Seks Satanlara Ad Bulmalı; Peki Alanlar?

Şimdi her iş bitti de; genelevde çalışanların ne adla anılacağı ile uğraşıyoruz biz de. Bugünse; hiç kimse seks satıcısı olan, yapılan bu adamlardan ve kadınlardan, dahası çocuklardan seks satın alanlara bir isim uydurmuyor.

İstanbul - BİA Haber Merkezi
03 Ocak 2004, Cumartesi
İstanbul Baro'sunda çalışan bir avukat arkadaşım, genelev çalışanlarının hakları ile ilgili bir çalışmada, "uygun bir isim bulamıyoruz" diye yakınarak, kullanılacak ismin ne olacağının gündem oluşturduğunu anlattıydı.

Gaza gelip bir iki deneme de ben yapıverdim ayak üstü ama çabuk vazgeçip, kendilerine sorun, olsun bitsin, dedim. Bitemiyormuş öyle şıp diye. Birinin beğendiğini diğeri beğenmiyormuş.

Düşündüm de, şehirli dilinde "Fahişe" olan adları "Orospu" idi köylü ağzında, bir zamanlar. Ama o kadar çok küfredildi, o kadar çok alçaltıldı ki bu adlar, tükendi içeriği, meslek adı olarak kullanılamaz hale geliverdi günün birinde.

Ağızlarını doldura doldura, yanaklarını şişire şişire bu adları olur olmaz ağza alanlar bile anamaz oldu sonunda eski keyifle. Küfrederken bile.

Hayat da, ya kalanlar?

İş, aynı iş olduğu halde, aşınınca ismi, yenisi arandı ve bulunan "Hayat kadını" oldu. Çalışma koşullarında bir iyileşme, hak hukuk konularında bir gelişme olduğunu da pek sanmam ama emin olduğum şey yeni adları sayesinde vicdani yargılar değişmedi haklarında.

Geçici bir süre rahat ettiler belki, adları küfür gibi söylenemediği için. İki kelimelik bir tamlama olması bile engeldi, öfkeli ağızlardan bir çırpıda salınmaya. "Hayat kadını" diye "küfretmenin zevki" mi olurdu.

Peki, onlar hayat kadınıydı da diğer kadınlar ölüm kadını mıydı?

İşçilik mi, değil mi?

Olmadı. Yeterince yerleşmedi. Yeterince kökleşmedi bu isim. "Seks işçisi" lafı geldi onun yerine. Bu arada seks satanların sadece kadın olmadığı da daha bir ayan beyan çıkmıştı ortaya.

Diğerinin rafa kaldırılmasının önemli bir nedeni de buydu. Ama bu ad da öyle kolaycacık yerleşmedi dudaklara.

Kimisi işçileri küçültücü buldu, onlar da meslek kategorilerine katılınca, kimileri daha tumturaklı savundu onların yaptıklarının aslında işçilik olmadığını.

Kimilerine göreyse onları oldukları aşağı konumdan çıkarıp, onurlu bir konuma yerleştiriyordu işçi lafı. Oysa onlar aşağılara aitti. Yaptıkları işin özü onursuzdu. Ait oldukları toplumsal çukurda kalmalıydılar. Ne hakla işçi ile yan yana konuluyorlardı.

Seks işçisi de tutmadı

Seks işçisi lafı da pek tutmadı, döndü gene laf "orospu"yla "fahişe"ye. Kadın gibi giyiniyordu erkek olanlar da, ne de olsa. Çok sıkışınca "erkek fahişe" gibi bir uydurma da türetiliverdi iki arada bir derede.

Kadın alıcılara erkek olarak seks hizmeti verenler, sayıları parmakla sayılacak kadar az olduğundan, onlar kendi hizmetlerini farklı bir kategoride tutup, gözden ırak iş tutmayı da pek iyi becerdiklerinden, isim derdi içine girmiyorlardı nasıl olsa.

Sonunda uygun bir isim bulunamadı onlara. Avukatlar arıyorlar hâlâ. Hukuk metinlerinde bu mesleği icra edenleri hangi isimle anacaklarını düşünüyorlar kara kara.

