Latmos, diğer adıyla Beşparmak Dağları. Hatti’den Karya’ya, antik Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasının ticaret ve yol ağlarında yeri olan bir mekan, 300 milyon yıllık Gnays kayalarıyla oluşmuş bir coğrafya. Feldspat, kuvars, zultanit gibi mineral ve kristallerin bolca bulunduğu, oldukça bereketli, kadim topraklar.
Bu topraklar o kadar kadim ki, 8000 yıllık kaya resimleriyle medeniyet öncesi Batı Anadolu insanları hakkında bilgi edinebiliyoruz. Anadolu’da birçok yerin aksine, şimdilik bu bölgede kesintisiz bir kültür aktarımı ve yaşantı devam ediyor. Kadim zamanlardan bu yana taşınan insan ve doğa tarihinin hikayesi buğun maden talanına karşı mücadele ediyor. Bu hikaye medeniyet kurucu toplumlardan bile eski, insanın zeytin, incir ve fıstık çamı ile kurduğu tarımsal ilişkinin gelişim sürecinden bile eski.
Latmos’a çıkarken önce bir barajdan geçiliyor: Suyu çekilmeden önce bir köyü suyun altında bırakmış olan Derince barajı. Bugün su seviyesi ihtiyacın çok altında. Latmos’ta çevre mücadelesi yürüten Selahattin Aydın, çekilen suların ortaya çıkardığı evleri anlatırken kimi evlerin kayrak taşlarından, kimi evlerin tuğladan yapılmış olduğunu fark ediyoruz. Eskiden portakal bahçelerinin olduğu, baraj için terk edilen köyün eski yerlileri dağın eteklerine, biraz yukarılara taşınmış. Derince barajının artık yetersiz oluşuyla ilgili birkaç kere konuştuğumuz “meteorolojik kuraklığın ötesinde, hidrolojik kuraklık yaşadığımız” konusu geçiyor.
Hidrolojik kuraklık, dönemsel yağış rejimleriyle ilgili olan meteorolojik su döngüsünün ötesinde su kaynaklarının uzun süreli korunma seviyesiyle ilgili.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü'ne göre hidrolojik kuraklık, “uzun süre devam eden yağış eksikliği neticesinde ortaya çıkan yeryüzü ve yer altı sularındaki azalma ve eksiklikleri ifade eder. Nehir akım ölçümleri ve göl, rezervuar, yer altı su seviyesi ölçümleri ile takip edilebilir. Meteorolojik kuraklık sona erdikten uzun süre sonra dahi hidrolojik kuraklık varlığını sürdürebilir.” Bunun yanında yıllardan beri açılan taş ocakları, patlatmalar, ormansızlaştırma yeraltı ve yerüstü sularını kirletiyor, çatlayan kayaçların arasındaki yeraltı suyu derinlere gidiyor veya yüzeye çıkarıldıktan sonra yerel su döngüsünden uzaklaşıyor, bu da su yoksunluğunu derinleştiriyor. (1)

TOPRAK ATLASI 2025
“Toprağı korumadan suyu, gıdayı ve adaleti koruyamayız”
Selahaddin Aydın’a göre Söke’deki kağıt fabrikasından, Latmos’taki Sofular köyü civarında orman ve tarım arazisine kül dökülecek. Günde 384 bin ton atık külün dökülmesi planlanan alan, Kaygıllı ve Sofular köylerinin yanı sıra yirmi civarı diğer köye yakın bir alanda bulunuyor. Bu proje, alanda tarımsal faaliyetle hayatını idame ettirmeye çalışan yerel halkın aynı zamanda su kaynaklarını tehdit ediyor.
Kipaş Holding’e bağlı Batı Kipaş kağıt fabrikasının internet sitesine göre (2) fabrikanın yıllık üretim kapasitesi 1.300.000 ton. 300.000 m2 kapalı alanıyla toplam 620.000 m2 alan kaplayan fabrika Söke’nin hemen yanında bulunuyor. Şirket kendi web sayfasında fabrikayı şu şekilde tanımlıyor: “Ürettiği ürünler göz önünde bulundurulduğunda Avrupanın en büyük kâğıt fabrikalarından birisi olan tesisimiz yıllık 1 300 000 ton kâğıt üretim kapasitesine sahiptir.”

