“Tuđe nećemo, svoje ne damo / Bizim olanı vermeyiz, başkasının olanı istemeyiz”
–Josip Broz Tito
Eski Yugoslavya lideri Josip Broz Tito’nun II. Dünya Savaşı’ndaki işgalci Nazilere karşı direniş felsefesini ortaya koyan anti-emperyalist ve egemenlik vurgulu bu sözü, Karadağ’ın Kotor şehrinin Deniz Kapısı’nda kızıl bir yıldızla birlikte parıldıyor. Sırbistan’da iki yıla yakın süredir hükümet karşıtı protestolara öncülük eden gençlik hareketi “Studenti Pobeđuju”nun (Öğrenci Listesi) 25 Ekim’deki seçimleri kazanması bana Tito’nun bu sözünü anımsattı. O gün Tito emperyalist güçlere karşı “Bizim olanı vermeyiz” diyordu; bugün Studenti Pobeđuju, 12 yıldır devleti, medyayı, polisi ve sermayeyi tamamen kontrol eden, yolsuzluk ağları oluşturarak devletin kaynaklarını kendi mülkü gibi kullanan yozlaşmış Vučić rejimine karşı “Sırbistan veya Mafya” sloganlarıyla “Halkın olanı, geleceğimizi size yedirmeyiz / Bizim olanı vermeyiz” diyor. Studenti Pobeđuju için “Bizim olan”, artık sadece coğrafi bir toprak parçası değil; anayasal haklar, adalet, can güvenliği, özgür basın ve insanca bir gelecek vizyonu.
Dimitrije Tucović Meydanı’ndan Slavija Meydanı’na
Studenti Pobeđuju’nun on binlerce destekçisiyle başkent Belgrad’daki Slavija Meydanı’nda toplandığı 22 Ekim günü Belgrad’da ve tesadüfen Slavija Meydanı yakınlarındaydım ve akın akın gelen öğrencilerin ve onları destekleyen her kesimden halkın inancını, kazanma ve bir şeyleri değiştirme isteğini görme şansım oldu. Öğrenciler ve destekçileri Dorćol, Cumhuriyet Meydanı ve farklı noktalardaki yollardan “Pobeda zove / Zafer çağırıyor” ve “Pumpaj! / Bastır!” diye haykırarak ıslık, borazan, düdük ve trampet sesleri eşliğinde Slavija Meydanı’na ilerliyordu.
Ne ilginçtir ki 22 Ekim’de yolsuzluğa, haksızlığa, hukuksuzluğa, devlet mafyasına karşı on binlerin toplandığı Slavija Meydanı, bir zamanlar şovenizme ve militarizme karşı duruşun simgesi, barış savunucularının en önemli değeri, kendi toplumunun tarihsel hatalarıyla yüzleşebilmenin en cesur örneği kabul edilen Dimitrije Tucović’in adıyla anılıyordu. Tito’nun büyük saygı duyduğu Sırp sosyalist hareketinin öncü teorisyeni, işçi hakları, toplumsal cinsiyet, sosyal adalet ve evrensel oy hakkı için mücadele eden, gazeteci ve Sırp Sosyal Demokrat Partisi’nin kurucusu Dimitrije Tucović’in adıyla... Ve şimdi büstünün olduğu yerde Tucović’in mezarı vardı. Bu anlamda mitingin olduğu Slavija Meydanı’nın tarihsel arka planıyla Studenti Pobeđuju’nun hak talepleri o gün bütünleşmiş gibiydi.

25 EKİM SEÇİMLERİNE DOĞRU
Sırbistan: "Öğrenci Listesi"ni destekleyen yüzbinlerce genç Cumhurbaşkanı Vučić iktidarına karşı Belgrad'da toplandı
Sırbistan’daki gençlerin en büyük şansı
Peki Batı Avrupa’daki genç kuşakların protestoları ile karşılaştırdığımızda kaygılar ve talepler iklim krizi, ekonomik güvencesizlik, gelecek kaygısı, sosyal adalet, insan hakları ve siyasi özgürlükler gibi aynı doğrultuda olsa da Studenti Pobeđuju’nun diğerlerinden farkı ne?