Yardımınız olursa memnun olacaklardır eminim.

Ama her iş bitti de, onlara isim bulmakla mı uğraşacaksınız benim gibi!

Ad koymadan

Meslek icra etmeyenleri, zorbalıkla seks aleti olarak kullanılanları, zorbalıkla seks aleti olarak pazarlananları da isimlendirebilirse hukuk, onların hak ve hukukları için de gerekli adımları atabilir, belki de. Adını koymadan olmaz ki.

Adı yoksa, kendi de yoktur bir anlamda değil mi?

Evlendirilenler, evlenenler....

Evlilik kutsaldır diyerek kendi isteği dikkate alınmadan, bir adamın ömür boyu garantili seks aleti olsun diye satılanlara, toptan fiyatına diye üstelik de epeyce ucuza satılanlara, hem de kendi ailesince, kendisini yetiştirenlerce satılanlara, herkesin sevinçten göbek attığı telli duvaklı eğlenceler eşliğinde satılanlara da, bir isim takmadan önce, hukukun halletmesi gereken çok iş var önünde.

Rızasıyla ya da rızasız evlenmiş olması fark etmeden, kendi evinde kocası tarafından tecavüze uğrayan kadınlara da bir isim gerekmez mi? Kayınpederi, kaynı, ya da erkeklik organı olan her hangi bir ev ahalisi tarafından cinselliklerine saldırılan evli kadınlara da bir isim gerekmez mi?

Kendi evinde, en güvenilir olması gereken yerde, eniştesi, dayısı, amcası, kuzeni, ağabeyi ve hatta babası tarafından çökertilen kız ya da oğlan çocuklarına da bir ad bulunmalı, değil mi?

Mini etek giydi kışkırttı, yakası açıktı teşvik etti, baygın baktı davet etti, diyerekten savunusu yapılan, önüne çıkan ilk fırsatta, sadece kuytu köşelerde değil, işyerinde bile saldırıya uğrayanlara ne isim verilmeli?

Televizyon ekranlarından açıkça yapılan erkek adam savunuları ile, sadece cinsel organları değil beyinleri dahil bütün bedenleri saldırıya uğrayanlara bir ad verilmesi de gerekli değil mi peki?

Hukukta bunlara da sıra gelecek bir gün; belki!

Tecavüzcüyü kurtaran hukukun adı

Bu işi zaten meslek olarak yapıyordu denerek zorla tepesine çökülenlere ceza indirimi veren sözüm ona hukukçulara, ailenin onayını almamış bir cinsel ilişkinin objesi olan kadının bir aile erkeğince öldürülmesine ağır tahrik vardı diye destek veren sözüm ona hukukçulara, toplumun pis kokulu değer yargılarının devam edebilmesine gereken desteğini sağlayan sözüm ona hukukçularına, ve de hukukun kendisine de sıra gelecek bir gün.

Tecavüzcü adamı yasa eliyle koca yapıp kurtaran, tecavüze uğrayan kadını ise ev koşulları altında sürekli olarak istediğince kullansın diye tecavüzcünün bizzat önüne atan hukuka bir ad verilmesine de sıra gelecek elbet.

Adını koyabilmekte başarılı olunursa aslına da sıra gelecek elbet. Günü gelebilirse elbet.

Şimdi her iş bitti de; genelevde çalışanların ne adla anılacağı ile uğraşıyoruz biz de.

Bugünse; hiç kimse seks satıcısı olan (yapılan) bu adamlardan ve kadınlardan (dahası çocuklardan) "seks satın alanlar"a bir isim uydurmuyor.

Alanların adı sanı yok.

Onlar yok.

"Onursuz yaratıklar", kendi kendilerine seks satıyorlar.

"Onurlular", onlara tepeden bakıyorlar.

Nasıl tepeden bakmasınlar ki, bunlar dimdik dikilenler, onlarsa yerde yatıyorlar. (DO/NM)

BU HABERİ PAYLAŞIN
Bookmark and Share

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN