J. Lewis Gaddis, yaptığı bir Makyavel değerlendirmesinde Augustinus’e dikkat çeker.
(Aziz Augustinus ya da Hippolu Augustinus olarak da bilinen Hıristiyan filozof ve ilahiyatçı. “Tanrı’nın Şehri” ve “İtiraflar”ın yazarı.)
J. Lewis, Makyavel’i ‘var olmanın hafifliği’ şeklinde ele alır. Yani olayların komik tarafını görebilen, talihsizlikte “mantık” aramayı reddeden, her şeyi “Tanrı’nın iradesi” diye gerekçelendirme ihtiyacı duymayan bir karakter portresi çizer.
Böylesi bir tanımlama ihtiyacı, Augustinus üzerinden kendisine bakmasındandır. Çünkü Augustinus’ta suçluluk ve gerilim tonu daha yüksektir. Makyavel’in Augustinus’u okuyup okumadığı muamma olsa da okumuş olduğu tezi üzerinden gidiyor.

Makyavel: Canlı, tozlu ve entrika dolu bir doktrin
Augustinus felsefesi, “güç kullanılacaksa, korumaya çalıştığını yok etme” sağduyusuna yaslanır. En büyük zaferlerin kılıçla değil sözle olduğuna inanır. Yine adaletin, düzenden önce geldiğini ifade eder ve asıl hesabın öncelikle devlete değil; Tanrı’ya verilmesi gerektiğini ifade eder. Bu bakımdan Makyavel, Augustinus’un “insanın günahkâr hali”ne dair gerçekçiliğini paylaşır (doğuştan günahkâr ve bencil), Tanrı’ya öncelik veren halini tersyüz ederek seküler bir strateji mantığına çevirir. Augustinus’un eserlerinden etkilendiği kabul edilen Makyavel, onun teşhislerine katılır ama reçetesine pek itimat etmez diyebiliriz.
Augustinus’tan bahsetme nedenim Makyavel’in beslendiği, etkilendiği tarihsel kaynaklar, şartlar ve isimlerdir. Bu anlamda Augustinus 5. yüzyıl figürü olarak erken bir etkilenme alanıdır.
Buradan hareketle 15. yüzyıla geldiğimizde, en sonda ifade edilecek şeyi en başa almak gerekirse; Makyavel’in zihinsel dünyası “parçalanmış ve yabancı istilası altına girmiş olan İtalya’nın trajik durumundan” doğmuştur. Makyavel, Papalığı İtalya’nın birliğini engelleyen en büyük güç olarak gördü; çünkü Kilise İtalya’yı yönetecek kadar güçlü değil; ancak başkasının yönetmesini engelleyecek kadar kuvvetliydi. Yine paralı askerlerin güvenilmezliğinin belirgin olduğu bir dönemdi.
Fakat insanın birey olarak keşfedildiği ve aklın, teolojinin önüne geçtiği Rönesans ve hümanizm kültürel uyanış dönemi, Makyavel’in siyaset bilimini kurmasına imkân tanıdı.
Makyavel’in düşünce dünyasını şekillendiren temel faktörler, kişiler, tarihsel şartlar ve kaynaklar; onun siyaseti ahlaktan ve teolojiden kopararak “özerk” bir alan haline getirmesini sağladı.
Bu özerk alanı sağlayan anatomiye yakından bakmak iyi olacaktır.
De Rerum Natura
Önce etkilendiği kişiliklere bakalım.
Machiavelli’nin zihinsel inşasında hem Antik Çağ yazarlarının hem de bizzat tanıklık ettiği dönemin siyasi aktörlerinin büyük payı var denilebilir. Titus Livius, bunların en ünlüsüdür. Hatta Livius, Makyavel’in “Kutsal Kitabı” kabul edilir. Titus’un “insan doğası değişmediği için kendini yineler” fikrini son derece benimser.
