T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın özel tiyatrolara verdiği devlet desteğinden yine yararlanamayan Moda Sahnesi, elindeki kısıtlı imkana rağmen seyircisine unutulmaz bir armağan veriyor.
‘Gonzago’nun Öldürülüşü’ ekip uyumu ve etkili doğaçlamalari ile dikkat çeken bir oyun. Shakespeare’in Hamlet’inin, Bulgar yazar Nedyalko Yordanov tarafından yeniden yazımı olan metin, barbarlar çağına dair sözü olan bir kumpanyanin saraydaki imtihanini günümüze taşıyor.
Kemal Aydoğan rejisinin durmaksızın aksiyon ve dakika başı kahkaha vaadine ek olarak, etkili bir silahi var bu kez. “Biz ne yaşıyoruz?” sorusuna verdiği yanıt...
Ödül mevsimini başarıyla karşılayacagi öngörüsü daha ilk haftasında kulislerde dillendirilen oyun, sanatçının kendi bildiği yolda yürümesi gerektiğinin altını çiziyor.
Yeni kalemlerin ve taze prodüksiyonların katkisiyla ümit veren bir tiyatro sezonu geçiriyoruz. Her geçen gün artan kent yoksulluğuna rağmen tiyatro alanındaki heveskâr çabalar seyircinin teveccühüyle taçlanıyor.
Bu ümit verici gayretin üzerinde ağır aksak yola devam eden sahne sanatları, sorduğu sorularla pek azımıza yanıt verebiliyor. Malumunuz azalan empati duygusu izledigimiz metinlerde ‘ayna’ görebilme ihtimalini de azaltıyor. Belki de sade anlatımlara ve klasiklerin yeniden sunumlarına bu yüzden daha çok sarılıyoruz.
Binasındaki eski spotlar ve eksik ses malzemesiyle bile harikalar yaratan oyunların mimari olan Kemal Aydoğan’in rejisiyle “Danimarka’daki çürümüş şeylere” ses çıkarmak bu yüzden kıymetli. Bu sezonun en konuşulacak işi olacaği, genel akış provasında belli olan “Gonzago’nun Öldürülüsü” sanatçının onuru, zamanın ruhunu yakalama gayreti, taht oyunlarında iktidarın elinde oyuncak olmasıyla insanlığından siyrilmasini mizahi yoğun bir dille ele aliyor.
Oyunun bel kemiğI Charles rolünde Barış Yıldız tüm ekip arkadaşlarıni ustaca yönlendiren bir takım kaptanı olmasının yanında, seyirciyle sıcacık ilişki kurabilen ve adeta bir hipnozcu gibi herkesi büyüleyen bir aktör. Saniyorum ki, bu rol kariyerinde dönüm noktası olacaktır ve nihayet kendisini komedinin yanında ciddi dramalarda da izleyeceğiz. Zira oyunun en geç pes eden karakteri o.

Sarayın zulmü karşısında arkadaşları birer birer süngü düşürürken Charles, sonuna dek bildiği doğruyu tekrarlıyor. Ta ki… Finalde bize niye direnmeye inat ettiğimizi hatırlatıyor. Yönetmen Aydoğan, yerel ve güncel soslu rejisini alabildigine yalin bir dille ortaya koymuş ve Bengi Günay da ona sade bir tasarımla eşlik etmiş.
Bu yıl izlediğimiz ‘Manevi Değer’ gibi aile dizimi üzerinden oyunculuk mesleğinin ruhta yarattığı tahribatı ve sonra gelen sifalanmayi sorgulayan sinema örneklerinde benzer bir soru var. “Bu mesleği niye yapıyorum?” ‘Gonzago’nun Öldürülüsü’ niye israrla sanat üretmek istediğini arayanlar için de etkili yanıtlar barındıran bir izlek. Birkaç kez izlemek isteyeceğiniz ve etkisinden günlerce çıkamayacağınız bir oyun.
(FÇ/EMK)
*Yazar, başlıkta Ahmet Kaya’nın “Ben yanarım sen için bari sen yanma diye” şarkısından esinlendi.





