Cesaret, adalet, vicdan…
Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu; toplumsal barış için “tarihî sorumluluğun ifadesi” olarak görülmektedir.
Komisyon; “idari ve hukuki düzenlemelerin nasıl bir çerçeveye oturtulması gerektiği” tartışmalı bir konu olarak Raporun tam ortasında duruyor. Aslında yaşanan ve devam eden hukuksuzluklar yargının araçsallaştırılması nedeniyle durduğu yerde duruyor…Adalet ve hukuk sorunlarına çözüm aranacaksa yeni sorunlar yaratılmamalıdır.
Komisyon raporunda “demokrasi hedefinin gerçekleşmesi; cesaretle, vicdanla ve adaletle hareket etmenin adıdır” denilmesini paylaşıyoruz… Haklısınız ve doğrudur.

Çözüm komisyonunun ortak raporunun tamamı
Aklınızda kalsın ve unutulmasın; demokrasi hedefinin gerçekleşmesi için vicdanla ve adaletle hareket etmenin adı vardır ama kendisi yoktur. Söz söylemek yetmiyor. Uygulamalarda ne vicdan ne adalet ne cesaret bulunmamaktadır.
Meclis üyesi ve “seçilmiş milletvekili” Can Atalay, Türkiye Büyük Millet Meclisinin üyesidir ve hapistedir. Milletvekili seçilmiştir ama içerdedir. Hiçbir dilekçesinden hiçbir sonuç alınamamıştır. Adı milletvekilidir, kendi hapistir.
TBMM’nin bir üyesi hapsolduğuna, salıverilmediğine ve Meclis çalışmalarına katılması önlendiğine göre Meclis Başkanlığının, vicdanla ve adaletle ve cesaretle hareket etmesinin tam zamanıdır.
Demokrasi, seçme ve seçilme hakkının sağlanması budur. Haklar vardır ve kullananlara görev ve sorumluluklar yükler…Türkiye Büyük Millet Meclisi ve üyeleri görevlidir ve sorumludur.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi (2021 / 178 Esas, 2022/178 Karar) 25.4.2022 tarihli mahkûmiyet kararı ile Can Atalay’ı 18 Yıl Hapis Cezası ile cezalandırılmış ve hükümle birlikte 25.4.2022 tarihinde tutuklanmasına karar vermiştir. 3 yıl 10 aydan fazla bir zamandır hapistir…
Can Atalay hakkındaki yargılama devam ederken 14.05.2023 tarihinde yapılan 28. Dönem Milletvekili Genel seçiminde TİP Hatay Milletvekili seçildi. Mazbatasını 25.05.2023 tarihinde avukatı aldı. Meclis’e “kaydı” yapıldı. Oda tabelası asıldı ve özlük hakları verildi. Ama hapisteydi…TİP Meclis Genel Kurulunda fotoğrafını koydu…O kadar!
Milletvekili seçildiğinden o tarihte Yargıtay 3. Ceza Dairesine 25.05.2023’te başvuruldu. Anayasanın 83. Maddesine göre durma kararı verilmesini ve tutuklama kararının kaldırılarak tahliyesi istendi. Yargıtay 3. Ceza Dairesi 13.07.2023 tarihli kararıyla bu talebi reddetti. İtiraz edildi Yargıtay 4. Ceza Dairesi 17.07.2023 tarihli kararıyla itirazın reddine oyçokluğuyla (iki karşı oy vardır) karar verdi. Daire Başkanı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı oldu… Can Atalay hapiste ve Mecliste yok! Durumunda bir değişiklik olmadı. Vicdan, cesaret ve adalet sözlerde vardı ama yine yerinde yoktu…
20.07.2023 Anayasa Mahkemesine başvuru yapıldı. Başvuru inceleme aşamasındayken 28.09.2023 tarihinde Yargıtay 3. Ceza Dairesi Can Atalay hakkındaki hükmün onanmasına karar verdi. Dediler ki; tutukluydu oldu şimdi hükümlü…
Anayasa Mahkemesi başvurusu üzerine AYM Genel Kurulu (Başvuru Numarası : 2023/53898 Karar Tarihi : 25/10/2023) Anayasa'nın güvence altına aldığı seçilme ve siyasi faaliyette bulunma ve kişi hürriyeti ile güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verdi.
Anayasa Mahkemesi kararı hak ihlallerinin ortadan kaldırılması için başvurucunun yeniden yargılanmasına başlanması, mahkûmiyet hükmünün infazının durdurulması, ceza infaz kurumundan tahliyesinin sağlanması ve yeniden yapılacak yargılamada durma kararı verilmesi için kararının İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2021/178) gönderilmesine karar verdi. O Mahkemede ben karışmam dedi ve Yargıtay 3. Ceza Dairesine gönderdi.
Anayasa Mahkemesi kararı uygulanmadı. Can Atalay’ın hapisliği sürdürüldü. Talebi reddedildi. Hatta bu kararı veren AYM üyeleri hakkında suç duyurusu bile yapıldı.
24.11.2023 tarihinde Anayasa Mahkemesine ikinci başvuru (2023/99744) yapıldı.
Başvuru; hükmünün infazına devam edilmesi ve Anayasa Mahkemesi kararının yerine getirilmemesi nedeniyle seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği hakkındadır.