Diğer önemli bir isim Lucretius’tur. Gençlik yıllarında kopyaladığı De Rerum Natura (Şeylerin Doğası / Varlığın Yapısı) eseriyle, evrenin atomcu ve dinsel olmayan yapısından etkilendi, bu da onun “insan yapımı bir dünya” kurgusunu güçlendirdi.
Prens eseri üzerinden düşünüldüğünde, düşüncesini en somut ve dramatik şekilde etkileyen isim, hiç şüphesiz Papa VI. Alexander’ın oğlu Cesare Borgia’dır (Dük Valentino) Makyavel’in “yeni prens” tasarımı için en büyük ilham kaynağı bu kişidir. Borgia’nın kararlılığı, düşmanlarını yok etme hızı ve kurnazlığı onun için “ideal” başarı modeli olarak ele alınır.
Makyavel, dinsel inancın kitleleri harekete geçirmedeki gücünü Girolamo Savonarola’dan öğrendi. Bu bakımdan kendisini “silahsız bir peygamber” olarak niteler; fakat ordusu olmadığı için yıkılmasını da çok önemsedi Makyavel ve bundan siyasi bir ders çıkarmasını bildi. (Makyavel’in “Silahsız peygamberler hep hüsrana uğramıştır, silahlı olanlar ise kazanmıştır” tespiti, onun siyasi realizminin köşe taşıdır.)
Makyavel’in patronu ve Floransa Cumhuriyeti’nin ömür boyu devlet başkanı olan Piero Soderini, “iyi” ve ahlaklı bir adamdı. Ancak Makyavel’e göre Soderini’nin hatası, siyasi kriz anlarında gereken sertliği ve acımasızlığı gösterememesiydi. Makyavel’in Soderini’nin devleti korumak için “kötülüğe girmeyi” reddetmesini ve her zaman “insani” yollarla sorunu çözmeye çalışmasını, Floransa Cumhuriyeti’nin 1512’de yıkılmasının temel nedeni olarak gördü. Soderini örneği, Machiavelli’ye özel ahlak ile siyasal ahlakın ayrılması gerektiğini, iyi bir insanın kötü bir prens olabileceğini kanıtladı.
Bu isimler dışında çeşitli klasikler ve yazarlarından etkilendi. Örneğin Cicero ve Ksenofon’dan “yöneticilerin aynası geleneğini” aldı, ama bunları tersyüz etmek üzere aldı…
Virtù ve fortuna
İkincil olarak etkilendiği tarihsel kaynaklara bakalım.
Bakıldığında Antik Roma önem arz ediyor. Cumhuriyet ve imparatorluk dönemi Roma kurumları (diktatörlük, pleb meclisleri, ordu düzeni vs.) onun için en yetkin örneklerdir.
Yukarıda saydığımız isimlerin eserleri de Makyavel’in siyasal analizini şekillendirdi.
Yine kendi yürüttüğü elçilik görevleri sırasında tuttuğu notlar, teorilerinin “modern deneyim” ayağını oluşturdu.
Üçüncü olarak Makyavel’in “düşünce dünyasını” doğrudan şekillendiren faktörlere bakalım.
Makyavel’in düşüncesinin merkezinde, verità effettuale (şeylerin fiili gerçekliği) arayışı yer alıyor. O, hayal edilen ütopyalar yerine insanların gerçekte nasıl yaşadıklarını ve iktidarın çıplak mekanizmalarını incelemeyi tercih etti. Makyavel, siyaseti dinsel ve metafizik açıklamalardan arındırarak, onu kendi yasaları olan bağımsız bir disiplin olarak kurdu. Siyasal iktidarın kaynağını gökyüzünden yeryüzüne, insana ve ulusa indirdi, demek en doğru tabir olabilir. Makyavel’in siyaset kuramının mihenk taşı, insan doğasının nankör, bencil, hilebaz ve gelgeç gönüllü olduğu varsayımıdır. Bu bencil doğayı kontrol altına almak devletin asli görevi haline geldi onun felsefesinde.