“Bu projenin gerçekleşmesi mümkün değil” diyen Selahaddin Aydın, bölgenin önemini, bütünlüklü koruma altına alınması talebiyle birlikte sürekli tekrarlıyor: “Latmos Beşparmak Dağları 600 yıllık jeolojisiyle, 7.500 yıllık kaya resimleriyle, bitmeyen devingenliğiyle […] bu dağın içerisinde üretiliyor. Biz bu dağı bütünlüklü korumak için mücadele ederken böyle cennet bir noktaya kül dökecekler. Bunun için bütünlüklü korumaya almıyorlar. Buradaki hiçbir köylü bunu istemiyor”.
Latmos coğrafyası binlerce yıllık kültürel ve doğal tarih birikimiyle bir “jeopark” olması ve tüm coğrafyadaki talanın derhal durdurulması gerektiğini ifade ediyor Selahaddin Aydın. Polen Ekoloji’nin derlediği Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) verilerine göre (3 - 4) ise sadece Aydın ve Muğla illerinin tamamında toplamda 36 ayrı şirkete, taşınmaz komisyon kararlarıyla ihalesiz verilenlerle birlikte 433 ruhsat sahası çeşitli projeler için madencilik faaliyetine açıldı.
Latmos’un tamamında süren maden ocaklarının, yıkıma uğramış alanların, tabiat parkı, kültür ve yaşam alanlarına mesafesini inceleyebileceğimiz bir interaktif harita www.latmosukoru.org internet sayfasında mevcut. Yine aynı sitede Latmos’taki sermaye saldırısının bir tarihçesi görülebilir:


Ekoloji krizinin gündelik hayata yerleştiği yıl: 2025
Açıklamalar
Gnays, şeritli yapısı, sertliği ve yerin derinliklerinde yüksek ısı ve basınç altında oluşmasıyla tanınan dayanıklı bir başkalaşım kayaçtır. Geologyscience.com internet sitesinde yer alan tanıma göre, başlangıçta granit gibi magmatik kayaçlardan ya da çamur kökenli tortul kayaçlardan oluşmuş olabilir. Yani gnays, farklı kayaçların yerin derinliklerinde başkalaşmasıyla meydana gelebilir.
Feldspat, yerkabuğunda en yaygın bulunan minerallerden biridir. Birçok kayaçta bulunur ve özellikle granit gibi sert kayaların önemli bir parçasıdır. Genelde açık renkli olur; beyaz, pembe ya da gri tonlarda görülür. Yüksek sıcaklıklarda kolay erir. Boya ve plastik ürünlerinde, cam üretiminde, yapı malzemelerinde, seramik ve porselen yapımında yaygın olarak kullanılır.
Kuvars, sert ve dayanıklı bir mineraldir ve kumda doğal olarak bulunur, doğada bolca bulunur. Şeffaf, beyaz, mor gibi çeşitli renklerde bulunabilir. Sağlam bir kristal olmasının ötesinde analog saatler ve çeşitli teknolojik aletlerde elektriksel özellikleri nedeniyle kullanılır. Pembe kuvars ve ametist türleri mücevherat olarak da kullanılır. Cam yapımında, inşaat sektöründe hammadde üretiminde de kullanılır.
Zultanit, Türkiye’de üretilen bir mücevher taşıdır. Sanayide kullanılmayan bu taş lüks tüketim ürünü olarak küpe, yüzük gibi mücevherlerde kullanılır. Türkiye açısından önemi ise bu taşın en değerli yataklarının Anadolu coğrafyasında bulunmasıdır.
Ekstraktivizm, doğayı yenilenebilir bir varlık gibi değil, tükenmez bir depo gibi gören ve sürekli “çıkarma”ya dayanan bir ekonomik ve üretim anlayışıdır.
(CN/NÖ)


