Dünya genelinde son çeyrek yüzyılda sürekli artmakta olan silahlı çatışmalar ve savaşlar nedeniyle gerçekleşen zorunlu göçler, göçün diğer nedenlerinin görünürlüğünü kısmen de olsa engelledi. Konunun uzmanlarının açıklamalarına göre, günümüzde kapitalizmin sermaye birikim oranı diğerlerine göre en yüksek üretim alanı “savaş sanayii” imiş. Yalnızca bu nedenle, en azından yakın zamanda savaş ve silahlı çatışmaların azalmasını beklemek nafile. Bu durum yıllara göre farklılıklar gösterse de göçün en büyük nedeninin de değişmeyeceğinin göstergesi. Bununla birlikte, uluslararası göç kuruluşlarının verileri, ülkeler ve sınıflar arasında artan özellikle ekonomik, sosyal eşitsizlikler yaşam koşullarının yanında, demokratik hak ve özgürlükleri de etkilediği için kişisel tercihlerle gerçekleşen “ekonomik nedenli göçün” de dikkate değer bir biçim de arttığını gösteriyor. Özellikle Batı Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinin bu gerekçeyle de göç alan ülkeler arasında ilk sıralarda olduğu biliniyor.
Kamu ya da özel kuruluşlar tarafından resmi olarak açıklanmış özel bir veriye sahip olamasak da Türkiye’den son yıllarda üniversite eğitimi için yurtdışına gitmeyi tercih eden binlerce genç olduğunu izleyebiliyoruz. Bu gençlerimizin eğitimleri bittiğinde çalışmak için de okudukları ülkeleri ya da Türkiye dışındaki ülkeleri tercih etme olasılıkları oldukça yüksek. Bunun yanı sıra, üniversiteyi bitirip ülkenin genel durumu, çalışma koşulları ve ekonomik nedenlerle yurtdışında çalışmayı tercih eden, etmek zorunda kalan on binlerce gencimiz var. Yine herhangi bir kayıt olmamakla birlikte, mühendislik alanından özellikle de bilgisayar bilimleri alanından mezun gençlerimizin önemli bir bölümünün yurt dışında çalışmayı tercih ettiğini gözlemliyoruz. Günümüzde, mezun oldukları üniversite, yabancı dil durumu vb. kriterleri sağlayan gençlerimizin önemli bölümü için birinci tercihin yurtdışına gitmek olduğu konusu üniversite gençliği arasında bilinen bir konu.
Good standing
Türkiye’deki tıp fakültelerden mezun olan doktorların başka bir ülkede ister mezuniyet sonrası eğitim (ihtisas) ister doğrudan çalışarak olsun mesleğini yapabilmesi için ilgili ülkenin sağlık yetkililerine diplomasının yanında, sunması gereken belgeler arasında Türk Tabipleri Birliği (TTB) tarafından düzenlenmesi gereken bir belge bulunuyor. İngilizcesi “Good Standing” olarak adlandırılan ve kişisel başvuruyla hazırlanan bu belgede; “adı geçen kişinin; TTB’nin üyesi olduğu, Türkiye’de hekimlik faaliyetinde bulunup bulunmadığı ve mezuniyet tarihinden itibaren hakkında etik bakımdan herhangi bir soruşturma dosyası olup olmadığına” yer veriliyor. “Mesleki İyi Hal” belgesi olarak da adlandırabileceğimiz bu içerikteki belge, TTB Merkez Konseyi (MK) tarafından, başvuru sahibi her bir hekim için, şahsa özel olarak hazırlanıyor, Türkçe ve İngilizce dillerinde, ıslak imzalı olarak yine başvuru sahiplerine teslim ediliyor. Hekimler bu belgeyi çok nadir olarak çalışma gerekçesi dışında katılacakları tıbbi kongre, sempozyum vb. mesleki, akademik faaliyetleri için de talep edebiliyor. TTB’nin kayıtlarına göre, ikibinli yılların başında yılda bir ikiyi geçmeyen, hatta bazı yıllar hiç kimse tarafından talep edilmeyen bu belgenin isteminde, özellikle 2012 yılından itibaren gözle görülür bir artış yaşandı.
Hekim göçü 2012-2019
TTB kayıtlarından sağlanan veriler üzerinden konu önce Toplum ve Hekim Dergisi’nin Ocak-Şubat 2019 sayısının Editör’den yazısında tıp fakültelerinin 2018 yılı kontenjan sayısıyla karşılaştırmalı olarak ele alındı: “Hekimlerin başvuruları üzerine “Mesleki İyi Hal” belgesi 2012 yılında 59, 2013’de 90, 2014’de 118, 2015’de 150, 2016’da 245, 2017’de 482 ve 2018 yılında da 802 hekime TTB MK tarafından verildi. Bununla birlikte, 2019 yılının yalnızca ilk iki ayında verilen belge sayısı 2012, 2013, 2014 ve 2015 tarihlerinde her bir yıl içinde verilen belge sayısından çok daha fazlaydı. Sadece Ocak ve Şubat aylarında verilen belge sayısı 206’ya ulaştı. ÖSYM’nin verilerine göre, 2018 yılında toplam 93 tıp fakültesine öğrenci kabul edildi ve ortalama kontenjanları 150 öğrenciden daha az. Hal böyle olunca 2018 yılında yurt dışında çalışmak için belge alan hekim sayısının beş tıp fakültesinin toplam kontenjanından daha fazla olduğu ortaya çıkıyor. Bu durum, başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere, pek çok kurum, hükümet ve toplum tarafından görmezden gelinmemelidir. Evet bu sayıları bir çığlık olarak duymalı ve alarm olarak tanımlamalıyız. Bu gelişmelere bakmamız gereken pencere, çıkaracağımız sonuç; “hekimler, meslektaşlarımız zaman geçtikçe bu ülkeyi yaşanılır, hekimlik mesleğini yapılabilir bulmuyorlar” olmalıdır.”
