Haberin İngilizcesi / Kürtçesi için tıklayın
Hatay, Reyhanlı’da düzenlenen bombalı saldırıyla ilgili açılan davanın firari sanığı Yusuf Nazik gözaltına alındı.
TIKLAYIN - Reyhanlı Davasından MİT’e: İhbar Gelmiş miydi, Geldiyse Ne Yaptınız?
Anadolu Ajansı “Nazik’in Milli İstihbarat Teşkilatınca düzenlene operasyon ile Suriye’nin Lazkiye kentinde yakalandığını ve Türkiye’ye getirildiğini” yazdı.
TIKLAYIN - Reyhanlı Davasında 9 Sanığa 53'er Ağırlaştırılmış Müebbet
Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013’te patlatılan iki bombalı araçla 52 kişinin hayatını kaybettiği, 155 kişinin yaralandığı saldırıyla ilgili 33 sanığın yargılandığı ana dava 23 Şubat 2018’de sonuçlandı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, dokuz sanığa 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet ve 4 bin 32'şer yıl hapis cezası verdi.
Aralarında Mihraç Ural'ın da bulunduğu sekiz firari sanığın dosyaları ise ayrıldı. Bu sanıklardan biri, bugün gözaltında.
İddianameden: Saldırı biliniyordu ama önlenemedi
Hataylı 34 yaşındaki Yusuf Nazik’in bir saldırı gerçekleştirme ihtimali ve bombalama hazırlığı içerisinde olduğu, Reyhanlı’daki saldırıdan üç gün önce Hatay Emniyetince biliniyordu.
Reyhanlı davasının iddianamesine göre, Emniyet Müdürlüğünü arayan “isimsiz bir kişi”, saldırıdan üç gün önce, 8 Mayıs 2013’teki ihbarında “bombaları bizzat gördüğünü” söyleyerek saldırıyla ilgili şu iddialarda bulunmuştu:
“Ankara'da yapılacak olan bombalama ile ilgili T.D. isimli şahsın 9 Mayıs 2013 günü tahminen 22.00-24.00 saatleri arası, Yayladağı sınır kapısından giriş yapacağı, T.D.’yi Yusuf Nazik veya Nasır Eskiocak’ın gelip alacağı ve daha önceden bombalama eylemi için hazırlanan araçların olduğu yere götüreceğini…
“…Bombaların perşembe gecesi araçlara yüklenerek Nasır Eskiocak ve Yusuf Nazik önderliğinde Ankara’ya hareket edeceğini ve bombaların Ankara’da patlatılacağını…”
“Bu işler için iki hafta kadar önce Lazkiye’de Yusuf Nazik ve Nasır Eskiocak’a, 4-5 milyon Suriye parası ile bomba eğitimi verildiği, Lazkiye’den yüklenen bombaları bizzat gördüğünü…”
İddianamede, bu bilgilerin bilinmesine ve “tüm çalışma ve önlemlere rağmen” saldırını önlenemediği de not düşüldü.
“Esad ile 1 saat 45 dakika görüştüğü” iddia edildi
İddianame savcısı Özcan Şişman, Nazik ile ilgili şu savı öne sürüyordu:
“Suriye devlet başkanıyla Yusuf Nazik'in görüşmeleri için Mihraç Ural ile telefonla randevu talep edildiği…
“Bu görüşmeden 3-4 gün sonra saldırının planlamasında köprü görevi gören Yusuf Nazik'in Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile 1 saat 45 dakika görüştüğü, buna göre saldırı planlamasında THKP-C ACİLCİLER terör örgütüyle Suriye güvenlik güçlerinin doğrudan doğruya birlikte hareket ettiklerinin açıkça görüldüğü…”
İddianamede bu görüşmeye dair bir görüntü ya da telefon kaydı ise yer almadı.
Saldırıdan önce Ankara’da görülmüştü
Nazik’in iddianamede şu suçlarla cezalandırılması isteniyordu: “Mala Zarar Verme”, “Kamu Malına Zarar Verme”, “Kasten Yaralama”, “Tasarlayarak ve Patlayıcı Madde Kullanarak Öldürme”, “Tasarlayarak ve Patlayıcı Madde Kullanarak Öldürmeye Teşebbüs” ve “Patlayıcı Madde Bulundurma”.
Nazik ve Eskiocak’ın saldırıdan yaklaşık bir ay önce, Konya ve Ankara’daki Plaka Tanıma Sistemi (PTS) cihazları aracılığıyla tespit edilmiş, iddianamede şüphelilerin bu iki kentte bulunduğu ifade edilmişti.
Savcılık, Nazik’in, saldırıdan önce “sınır ticareti” yaptığını yazmıştı.
Gerçek sorumlular yargılandı mı? |
Niğde’deki IŞİD davasının iddianamesine göre, “Adana’da roket başlıkları ile birlikte yakalanan, El Kaide ve El Nusra’ya sürekli mühimmat temin eden, Reyhanlı’da patlama günü postanenin ve Belediyenin önüne beyaz renkli aracın bırakılmasını sağlayan kişi” olan ve Cilvegözü Sınır Kapısındaki patlamayla ilgili açılan davada sanık olan Heysem Topalca, Reyhanlı davasında sanık değil. Ancak Reyhanlı davasının birçok duruşmasında sanıklar onun ismini saldırının sorumluları arasında andı. Hem Ankara 10 Ekim saldırısı davası hem de Reyhanlı davalarının müdahil avukatlarından Sevinç Hocaoğulları’nın bianet’e yaptığı açıklamaya göre Reyhanlı, “bombaların araca kimin tarafından yükleneceği dahi bilinirken gerçekleşen bir katliamdı.” Saldırıyla ilgili ikinci ihbarın, saldırıdan bir gün önce Emniyet Müdürlüğüne geldiğini ifade eden Hocaoğulları, “Yargı, hem soruşturma hem yargılama aşamasında kamu görevlilerinin sorumluluğunun araştırılmaması çabasındaydı. İki dava açıldı ama Emniyet mensuplarının ve istihbaratın sorumluluğunu, görevi ihmalle sınırlamak mümkün değil. Saldırganların bomba düzeneğini Suriye’den ne zaman, hangi sınır kapısından geçireceğine dair ayrıntılı istihbarat vardı” demişti. Reyhanlı ana davası iddianamesini o dönem savcı olan, şimdi ise MİT TIR’ları davasının tutuklu sanığı olan Özcan Şişman hazırlamıştı. Şişman’ın tanık olarak dinlenmesi talebi ise mahkemece reddedildi. Şişman, HSYK raporunda “ihbarı değerlendirip saldırıyı önlememekle” suçlanıyordu. Yargılandığı MİT TIR’ları davasında da Reyhanlı davasıyla ilgili açıklama yapmasına rağmen mahkeme, Reyhanlı davasında tanıklık etmesini istemedi. |
(AS)
* Fotoğraf: Anadolu Ajansı