla beslemenin yanı sıra rıza olmadan damar yoluyla sıvı verilmesine ve kan-idrar örneklerinin alınmasına da izin verdi. Göçmenler belirsiz süreli tutukluluk, kötü yaşam koşulları ve sağlık hizmetlerine erişim sorunlarını protesto etmek için açlık grevine başvuruyor. Uzmanlar mahkeme kararının etiği meşrulaştırmadığını, zorla beslemenin tıp etiğini ihlal ettiğini belirtiyor. Dünya Tabipler Birliği ve BM insan hakları mekanizmaları da uygulamayı etik dışı ve potansiyel işkence olarak nitelendiriyor. Trump yönetimi ise yaşamı koruma yükümlülüğünü gerekçe gösteriyor.
ABD İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) ve Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE), 2025 ve 2026'da açlık grevine giden göçmenlere zorla tıbbi müdahale uygulayabilmek için en az 10 kez mahkeme kararı aldı.
The Guardian'ın haberine göre, dosyalar, 3 göçmenin zorla beslendiğini doğrularken, 2 kişinin daha aynı uygulamaya maruz kalmış olabileceğini ortaya koyuyor. 5 kişi ise mahkeme kararlarının uygulanmasından hemen önce açlık grevini sonlandırdı.
Mahkeme kararlarında yok yok
Mahkeme kararları yalnızca zorla beslenmeye değil, bazı dosyalarda kişinin rızası olmadan damar yoluyla sıvı verilmesine, kan ve idrar örneklerinin alınmasına da izin verdi. Belgeler, bazı göçmenlerin aylarca açlık grevinde kaldığını ve duruşmaların önemli bölümüne avukat olmadan çıkarıldığını gösteriyor. The Guardian dosyaların bir kısmının mühürlü olması nedeniyle uygulamanın gerçek boyutunun açıklanandan daha geniş olabileceğini belirtiyor.
Araştırmaya göre açlık grevleri, göçmenlerin belirsiz süreli tutulmayı, kötü yaşam koşullarını, sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sorunları ve sınır dışı edilme süreçlerini protesto etmek için son başvurduğu araçlar arasında. Trump'ın ikinci başkanlığında gözaltına alınan göçmen sayısının hızla artmasıyla birlikte bu eylemler de yaygınlaştı.
"Mahkeme kararı etik sorunu ortadan kaldırmıyor"
Gazeteye konuşan Georgetown Üniversitesi O'Neill Ulusal ve Küresel Sağlık Hukuku Enstitüsü Direktörü Prof. Lawrence Gostin, zorla beslemenin mahkemece onaylanmasının onu etik açıdan meşru hale getirmediğini söyledi. Gostin'e göre devletin, gözetimindeki kişilerin yaşamını koruma yükümlülüğü bulunsa da, karar verme yetisi yerinde olan bir kişinin açık iradesine rağmen bedenine müdahale edilmesi, tıp etiği açısından son derece sorunlu bir uygulama.
Guardian'ın araştırmasında görüşlerine yer verilen Penn State Dickinson Hukuk Fakültesi öğretim üyesi ve eski ICE başhukuk müşaviri Shoba Sivaprasad Wadhia ise göçmenlerin önemli bölümünün bu davalarda avukatsız bırakılmasının ciddi bir hak ihlali oluşturduğunu belirtti. Wadhia'ya göre insanların beden bütünlüğüne ilişkin böylesine ağır kararlar alınırken etkili hukuki temsil ve bağımsız yargısal denetim vazgeçilmez güvenceler arasında devreye girmiş olmalı.
American Immigration Council hukukçularından Aaron Reichlin-Melnick de araştırmada, zorla besleme kararlarının göçmenlerin açlık grevine yol açan koşulları çözmek yerine protestoyu bastırmaya odaklandığını söyledi. Reichlin-Melnick, gözaltındaki insanların çoğu zaman seslerini duyurabilecek başka bir mekanizmaya sahip olmadığını, açlık grevinin bu nedenle son çare olarak kullanıldığını dile getirdi.
Devletin güvenlik politikası tıp etiğiyle çatışma halinde
Dünya Tabipler Birliği'nin Malta Bildirgesi, karar verme yetisi yerinde olan bir açlık grevcisinin iradesine rağmen zorla beslenmesini etik dışı kabul ediyor. Bildirgeye göre hekimin görevi devletin güvenlik politikasını uygulamak değil, hastanın özerkliğine ve bilgilendirilmiş kararına saygı göstermek. Birleşmiş Milletler insan hakları mekanizmaları da, uygulanış biçimine bağlı olarak zorla beslemenin işkence veya insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele yasağını ihlal edebileceğini kabul ediyor.
Trump yönetimi ise mahkemelere yaptığı başvurularda, gözetimi altındaki kişilerin yaşamını korumakla yükümlü olduğunu ve ölüm riskini önlemek amacıyla zorla tıbbi müdahalenin gerekli hale geldiğini savunuyor. Ancak Guardian'ın araştırması, tartışmanın yalnızca "yaşamı kurtarma" ile sınırlı olmadığını; göçmenlerin protesto hakkı, beden bütünlüğü, tıp etiği ve adil yargılanma güvencelerini de kapsayan daha geniş bir insan hakları sorununa dönüştüğünü ortaya koyuyor.
(AEK)