AKP sağlığa zaralıdır!
Daha sonra TTB MK’nin 2019 ve 2020 yılları sonunda Türkiye’nin sağlık durumunu genel hatlarıyla değerlendirdiği basın açıklamalarının içeriğinde benzer karşılaştırmayla yer aldı. Sonraki yıllarda da konunun önemine dikkat çekmek, hekimlerin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesini sağlayabilmek amacıyla özel bir başlık olarak dile getirilmeye başlandı. TTB MK, çeşitli tarihlerde 2019 yılında 1047, 2020 yılında COVID-19 pandemisine karşın 931, 2021yılında ise 1405 hekimin kişisel başvuruda bulunarak “Mesleki İyi Hal” belgesi talep ettiğini duyurdu. Ve yaşanan ve zaman içinde daha da artmakta olan sorunların çözümü için hükümeti ve yetkilileri uyardı. Her defasında sorunu görünür kıldı. Çözümü için de taleplerini tek tek sıraladı.
Ancak, ortaya çıkan, yaşanmakta olan tablonun nedenlerini görmek ve çözüm aramak yerine, Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan, 8 Mart 2022 tarihli konuşmasında hekimlere yönelik olarak “… Giderlerse gitsinler, merak etmeyin buralar boş kalmaz. …” açıklamasını yaptı. Açıklamanın ardından hekimlerden ve kamuoyundan tepkiler yükseldi. Hemen ardından TTB ve bazı uzmanlık dernekleri tarafından “buradaydık, buradayız, burada kalacağız!”, “onlar gidecek biz kalacağız!”, “susmuyoruz, korkmuyoruz, hiçbir yere gitmiyoruz!” başlıklarıyla açıklamalar yapıldı. Yurtdışına gitmedeki öncelikli gerekçenin çalışma koşulları, yetkililer tarafından hedef gösterilme, itibarsızlaştırma ile şiddete maruz kalma olduğu kamuoyuna duyuruldu. Ancak, Cumhurbaşkanı’nın açıklaması tartışılırken, “yandaş” gazetelerden bir tanesi 14 Mart Tıp Haftası etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilecek “GöREV” eylemini “Beyaz önlüklü zorbalar vatandaşın sağlık hakkını yine gasp edecek” manşetiyle haber yapabilme pervasızlığını gösterdi.
Kamu spotu sorunu çözmez
Bununla birlikte, bir yıl gibi kısa bir süre sonra Nisan 2023’de yurtdışına gitmiş hedeflere yönelik olarak Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan’ın bu defa “Sizi yuvanıza dönmeye davet ediyorum” çağrısıyla bir kamu spotu yapıldı. Görünen o ki bu çağrı ve kamu spotu hiçbir işe yaramadı. 2023 yılında 3.025, 2024 yılında 2.692, 2025 yılında 2.234 ve 2026 yılı Eylül ayı sonuna kadar ise 1.329 hekime kişisel başvurusu üzerine bu belge verildi. 2022 yılı dahil olmak üzere, her yıl başvuruda bulunan hekimlerin yarısına yakını uzman hekim. Başka bir ifadeyle, tıp fakültesinden mezuniyetinden sonra zorunlu hizmetlerini ve ortalama en az 4 yıl süreli uzmanlık eğitimini tamamlamış, 30 – 35 yaş aralığındaki hekimler.
Hekimlerin Türkiye’den göçüne neden olan sorunlar hala çözüm bekliyor. TTB tarafından çözüm için bugüne kadar yapılan öneriler Sağlık Bakanlığı ve hükümet tarafından dikkate alınmıyor. Gerekli adımlar atılmıyor. ÖSYM verilerine göre 2026-2027 eğitim öğretim döneminde 87’si devlet, 29’u vakıf üniversitesindeki toplam 241 tıp eğitimi programı için toplam 18.627 kontenjan açıldı ve tümü doldu. TTB MK, 1 Ocak 2012 tarihinden 30 Eylül 2026 tarihine kadar neredeyse bir yıllık kontenjan sayısı kadar, toplam 17.294 hekim için “Good Standing-Mesleki İyi Hal” belgesi hazırlanmış. Göç alan ülkelerin yabancı hekimlerin çalışmalarına yönelik olarak çalışma koşullarını zorlaştırmalarına rağmen, başvurular azalmıyor.
Sorun çözümsüz değil!
Hafta sonu Prof. Dr. Pınar Saip’in başkanlığındaki TTB MK üyeleri geniş bir grup TTB aktivistiyle birlikte gerçekleştirdikleri çalışma toplantısında bu konuyu da ele alarak özellikle göçmen hekimlerle buluşma ve dayanışma için program yapacaklarını açıkladılar. Bir taraftan göçmen hekimlerin sorunları, diğer taraftan da göçmen hekimliğe neden olan sorunların çözümü için hep birlikte mücadele gerekiyor. Hekimlerden başlayarak sağlık emekçileri, sendikalar, uzmanlık dernekleri, sağlık meslek dernekleri ile sosyalist, sosyal demokrat siyasi parti ve yapıların aşama aşama dayanışması ve birlikte mücadelesi yegâne çözüm olarak duruyor.
Emek bizim söz bizim!
(OH/NÖ)







