Hayat bir trajedi midir?
Eğer böyleyse, tarih aynı zamanda bir trajediler yığınıdır.
Trajedi kaynağını efsanelerden alarak antik Yunan’da doğsa da toplumların hayatına girmesiyle tarihin konusu olmuştur.
Edebiyatta özellikle şiir, resim ve müzik trajediden beslenir. Söz konusu olan yalnızca destanlarla, mitlerle sınırlı olmayıp, yaşanmışlıkların belli bir estetikle yansıtılması veya üretilmesidir. Bu anlamda öznenin (sanatçının) katkılarıyla sanat, hayattan daha geniştir.
İster bireysel isterse toplu olarak intihar (nedenleri, sonuçları ayrı konu), bir ölüm biçimi olarak trajiktir. Toplu intihar olayları, tarihte ve kimi sanat dallarında işlenir. Yine öyle olaylar vardır ki, toplu intiharla sonuçlanmasa bile, intihara uygun koşulların oluşmasından hareketle, olayı intiharla noktalayan söylenceler mevcuttur. Burada mitoloji devriye girer ve sanat için cazip bir konu olur.
Tarihte yer almış ve sanatta konu edilmiş gerçek veya gerçeğin çeperinde yer alan toplu intihar vakaları var.
ABD’de kimi inanç topluluklarının (tarikatların) toplu intiharları olmuştur. Yazıda konu edilen intihar biçimi ise, kurtuluş umudunun kalmadığı bir ortamda düşmana teslim olmamak için, kadın, erkek, çocuk demeden yapılan toplu intiharlardır.
Böylesi olayların psikolojisini ne ölçüde anlayabilir veya açıklayabiliriz? Bu başlı başına bir konu. Ancak etkin bir sarsıcılığa sahipler.
Toplu intihar örnekleri
Roma İmparatorluğu MS. 73 yılında Yahudi isyanını bastırması sırasında Necef Çölü'ndeki Masada Kalesi'ne sığınan bir kısım Yahudileri kuşatırlar. Yahudiler teslim olmayı reddederler. Kuşatmaya daha fazla dayanamayacaklarını gören Yahudiler, çoluk çocuk toplu olarak birbirlerini öldürerek intihar ederler.
Bir başka örnek; M.Ö. 42 yılında Romalı Brutus tarafından Fethiye yakınlarında bir antik kent olan Xanthos (Kınık) kenti kuşatılır. Kent uzun süre direnir. Sonunda Xanthoslular teslim olmak yerine toplu olarak intiharı seçerler.
Yakın tarihte 1822 yılında Yunan bağımsızlık savaşı sürecinde Sakız adasında dik bir yamaca kurulu bir Orta Çağ köyü Anavatos sakinleri ve köye sığınan bir kısım isyancılar, Osmanlı kuvvetleri komutanı Kaptan-ı derya Nasuhzade Ali Paşa’ya teslim olmamak için, toplu intihar etmişlerdir.
Zalongo trajedisi ise, 1803 yılında Tepedelenli Ali Paşa kuvvetleriyle, Yunanistan’ın Epir bölgesinin dağlık kesimlerinde yaşayan Saolili (Suliyotlar) arasındaki savaşta yaşanmıştır. Zalongo dağlarına sıkışan bir kısım Suliyot kuvvetlerinin tamamıyla yok edilmesi üzerine, geride kalan 60 kadın ve çocuk, Osmanlı kuvvetlerine teslim olmamak için Zalongo’daki bir tepeden dans ederek sırayla uçurumdan aşağıya kendilerini atmışlar.
Bu toplu intihar üzerine Zalongo dansı adıyla ağıt melodisine sahip bir dans üretilmiş ve intihar edilen uçurumun tepesine 1961 yılında “Zalongo Dansı Anıtı” yapılmıştır.
Zalongo dansı bir mit midir?
Yunan folklorunun bir parçası haline gelen Zalongo dansı olayı, gerçekten yaşanmış mıdır yoksa bir mit olarak popüler tarihin konusu mudur?
