Bir sinema filmi izlemek, tiyatro oyununa tanıklık etmek sanıyorum ki tıpkı kitap okumak gibi. Okudukça daha fazla okumak istiyorsunuz ve o ruhunuzdaki açlığı doyurmak gerektiğini, aslında ne kadar az şey bildiğimizi anlıyorsunuz. Tiyatro oyunu izlemek de öyle izledikçe daha çok oyunu izlemek istemek gibi…
Üstelik izlediğiniz oyunlar bazen umutsuzluğun ilacı oluyor. Nefretin, adaletsizliğin karşısında duruyor. Ya da hayata dair ne varsa orada olduğu için size bir nefes aldırıyor. Bazen o bir ek nefes sizi bir süre daha ruhsal olarak hayatta tutuyor.
Dün akşam 33. kez düzenlenen Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB) Ödülleri töreninden ayrılanların da buna benzer duygularla salondan çıktığını düşünüyorum.
Gecede dikkat çeken tek şey ödüller değildi. Sahneye çıkanların birbirine verdiği selam, tiyatronun bunca zorluğa rağmen devam etmesi, genç tiyatrocuların heyecanı, yıllardır sahnede olanların tanıklığı ve haksız hukuksuz gerekçelerle cezaevinde tutulanlara gönderilen mesajlar vardı.
Mesela Tiyatro Hemhâl’in “En Sevdiğinden Başla” oyunuyla Yılın Oyuncuları ödülünü alan Hakan Emre Ünal’ın söyledikleri salondakilerden büyük alkış aldı.
Ünal, son dönemde yaşananlara ilişkin kaygısını gizlemedi. Sinem Dedetaş ve Deniz Göktaş’ı da anarak, “Korkuyorum. Son bir aydır daha çok korkuyorum. Fakat bir araya geldiğimizde bu azalıyor” dedi.
Sözlerinin bir yerinde yalnızca var oldukları için cezaevinde bulunanları hatırlattı. LGBTİ+’ların mücadelesine selam gönderdi.

“Umarım bu günler geçecek”
Arzu Gamze Kılınç da “Filler ve Karıncalar” ile Yılın Yönetmeni ödülünü alırken sahnedeki kalabalığa bakıp kendisini yalnız hissetmediğini söyledi.
Yaşar Kemal’in “Filler ve Karıncalar” romanından söz eden Kılınç, tiyatro yapmaya çalışanları karıncalara, karşılarındaki bütün engelleri ise fillere benzetti. “Mücadele ettiğimiz sürece var olduğumuzu hissediyoruz” dedi.
Oyunun ardından bir arkadaşının kendisine “Karıncaların bir araya gelip filleri yenebileceğine inanıyor musun?” diye sorduğunu anlatan Kılınç, ona “Sen umutsuz karıncasın” dediğini aktardı.
Kılınç’ın gecenin sonunda söylediği cümle hepimizin aklına kazındı:
“Yeryüzünün bütün karıncaları birleşin.”
Bir başka ödül sahibi Yılın Oyuncusu ödülünü alan Nergis Öztürk de sahneye çıktığında ödülünü kime adayacağını bilemediğini söyledi. “Çok fazla insan var” diyen Öztürk, özgürlükleri için mücadele eden ve cezaevinde bulunan herkese selam gönderdi.
“Umarım bu günler geçecek” dedi ve ödülünü 11 yaşındaki oğluna adadı.
Gecenin Yılın Oyunu ödülünü ise Tiyatro.iN yapımı “Elma Labrador Çimen” aldı.
Oyunun yapımcısı ve oyuncusu Engin Hepileri, ödülü Emeritus Profesör Dr. Dikmen Gürün’ün elinden almanın kendisi için ayrıca değerli olduğunu söyledi. Gürün’ün akademisyenliği ve tiyatroya katkısından söz eden Hepileri, Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’nin 33 yıllık geçmişine de dikkat çekti.
Hepileri için tiyatro, ilk olarak küçük bir hevesle başlıyor. Sahneye çıkmak, görünür olmak ve sonra bir cümle kurmakla devam ediyor.
Tiyatro.iN’in 13 yıllık yolculuğundan söz eden Hepileri, her yıl seyirciye yeni bir cümle kurmaya çalıştıklarını söyledi. Bunun için oyuncular, tasarımcılar ve yönetmenlerle birlikte çalıştıklarını anlattı.
“Elma Labrador Çimen”in kendisi için özel bir yeri olduğunu da anlatan Hepileri, oyunun Londra’da küçük bir kitapçının rafında başlayan hikâyesinin zamanla sahneye taşındığını söyledi.
Alzheimer hastalığı üzerinden ilerleyen oyunun zor bir konuyu anlattığını belirten Hepileri, buna rağmen hikâyenin içinde umudu gördüğünü vurguladı.
Yıldız Kenter’in yıllar önce hastalık üzerine bir oyun yapmanın seyirci açısından zor olabileceğini söylediğini aktaran Hepileri, “Ama sonra oyunda başka bir şey vardı. Umut vardı oyunun içinde. Her koşulda, her anda…” dedi.
Gecenin bir başka dikkat çeken yanı da kuşakların aynı sahnede buluşmasıydı.
Metin Deniz’e TEB Onur Ödülü verildi. Deniz’in ödülü, 1962’de İstanbul Şehir Tiyatroları’nda başlayan ve yarım yüzyılı aşan sanat yaşamına bir selam niteliğindeydi.
