Tutuklu Avukat Barkın Timtik İçin Adliye Önünde Nöbet

Avukat Ebru Timtik, Cemevine düzenlenen polis baskınında gözaltına alınıp tutuklanan Halkın Hukuk Bürosu avukatı, ÇHD Genel Merkez Yöneticisi olan kardeşi Barkın Timtik’in serbest bırakılması için Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi önünde nöbette.

Avukat Ebru Timtik, Cemevine düzenlenen polis baskınında gözaltına alınıp tutuklanan Halkın Hukuk Bürosu avukatı, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Merkez Yöneticisi olan kardeşi Barkın Timtik’in serbest bırakılması için Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi önünde nöbette.

Kendisi de Halkın Hukuk Bürosu avukatlarından olan Ebru Timtik, Silivri hapishanesi önünde nöbet tutmak istediklerini ancak gözaltına alındıklarını, Barkın Timtik'in Şakran hapishanesine götürüldüğünü belirtti.

10 Ocak’ta Çağlayan'da başlayan nöbetin Barkın Timtik serbest bırakılana dek belirli saatlerde adliye önünde süreceğini söyledi.

Avukat Barkın Timtik 15 Aralık 2016’da yedi yemeği adlı taziye ve ibadet için İstanbul, Esenyurt’taki Kuruçeşme Mahallesinde bulunan Kıraç Cemevi’ndeydi.

Cemevi’ne baskın yapan polis içeriye biber gazı attı, Barkın Timtik’in de aralarında bulunduğu 26 kişi 20 Aralık 2016’da çıkarıldıkları mahkemece ölen kişiyle ilgili “yasadışı örgüt üyeliği” iddiası olduğundan, taziyesine katılarak propaganda suçu işledikleri iddiasıyla, Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/3. maddesi uyarınca tutuklandı. Silivri hapishanesinden İzmir’deki Şakran hapishanesine götürüldü.

"Topluma gözdağı vermenin yolu"

Ebru Timtik, Barkın Timtik’in gözaltına alınışını ve gözaltında yaşadıklarını şöyle anlattı:

“Müvekkilinin yedi yemeği için Cemevi’ne gitmişti. Sabahtan yemeği düzenleyenleri tehdit etmişler. O da ‘Neyse problem çözelim’ diye gitmişti.

“Avukat olduğunu söylemesine, 'Problem neyse çözelim' demek istemesine rağmen Cemevine gaz bombaları atarak gözaltına aldılar.

“Gözaltında işkence gördü. Cumhuriyet savcısına da söyledik, işkence yapanların şüphelileri getirip götürmeye devam ettiğini, Barkın’ın yüzünde izlerin durduğunu anlattık.

“Savcı, tutanağa geçirdiği halde kapının önündeki polislerin tespitini yaptırmadı. Nezarete indirirken tekrar dövdüler, mahkemede tutuklandıktan sonra götürürken tekrar gördüler. İşkence aralıksız devam etti.

“İşkencenin takibi yapılmadı, yapılamıyor. Düzgün şekilde adli muayene de yapılmadı. İşkence izlerinin tespit edilmesi gerekiyordu.”

“Savcı ‘örgüt propagandası yaptın’ diyor. Cemevi bahçesinde bir yerde ‘Oğuz Meşe (taziye düzenlenen kişi] ölümsüzdür’ pankartı bulduk diyorlar. Pankartı ben mi astım? Tutuklanmasının hiçbir açıklaması yok.

“Tanınan,  bilenen hak savunucu olduğu için tutuklandığını düşünüyorum. [Bugün duruşmaları görülen Özgür Gündem ve MİT tırları davalarını hatırlatıyor]  Bugünkü örnekler gibi, bu insanların seçilmiş olmasının bir sebebi var.  Toplumun gözünün önündeler, topluma gözdağı vermenin yolu bu. Bu yüzden Barkın’ı aldılar.” 

Timtik "Beş gün işkence gördüm, şikayetçiyim"demişti

Avukat Timtik’in savcılık sorgusunda gözaltı sırasında yaşananları anlatması tutanağa şöyle yansımıştı:

“Oğuz Meşe benim müvekkilimdi. Ölümü nedeniyle Alevi inancına göre Kıraç Cemevinde yedisi yapılacaktı. 15 Aralık saat 13.30 sıralarında cemevinin bahçesindeydim. Bu sırada minibüs ve arkasında akrep aracıyla gelen çok sayıda polis araçlardan inip cemevinin bahçesine girdi.

“Polisler hızla cemevine yönelince kendilerine ‘Ben avukatım, amiriniz kim’ dedim, amirleriyle görüşmek istedim. Bu sırada amirleri olduğunu anladığım bir polis bana doğru gelerek doğrudan yüzümü avuçladı. ‘Alın bunu da diyerek omzundan itti. Ben bu sırada ‘Ben avukatım, beni alamazsınız’ demeye çalıştım. Zorla götürüp gözaltına aldılar.

“Bana sonradan anlatıldığına göre cemevi de gaza boğularak insanlar gözaltına alınmış. Yaşanan her şey kamera kaydına alınmıştır, kamera kayıtlarının incelenmesini talep ediyorum.”

“Gözaltına alınıp minibüse götürüldüm. Cemevinden çıkarılıp gözaltına alınan insanların da gözleri gazdan kızarmıştı. Minibüste küfür ettiler, silahlarının dipçiğiyle vurdular. Polisler, ‘Susacaksınız, sesinizi çıkarmayacaksınız, devlet biziz’ dediler.

“İşkence yaptıklarını söylediğimde, ‘İşkenceyi birazdan göreceksiniz’ dediler. Bizi Kıraç karakolunun yan tarafındaki top sahasına götürdüler. İndirip top sahasına oturttular. Üzerimize gaz bombası, plastik mermi sıktılar. Gaz fişekleri sağ yanağıma, sağ bacağıma, göğsüme isabet etti. Yüzüme gelen fişek nedeniyle yanağım sararmış vaziyette. Bir kadın polis saçımdan tutarak beni yerde sürükledi.

“Sonraki tüm gözaltı işlemlerinde de zor kullanıldı. Çevik kuvvet polislerinden biri başımı koltuğa koyup yumruk attı. Başka bir polis bana silah çekti. Hatta meslektaşları onu sakinleştirmek için aşağı indirdi. Gözaltındaki beş gün boyunca işkence gördüm, hakarete ve küfre maruz kaldım. Polislerden şikayetçiyim.” 

(BK)


İstanbul - BİA Haber Merkezi

11 Ocak 2017, Çarşamba

Beyza Kural