Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)Türkiye'de şubat itibarıyla trafiğe kayıtlı otomobil sayısı, 17 milyon 523 bin 423 olarak belirlerken, Şubat 2026 itibarıyla elektrikli otomobil sayısının geçtiğimiz yıla oranla yüzde 92 artışla 395 bin 697'ye yükseldiğini saptadı.
TÜİK araştırmasına göre, uzun yıllar pazara egemen olan dizel motorlu araçlar, eskisi kadar çekici değil. Şubat 2025'te yüzde 10,5 olan dizel otomobil payı, Şubat 2026 itibarıyla yüzde 8,5'e geriledi. Yeni satışlarda tek haneli rakamlarda kalan dizel motorlu araçların giderek kullanım dışı kalacağı görülüyor.
AA'nın haberine göre, diğer yakıt türlerine göre, karbon salımı daha düşük, enerji verimliliği yüksek ve sessiz çalışarak gürültü kirliliğini azaltmaya katkıda bulunan elektrikli araçların sayısıysa, şarj istasyonlarının da çoğalmasıyla son yıllarda önemli ölçüde arttı.
Elektrikli otomobil sayısı 400 bine dayandı
Trafiğe kayıtlı elektrikli otomobil sayısı, 2015'te yalnızca 565 iken 2024'te 183 bin 776'ya, Şubat 2025'te 206 bin 22 olan elektrikli otomobil sayısı, bir yılda yüzde 92 artışla Şubat 2026'da 395 bin 697 olarak hesaplandı.

TÜİK araştırmasına göre 2026'nın ilk iki ayında hibrit araçların satış payı yüzde 31,4 tam elektrikli araçların payıysa yüzde 17,4 oldu ve iki segmentte toplam satış yüzde 48,8'le benzinli motorlu araçların satışını geçti.
Hibrit araç sayısı Şubat 2026 itibarıyla 741 bin 149 olarak saptandı.
Bilgi kutusu | Elektrikli araç parkı en az yüzde 15'e çıkmalı
Elektrikli otomobil oranını yüzde 2,3’e yükselten artış hızı etkileyici olmakla birlikte, bu oran Türkiye’nin karayolundan kaynaklanan kaynaklı karbon salımını belirgin biçimde düşürmek için henüz düşük.
Ulaştırma, Türkiye emisyonlarının yaklaşık yüzde 15-16’sını oluşturuyor; bunun en büyük bölümü de karayolundan geliyor. Bu yüzden gözle görülür bir düşüş için elektrikli otomobillerin toplam araç park içinde kabaca en az yüzde 15-20 bandına yaklaşması, bunun da daha temiz elektrik üretimiyle desteklenmesi gerekiyor. Tersi durumda etkinin sınırlı kalması kaçınılmaz.
Öte yandan toplu ulaşımın gerçekten cazip kılınması ve bunun için “daha çok otobüs” değil; daha sık sefer, daha kısa bekleme süresi, özel otobüs şeritleri, metro-otobüs arasında tek bilet ve kolay aktarma, güvenli yaya erişimi ve bisiklet bağlantısı sağlamak şart.
OECD ve ITF çalışmaları, özellikle özel yol/şerit tahsisi, entegrasyonlu ücretlendirme ve yüksek sefer sıklığının otomobil yerine toplu taşımayı seçmede belirleyici olduğunu gösteriyor.
(AEK)