Studenti Pobeđuju’nun başarısında Tito Yugoslavyası’nın kurumsal, sosyolojik ve felsefi mirasının yadsınamaz bir etkisi olduğu söylenebilir. Oysa Batı Avrupa veya diğer kapitalist ülkelerdeki gençler böyle bir mirasa sahip değil; Balkan gençliği ve özellikle Sırp gençliği için protestolar “eski hakların geri alınması” üzerine kuruluyken Batı Avrupalı gençler protestolarını genellikle sisteme karşı “yeni haklar talep etmek” üzerine kuruyor. Batı Avrupa’daki gençlerin referans alabilecekleri, “her şeyin daha adil işlediği” yakın bir geçmiş yok. Sırbistan’da ise durum farklı. Bugün sokağa çıkan gençler Tito dönemini görmedi; ancak ebeveynleri ve büyükanne/büyükbabaları Yugo-nostaljiyi evlerinde yaşattı.
Sırbistan’daki gençlerin en büyük şansı Eski Yugoslavya döneminden kalma öz-yönetim, öğrenci forumları ve sosyal devlet hafızası gibi geçmişin teorik ve pratik araçlarını modern dünyanın dinamikleriyle buluşturabilmeleri. Doğrudan demokrasi ve taban örgütlenmesini temel alan hiyerarşisiz, kolektif karar alma modeli “plenum” ve “zbor” kültürünü hayata geçirdiler. “Kapınıza geliyoruz” sloganıyla, yerel halkın kendi sorunlarını tartıştığı açık hava meclisleri kurarak çiftçilerden esnafa, avukatlardan öğretmenlere kadar toplumun farklı kesimlerini bu meclislerde bir araya getirip eski Yugoslavya’daki zbor kültürünü dirilttiler.
Yugonostalji ve Ex-Yu Rock
Öte yandan tüm Balkan gençleri arasında her geçen gün daha da yaygınlaşan “Yugonostalji” yi de göz ardı edemeyiz. Tito’nun mirası bugünün gençleri için yolsuzluğa, etnik kutuplaşmaya ve sosyal adaletsizliğe karşı adil ve bir arada yaşanan bir gelecek vizyonu olarak yeniden üretiliyor. Onlar Tito Yugoslavyası döneminde anne ve babalarının sahip olduğu sosyal güvence, ücretsiz nitelikli eğitim, adil barınma ve devletin yurttaşına karşı sorumlu olması gibi hakları geri istiyor. “Devlet, yurttaşını korumalıdır” fikrini ütopik bir hayal olarak değil bu topraklarda yakın geçmişte yaşanmış somut bir gerçeklik olarak görüyor. Ayrıca Tito dönemi Yugoslav pasaportunun hem Doğu hem Batı bloklarında en güçlü pasaportlardan biri olması bugün vizelerle, sınır bürokrasisiyle ve AB kapılarında beklemekle kısıtlanan Balkan gençliğinde Yugo-nostalji’yi daha da besliyor.
Studenti Pobeđuju’yu oluşturan gençlerin brutalist Yugoslav anıtları “spomenik” lerin anti-faşist estetiğinden ve eski Yugoslavya rock müziği olan “Ex-Yu Rock” kültürünün felsefi başkaldırısından da beslendiği söylenebilir. Ex-Yu Rock kültürü Balkan gençliğini sınırların, pasaportların ve etnik nefretin ötesinde birleştiriyor. Sırpça, Hırvatça, Boşnakça ve Karadağca birbirine çok yakın diller olduğu için Ex-Yu Rock şarkıları, gençlerin aynı dilde, aynı isyanı paylaşmasını sağlıyor. Yeni kuşaklar anne-babalarının gençliğinde dinlediği şarkıları aynı coşkuyla söyleyerek ortak bir kültürel ortam yaratıyor. Bosna Hersek, Hırvatistan, Sırbistan gibi Balkan ülkelerinde birçok Ex-Yu rock müzik çalan cafe-bar var. Belgrad’taki SFRJ Kafana’da, Zappa Barka’da; Saraybosna’daki Tito Bar’da, Sloga’da ya da Zagreb’teki bir barda çalınan Bijelo Dugme, Ekatarina Velika veya Azra şarkısı bugünün milliyetçi ve muhafazakâr popüler kültürüne karşı bir sığınak oluşturarak tüm Balkan gençlerini etnik köken ve din farketmeksizin aynı paydada buluşturuyor.
