Modern dünya öyle bir dönüşümde ki, bu çağda kısıtlı bir ömrün tadını çıkarmayı geçtim, hayatta kalmak bile giderek zorlaşıyor; üstelik bu hem hayvanlar hem insanlar için geçerli.
Bana bu düşünceleri aşılayan Günışığı Kitaplığı’nın yeni çıkanlarından: Arıları Kaçırmak. Size “gerçekte de oluyordur böyle şeyler” diyeceğiniz bir hikâyeden bahsetmeye geldim. Ömer Açık’ın kaleminden gündelik yaşam manzaraları eşliğinde aksiyonu bol, komikli ve koşturmacalı bir macera.
- Tamam, evde arı besleyemiyorsak bahçeye bir arı oteli yapalım o zaman.
Kediler için özel bir kapı, çitlere astığımız kuş evi, komşunun köpeğine vermek üzere toplanan ağaç dalları derken bahçede ne eksik diyordum ben de!
- Oğlum, bak aklıma ne geldi, arılarla ilgili bir kitap okudum, sana onu anlatayım mı?
Çocukları soru kementleriyle kendine bağlayan kitapları seviyorum. Onların dünyasına usulca girip zihinlerindeki kalabalıkta yeni sahnelere yer açmak, merakı tetiklemek önemli bir meziyet. Son okuduğum çocuk romanı, Arıları Kaçırmak, tüm bu kriterleri sağlayan kitaplardan.
Her şey, Huysuz Hanım ve onu daha da huysuzlaştıran iki yardımcısının bir arazideki arıları kaçırmasıyla başlıyor. Diyeceksiniz ki arıları kaçırmak da neymiş, ne dertleri varmış; orada devreye Mucize Hanım giriyor. Ah bir bilseniz adı DÜMEN olan bir fabrikada eczacılık etiketi altında ne dolaplar dönüyor…
Ringin diğer köşesindeyse azimli ama kararsız bir dedektif, derdi tasası bitmeyen bir evde Karabalık ailesi, birbirine zıt karakterde ikiz kardeşler, bir de başına buyruk bir Amca Bey ile bu eğlenceli hikâye katman katman açılıyor.

Bilin bakalım bu iki taraf kapıştığında kazanan kim oluyor?
Yazar, herkese eşit mesafede, karakterleri bize kısa kısa tanıtıyor; bir yandan da sevdiği işle ilgilenmesine fırsat verilmemiş çocukların yetişkinliklerinde ya kayıp ya zalim olacaklarının sinyallerini veriyor.
Çocuklar ve hayvanlar bu hikâyenin en masumu, aynı zamanda en gözü kara olanlar da yine onlar. Ama Ömer Açık bu kez sadece çocuklara ve hayvanlara değil, memleket manzaralarına da değiniyor. Satır aralarında para hırsıyla kötülüğe bulaşanları, mühendislik okuyup köfte satanları görmek mümkün. Gözünüzü korkutmayayım, hepsi bu kadar değil elbette; arıların sevdiği çiçekler, Yüzüklerin Efendisi filminden replikler, kardeşler arası uçtan uca salınan dinamikler, şakalar ve komiklikler de maceramızın eşlikçileri arasında.
Bu hikâye, hayallerinin peşinden koşmasına fırsat verilen çocuklara, fantastik film severlere ve dünyanın tüm canlıların ortak evi olduğunu unutmayanlara. İyi okumalar herkese. Yaşasın çocuk kitapları.
(ÇYK/NÖ)