Sahne tasarımını yalnızca dekor olarak görmeyen, malzeme, nesne ve mekânı anlatının parçası haline getiren Deniz Deneme Sahnesi’nden Avignon’daki çalışmalarına, reji ve eğitim faaliyetlerinden farklı sanat disiplinleriyle kurduğu ilişkilere uzanan çalışmalarıyla tiyatro hafızasında kendine özgü bir yer edindi.
Gecenin sonunda salonda kalan duygu ise ödüllerden biraz daha fazlasıydı.
Tiyatrocuların birbirlerine bakarken söyledikleri, alkışlar, sahneden gönderilen selamlar ve “devam” duygusu…
Belki de tiyatro tam olarak böyle bir şey.
Bir oyundan çıktığınızda yalnızca gördüğünüz hikâyeyi değil, salondaki insanları, söylenen cümleleri ve bazen hiç tanımadığınız birinin kurduğu tek bir cümleyi de yanınıza alıyorsunuz.
O yüzden tiyatro izledikçe daha çok izlemek istiyorsunuz. Çünkü sahne, bütün karıncaların bir araya gelebileceği bir yer hâlâ.
33. Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Ödülleri

TEB jürisi; Bahar Çuhadar, Banu Başkaya, Erdoğan Mitrani, Gülin Dede, Handan Salta, Hasibe Kalkan, Mahmut Şenol, Mehmet Konuk, Tijen Savaşkan, Tuba Aksu Şener ve Zeynep Baykal’dan oluştu. Ödüller, Mart 2025-Mart 2026 arasında ilk temsilini yapan ve İstanbul’da en az 10 kez sahnelenen oyunlar arasından belirlendi.
TEB Onur Ödülü – Metin Deniz: Yarım yüzyılı aşan sanat yaşamı, sahne tasarımına katkıları, dekoru malzeme, nesne ve mekânla birlikte anlatının parçası olarak ele alması ve farklı kuşaklara uzanan üretimleri nedeniyle ödüle değer bulundu.
Yılın Oyunu – “Elma Labrador Çimen” / Tiyatro.iN: Alzheimer hastalığı üzerinden hafıza, benlik ve yaşamla kurulan ilişkiyi anlatması; doğrusal olmayan hikâye yapısı, rejisi ve oyunculuklarıyla özgün bir sahneleme ortaya koyması nedeniyle ödüllendirildi.
Yılın Oyun Metni – “En Sevdiğinden Başla” / Selen Örcan, Nezaket Erden, Hakan Emre Ünal: Kişisel deneyimleri yaratım sürecine katan, iki sanatçının kişisel ve profesyonel çatışmaları üzerinden ilişkilerin kırılganlığını irdeleyen ve kurmaca ile gerçek arasındaki çizgide ilerleyen özgün yapısı nedeniyle ödüle değer görüldü.
Yılın Yönetmeni – Arzu Gamze Kılınç / “Filler ve Karıncalar”: Yaşar Kemal’in temalarını ve dilini koruyarak romana özgün bir teatral karşılık oluşturması, şiirsel anlatımı, minimal dekor kullanımı ve kalabalık oyuncu kadrosunu uyum içinde yönetmesi nedeniyle ödüllendirildi.
Yılın Oyuncuları – Tek Kişilik Performans: Gül Doğa Selvi / “Aşağıdaki Pencere”; Mehmet Ali Nuroğlu / “Dünyada”: Selvi, sansür ve otosansür eksenindeki performansı, kukla ve gölge kullanımını oyunculuğuna katmasıyla; Nuroğlu ise canlı kamera, ışık ve sesi oyunculuğun parçası haline getiren performansıyla ödüle değer bulundu.
Yılın Oyuncuları – Hakan Emre Ünal ve Nergis Öztürk: Ünal, “En Sevdiğinden Başla”daki doğal ve ölçülü oyunculuğu; Öztürk ise “Elma Labrador Çimen”de Jane karakterinin umut, çaresizlik, acı ve yas arasındaki dönüşümünü beden, ses ve ritimle yansıtması nedeniyle ödüllendirildi.
Yılın Genç Ekibi – Rex Tiyatro: “Düldül” oyununda yoksulluk ve yalnızlık içinde hayallerine tutunan kâğıt toplayıcısı Süleyman’ın hikâyesini sahneye taşıması; üretim cesareti, topluluk ruhu ve tiyatroya özgün katkıları nedeniyle ödüle değer bulundu.
TEB Özel Ödülü – Monologlar Müzesi: Tiyatroyu geleneksel sahne mekânının dışına taşıması, Balat’ın mahalle kültürünü ve kent hafızasını teatral hikâyelerle yaşatması ve projeyi farklı semtlere taşıması nedeniyle ödüllendirildi.
TEB Genco Erkal Özel Ödülü: Bu yıl ödüle layık görülecek bir politik tiyatro örneği bulunamadığı belirtilerek, yaşamı boyunca engellemelere rağmen tiyatro yapan Genco Erkal’ın adına, maddi ve manevi zorluklara rağmen sahneye çıkan tüm “isimsiz” tiyatro emekçilerine adandı.
Özel teşekkür – Dikmen Gürün: “Bir Dönem Üstünden Türk Tiyatrosunu Eleştirilerle Okumak” adlı çalışmasıyla 1950-1980 arasındaki tiyatro yaşamını yeniden görünür kılması ve tiyatro eleştirisinin tarihsel, toplumsal ve siyasal bağlamını ortaya koyması nedeniyle teşekkür edildi.
(EMK)