“Spomenik”lerin altında “kardeşlik ve birlik”
Tito döneminde, II. Dünya Savaşı’ndaki anti-faşist direnişi, toplama kamplarında hayatını kaybedenleri ve zaferleri anmak; tamamlanmamış bir devrimi katılaştırmadan, sabit bir konuma hapsetmeden resmetmek ve aynı zamanda devrimin özgürlükçü ve evrensel vaatlerini geleceğe taşımak amacıyla ülkenin dört bir yanında ormanlara, dağ tepelerine, köylere devasa boyuttaki soyut ve brutalist anıtlar olan “spomenik”ler inşa edildi. Resmi adı “Devrim Anıtı” olan bu devasa anıtlar, “özgürlük ve geleceği” simgeleyen kanatlar, çiçekler, kristaller gibi tamamen soyut, geometrik ve evrensel simgelerden oluşuyordu ve haç, hilal, çift başlı kartal vb. hiçbir etnik, milliyetçi sembol içermiyordu. “Spomenik”ler aracılığıyla “kutsallık” kavramı yeniden tanımlanarak geçmişle uzlaşıp geleceğe daha iyimser bakabilen; Hırvat, Sırp, Boşnak, Sloven vb. olmaktan çok daha iyi bir Yugoslav olmaya heyecan duyan; etnik milliyetçilik, dini mezhepçilik ve sınıf çatışması gibi engellerden tamamen arınmış eşitlikçi bir toplum amaçlanmıştı.
Günümüzde “spomenik”lerin Balkan gençliğinde birlik duygusunu geliştirerek tam da inşa edilme amacını gerçekleştirdiği söylenebilir. “Adalet ve temiz toplum” amacı etrafında birleşen Balkan gençleri için bu mekanlar, Ex-Yu Rock festivalleriyle birleşerek geçmişin ortak ve temiz hafızasına sığınılacak barışçıl alanlar olarak kabul görüyor; Tito’nun “Bratstvo i jedinstvo / Kardeşlik ve Birlik” felsefesinin izinde özgürlüğün, evrensel sanatın, sınırları aşan ortak bir Balkan kimliğinin ve estetik başkaldırının sembolü haline geliyor.
“Ülkemiz kristal bir küredir. Ben Josip Broz Tito, bu küreyi ellerimle tutarak değil alttan nefesimle üfleyerek havada tutuyorum. Umarım benim nefesim tükendiğinde birisi bu görevi devralır. Yoksa kristal küre yere düşer ve tuz buz olur...” diyordu yaşamının son zamanlarında Tito.
Nitekim dediği gibi de oldu. O “hassas kristal küre” 90’larda tuzla buz oldu; ancak 25 Ekim Sırbistan seçimleri gösteriyor ki Studenti Pobeđuju, Tito döneminin bağımsızlık, etnik barış, sosyal adalet ve kolektif karar alma gibi en başarılı sütunlarını, modern dünyanın şeffaflık ve demokrasi talepleriyle harmanlayarak bu görevi devralıyor. Tuzla buz olmuş kristalin tüm parçalarını toplayıp yeniden birleştiremese de “Bratstvo i jedinstvo / Kardeşlik ve Birlik” felsefesiyle bu küreyi onarabilir.
(AK/VC)













