29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali sona erdi
Uçan Süpürge Vakfı tarafından düzenlenen 29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, Ankara’da gerçekleştirilen görkemli kapanış töreniyle sona erdi. Bu yıl “Çiçek mi Dediniz?” temasıyla 2-7 Haziran tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşan festival, kadınların hikâyelerini, deneyimlerini ve mücadelelerini beyaz perdeye taşıyan zengin programıyla dikkat çekti.
Festivalin yarışmalı bölümü “Her Biri Ayrı Renk” kapsamında verilen Uluslararası Film Eleştirmenleri Federasyonu (FIPRESCI) Ödülü, Anna Fitch ve Banker White’ın yönettiği “Yo, Aşk Asi Bir Kuştur” filmine verildi. İzleyici oylarıyla belirlenen Enki Ödülü’nün sahibi ise Brezilyalı yönetmen Lucia Murat’ın “Yaşadığını Görmek Ne Güzel” filmi oldu.
Gösterimler, Ankara’nın farklı noktalarında bulunan Kült Kavaklıdere Sineması, Etimesgut Belediyesi 100. Yıl Cumhuriyet Kültür Merkezi ve Mamak Belediyesi Mahsun Ertuğrul Sahnesi’nde yapıldı. Festival; Ankara Büyükşehir Belediyesi, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu, Çankaya Belediyesi, Etimesgut ve Mamak Belediyeleri ile TBWA’nın desteğiyle hayata geçirilirken, Institut Français de Turquie ile Kanada ve Brezilya Büyükelçilikleri de programa katkı sundu.
Kapanış gecesinde dayanışma ve sinema bir aradaydı
7 Haziran akşamı Kült Kavaklıdere Sineması’nda düzenlenen kapanış töreni yoğun ilgi gördü. Kadın emeğini ve dayanışmasını görünür kılan gece, kadın hareketinin önemli isimlerinden Avukat Hülya Gülbahar’ın kaleme aldığı festival metninin, oyuncu Tilbe Saran tarafından seslendirildiği tanıtım filminin gösterimiyle başladı.
Festival boyunca gerçekleştirilen panel, söyleşi ve ustalık sınıflarının ardından konuşan Uçan Süpürge Vakfı Başkanı Ayşe Ürün Güner, festivale katkı sunan kurum ve sponsorlara teşekkür etti. Kadın odaklı haberciliğe ve kültürel üretime destek veren paydaşlara plaketleri takdim edilirken, bu iş birliklerinin yalnızca sponsorluk değil, kadınların sesini görünür kılma mücadelesinin bir parçası olduğu vurgulandı.
FIPRESCI jürisinden “Yo, Aşk Asi Bir Kuştur”a övgü
Kapanış töreninde, yakın zamanda yaşamını yitiren sanatçı Marjane Satrapi anısına hazırlanan özel video gösterimi de yer aldı. FIPRESCI jürisi üyesi Ece Vitrinel, Satrapi’nin sinema ve sanat dünyasına bıraktığı izleri anarak, onun unutulmaz imgeler yaratan nadir sanatçılardan biri olduğunu ifade etti.
Mısır’dan Omnia Adel, Fransa’dan Nadia Meflah ve Türkiye’den Ece Vitrinel’den oluşan FIPRESCI Jürisi, ödül gerekçesinde “Yo, Aşk Asi Bir Kuştur”un sinemayı bir hatırlama ve yas tutma biçimi olarak ustalıkla kullandığını belirtti. Jüri açıklamasında, filmin belgesel ile düşsel anlatı arasında kurduğu özgün dil sayesinde hafıza, kayıp ve özgürlük temalarını etkileyici bir biçimde işlediğine dikkat çekildi.
Suriye’den gelen hikâyelere özel alan
Festivalin dikkat çeken bölümlerinden biri de Suriyeli kadınların deneyimlerine odaklanan özel gösterimler oldu. Avrupa Birliği Suriye Delegasyonu tarafından finanse edilen ve Uçan Süpürge Vakfı’nın yürüttüğü WeART Syria Projesi kapsamında hazırlanan “A Voice Without an Echo” ve “The Permission to Film” adlı kısa filmler izleyiciyle buluştu.
Gösterimlerin ardından proje temsilcileri Suaad Alaswad ve Ghufran Almahmood sahneye çıkarak film ekiplerinin mesajlarını paylaştı. Kadınların görünürlük mücadelesine odaklanan yapımlar, izleyicilerden büyük ilgi gördü.
Lucia Murat ve Yeşim Ustaoğlu’ndan ilham veren buluşmalar
Festivalin en yoğun ilgi gören etkinlikleri arasında Brezilyalı yönetmen Lucia Murat ve usta sinemacı Yeşim Ustaoğlu’nun ustalık sınıfları yer aldı.
Lucia Murat, Brezilya’daki askeri diktatörlük döneminde yaşadığı deneyimlerin sinemasını nasıl şekillendirdiğini anlatırken, hafıza, direniş ve feminizm eksenindeki üretim sürecini katılımcılarla paylaştı. “Evet, ben bir feministim” sözleri salondan büyük alkış aldı.
Yeşim Ustaoğlu ise sinemanın yalnızca bir sanat formu değil, aynı zamanda yaşanılan döneme tanıklık eden güçlü bir kayıt mekanizması olduğunu vurguladı. Kadınların görünmez bırakılan hikâyelerine odaklandığını belirten yönetmen; savaş, göç, aidiyet ve hafıza gibi temaların eserlerinin merkezinde yer aldığını ifade etti.
Kadın, hafıza ve direniş üzerine tartışmalar
Festival kapsamında gerçekleştirilen “Sınırda Yaşamak: Orta Doğu’da Kadın, Hafıza ve Direniş” panelinde, savaşın ve zorunlu göçün kadınlar üzerindeki etkileri ele alındı. Yönetmenler Seemab Gul ve Gözde Kural’ın katıldığı oturumda, kadınların gündelik yaşamda geliştirdiği direniş biçimlerinin toplumsal dönüşüm açısından taşıdığı önem vurgulandı.
Bir diğer önemli panel olan “Türkiye’deki Sinema ve Dizi Endüstrilerinde Teknik Alanda Kadın Emeği” başlıklı oturumda ise sektördeki toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri ve kadın dayanışma ağlarının önemi tartışıldı.
Güçlü hikâyelerle tamamlanan bir festival
Festival programında yer alan kısa film seçkileri ve uzun metraj gösterimleri büyük ilgi gördü. Özellikle Gözde Kural’ın ödüllü filmi “Cinema Jazireh” ile Yeşim Ustaoğlu ve Selen Heinz imzalı “Kuru Taşın Başı” belgeseli, izleyiciler tarafından yoğun ilgiyle karşılandı.
Bir hafta boyunca sinemanın dönüştürücü gücünü, kadınların yaratıcı üretimini ve dayanışmanın önemini görünür kılan 29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, güçlü hikâyeler ve uzun süre hafızalarda kalacak anlarla sona erdi.
(EMK)