Popüler tarih, bilimsel ve akademik bir kaygı duymadan, tamamen toplumun alt ve geniş kesimlerine yönelik bir tarihçiliktir. Bunu yaparken tarihi sevdirmek ve geniş kesimlere ulaştırmak adına destanlardan, mesellerden, mitlerden beslenerek onu süsler. Eğer tarih bir bilimse (bu husus tartışmalıdır), popüler tarih, tarihçilik yöntemlerini dikkate almadan olayları/olguları eğip büker. Bu anlamda bilimsel yöntem ve incelemelerin dışındadır.
Popüler tarih olayları basitleştirir, neden sonuç bağlamından koparır. Ama bu demek değildir ki popüler tarih, her daim gerçeklerin tamamen dışında veya onun karşısında yer alır. Popüler tarih anlatısı, tarihi olayların bir kısım noktalarıyla kesişebilir, hatta örtüşen noktaları da bulunabilir.
Popüler tarihin kolayca söylenceye dönüşen hikayeleri olduğu gibi, edebiyata (özellikle şiir), resme, sinema sanatına da bir hayli malzeme sağlama özelliği vardır. Bu bakımdan Zalongo dansı ve heykeli popüler tarihin bir ürünü müdür?
Yukarıda da belirttiğimiz üzere toplu intihar vakası olmasa dahi, toplu intihar ortamı yaratan koşulların varlığından ve ayrıca popüler tarihin yer yer gerçeklerle kesişebileceğinden söz ettik.
Zalongo trajedisi için böyle bir bağın kurulması mümkündür.
Kitaplarda Suliyot katliamları
Gerek William Palmer’in “Yanya Sultanı” adlı kitabı ki, bu kitap dönemin Fransız konsoloslarının belgelerini kullanmıştır, gerekse Alexandre Dumas’nın “Tepedelenli Ali Paşa” kitabında Ali Paşa’nın kişiliği ve katliamları konusunda geniş bilgiler verir.
Her iki kitapta da (özellikle Palmer’in kitabında) Ali Paşa’nın Suliyotlarla savaşından söz edilir. Ali Paşa Kuzey Yunanistan (Epir) ve Arnavutluk’un güney ve orta bölgelerinde egemenliğini kurarken dağlarda yaşayan Suliyotların bölgesinde tıkanmıştır. Ali Paşa Suliyotlardan kendine biat etmesi ve haraç vermesini talep etmiş, Suliyotlarda reddetmiştir.
1797-1803 yılları arasındaki çatışmalarda, Suliyotların direnişleri, yenilgileri ve Suliyotların katledilmesi anlatılır.
Ancak bu kitaplarda Zalongo’daki intihardan söz edilmez.
Zalango toplu intihar trajedisine dair bildiğim kadarıyla ve Yunan kaynaklarının referans verdiği yazılı tarihi kaynak “https://1821.lykeionellinidon.com › ...” sitesinde de yer aldığı üzere, “The Zalongo Dance. Words have their own history” (Zalongo Dansı. Kelimelerin kendi tarihleri vardır.) başlıklı yazıdır. Burada “Ali Paşa'nın hizmetinde görevli Türk görgü tanığı Efendi Süleyman Ağa'nın çok canlı bir anlatımı, İslamiyet'i kabul eden Fransız bir paralı asker olan İbrahim Manzour'un eserinde ölümsüzleştirilmiştir.” denilmektedir.
Gerçekten de Ibrahim Manzour Efendi’nin Paris’te 1827 yılında yayınlanmış, “Mémoires sur la Grèce et l’Albanie pendant le gouvernement d’Ali Pacha” bir eseri bulunmaktadır.
Zalongo trajedisi yaşanmış veya yaşanmamış olsun, Yanya Valisi Voyvoda Ali Paşa’nın Suliyot katliamları gerçekliğinin söylencelerde olsun, resim, müzik ve edebiyattaki yansımalarında olsun, güçlü bir imgesel yanı vardır. O imge, katliam gerçeğinin üzerinden zihinlere yansıyan birer çağrışımdır, tasarımdır.
Zalıngo dansı ressamların da konusu olup Constance Blanchard, Filippo Agricola'nın, Claude Pinet'in, Theophilos Hatzimihail'in “Zalongo Dansı” adında tabloları bulunmaktadır.
Tarihin trajik olaylarından biri olarak Zalongo Dansı, zulme karşı direnişin ve onurun bir simgesidir.
(HŞ/EMK)