Makyavel için siyasal başarı, bireysel yetenek ve cesaret (virtù) ile kontrol edilemeyen talih (fortuna) arasındaki savaşa bağlıdır. Virtù, talihin sert fırtınalarına setler çekebilme kapasitesidir. Değişen dönüşen siyasal iklimi ile Floransa da Makyavel için temel bir laboratuvardır.
Son olarak Makyavel’in kendi gözünden bakalım.
Makyavel, içinde yaşadığı dönemi büyük bir keder ve öfke ile betimler. Onun dünyası, ihtişamlı bir geçmiş ile sefil bir şimdiki zaman arasındaki uçurumdur. İtalya’yı “lidersiz, yasasız, dayak yemiş, yağmalanmış ve istila edilmiş” bir yer olarak tarif eder. Ona göre İtalya’nın durumu, İsrail halkının Mısır’daki köleliğinden daha ağırdır. İtalya’nın durumunu kangren olmuş bir bedene benzetir ve bu yaraların yumuşak yöntemlerle iyileştirilemeyeceğini, iyileşmeleri için “demir ve ateş” (sertlik ve ordu) gerektiğini ifade eder. Yabancı istilacıları “barbarlar” olarak adlandırır ve bu durumun İtalyanların onuruna “ağır bir hakaret” ve “leke” olduğunu söyler. Sürgün yıllarında kendi dünyasındaki sefaletten kaçışını, akşamları çalışma odasına girip “eski çağların büyük adamlarıyla muhabbet etmek” olarak anlatır; bu süreçte kendini “bu dünyanın gailesinden ve ölüm korkusundan” arınmış hisseder. Kendi çağını “insanların asker olmadığı, prenslerin sağduyudan yoksun olduğu” bir dönem olarak görür; ona göre başarısızlığın tek sebebi “zamanın niteliğine uyum sağlayamayan” (virtù’su eksik) yöneticilerdir.
Sonuç olarak, Makyavel’in portresi, Antik Roma’nın şanlı gölgesiyle çağdaş İtalya’nın kanlı gerçeği arasında sıkışmış, talihin (fortuna) darbelerine karşı aklın ve iradenin (virtù) kalesini inşa etmeye çalışan yalnız bir stratejisttir.
Buradan bakınca;
Makyavel, iktidarın kutsal maskesini düşüren ve siyasetin bizzat insan yapımı, değişken ve trajik bir sanat olduğunu haykıran ilk “modern” sestir.
(Devam edilecek…)
Kaynakça
Kitaplar
Modern Prens, Antonio Gramsci, İş Bankası Yayınları
Machiavelli İktidar Filozofu, Ross King, Alfa Yayınları
Machiavelli Üzerine Düşünceler, Leo Strauss, Babil kitap
Görünmeyen Machiavelli, Cemal Bali Akal, Zoe Kitap
Hükümdar, Machiavelli, İş Bankası Yayınlar
Machiavelli ve Spinoza’da Çatışma, Güç ve Çokluk, Filippo Del Lucchese, Otonom Yayıncılık
Niccolo Machiavelli Savaş Sanatı, Arte Della Guerra, Kronik 2024
Yararlanılan dergi ve makaleler
Amme İdaresi Dergisi, Cilt 52, Sayı 4, Aralık 2019,
Modern Devlet Kuramının Doğuşunda Niccolò Machiavelli’nin Rolü ve Etkisi
Machiavelli’nin Makyavelizm Sorunu: Machiavelli Düşüncesinde Yöntem, İnsan Doğası ve Şiddet
Modern Devlet Kuramının Doğuşunda Niccolò Machiavelli’nin Rolü
Makyavelizm - Niccolò Machiavelli (Podcast)
Toplum Sözleşmesi Anlayışının Temeli: Machiavelli’de Devlet ve Birey
Modern Dönemde Siyasal Değişim: Niccolo Machiavelli – TÜBA
Egemenlik Yetkisinin Laikleşme Süreci: Machiavelli’nin Etkisi
(SB/TY)