Anayasa Mahkemesi Genel Kurul (Başvuru Numarası: 2023/99744 - Karar Tarihi 21/12/2023) kararı ile hak ihlaline karar verdi. 25.10.2023 tarihli kararı ile birlikte 21.12.2023 tarihli kararlarının yerine getirilmesine, Anayasa'nın 148. maddesinde güvence altına alınan bireysel başvuru hakkının ihlal edildiğine, Anayasa'nın 67. maddesinde güvence altına alınan seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı ile Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Yine AYM kararında tespit edilen hak ihlallerinin ortadan kaldırılması için kararının bir örneğinin İstanbul 13. Ağır Ceza mahkemesine gönderilmesi kararı verilmiştir.
Artık nafile olan ve Anayasa Mahkemesi kararının uygulanmadığı bir yargı serüveni başladı.
Ancak Yargıtay 3. Ceza Dairesi 03.01.2024 sayılı kararı ile Anayasa Mahkemesi'nin Şerafettin Can Atalay'ın bireysel başvuruları hakkında “25.10.2023 ve 21.12.2023 tarihli hak ihlali kararlarına hukuki değer ve geçerlilik izafi edilemeyeceği cihetle, bu bağlamda Anayasa'nın 153. maddesi kapsamında uygulanması gereken bir karar” bulunmadığına ve mahkûmiyet kararı onandığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'nin anılan kararlarına uyulmasına yer olmadığına karar vermiştir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi hak ihlali kararı veren Anayasa mahkemesi üyeleri hakkında suç duyurusunda dahi bulunmuş ve böylece “yargının” Anayasa Mahkemesine karşı “direnişi” başlamıştır…
Ne cesaret ne adalet ne vicdan….
Yargıtay Anayasa Mahkemesi kararlarını hukuki değerden yoksun, geçerliliği olmayan, uygulanması gerekli olmayan kararlar olarak görmekte ve kabul etmemektedir.
Anayasa Mahkemesi kararları uygulanmamıştır. 04.01.2024 tarihinde Anayasa Mahkemesine üçüncü Başvuru (B.B 2024/810) daha Anayasa Mahkemesine 12.01.2024 tarihinde dördüncü başvuru yapılmıştır. Buna dair kararlar uygulanmamıştır.
İstanbul cumhuriyet Başsavcılığına, Hapishane İdaresine, Hakimler Savcılar Kuruluna dahi başvurulmuştur…Ret, ret ve ret ile tüm itirazların reddi kararları “olağanlaştırılmış” kararlardır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 28. Dönem, 2. Yasama Yılı, 54. Birleşiminde Yargıtay 3. Ceza Dairesi Başkanı imzalı yazı Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderilmiş ve gönderilen bu yazı 30.01.2024 tarihli Meclis Genel Kurulu’nda okunmuştur.
Bu Meclis kararına itiraz edilmiş ve Hatay Milletvekili Şerafettin Can Atalay’ın milletvekilliğini düşürülmesine ilişkin işlemin “yok hükmünde” olduğunun tespitine ve Anayasa’nın 85. Maddesi uyarınca İPTALİNE karar verilmesi talep edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi Yargıtay Daire Başkanlığı yazısının Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna bildirilmesi ve okunması işlemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Anayasa Mahkemesine göre; bir milletvekilliğinin düşmesi işleminin varlığından söz edilebilmesi için kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararının bulunması zorunludur. Bu bakımdan iptali talep edilen işleme konu kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmünün bulunup bulunmadığı incelenmesi yapılmış ve Anayasa’nın 85. maddesi kapsamında denetlenebilir bir işlemin hukuk âleminde varlık kazanıp kazanmadığının ortaya konulmasını gerekli görmüştür.
Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmamasını özetleyen Anayasa Mahkemesinin bu kararında yer alan gerekçeye göre;
“Anayasa Mahkemesinin 25/10/2023 tarihinde verdiği hak ihlali kararı sonrasında Hatay Milletvekili Şerafettin Can ATALAY ile ilgili kesinleşen bir hükmün varlığından söz etmek hukuken mümkün değildir. Anayasa Mahkemesinin ihlal kararından sonra kararın hüküm fıkrasında belirtildiği şekliyle ihlale yol açan kararın ortadan kaldırılması anayasal bir zorunluluktur. Anayasa Mahkemesince Anayasa’yı ihlal ettiği tespit edilen bir yargısal kararı mahkemeler dâhil hiçbir kamu otoritesi esas alamaz ve Anayasa’ya aykırılığı sabit olan bir karara hukuken geçerlilik tanınamaz. Anayasa Mahkemesinin ihlal kararları yol gösterici veya tavsiye mahiyetinde kararlar olmayıp bağlayıcılığı ve gereğinin yapılması konusunda ilgili otoritelere takdir alanı bırakmayan kararlardır. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesinin Şerafettin Can ATALAY başvurusunda verdiği ihlal kararı karşısında Yargıtayın Anayasa Mahkemesi kararına uyulmaması yönünde verdiği karara hukuki değer atfedilmesi mümkün olmadığı gibi Yargıtayın bu kararından hareketle kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararının varlığını sürdürdüğünün kabulü de mümkün değildir.
TBMM Genel Kurulunda okunan metinde yer alan Dairenin 3/1/2024 tarihli ve 2024/1 Değişik İş sayılı kararı da Anayasa Mahkemesinin anılan bireysel başvuru kararına uyulmasına yer olmadığına ilişkin Türk hukukunda verilmesi mümkün olmayan, Anayasa’nın tamamen dışında kalan ve hukuki dayanağı bulunmayan bir karardır. Dolayısıyla Hatay Milletvekili Şerafettin Can Atalay ile ilgili kesin bir mahkûmiyet içermediği açık olan kararlara yer verilen Daire yazısının TBMM Genel Kurulunda okunmasıyla Hatay Milletvekili Şerafettin Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşmesine yönelik işlem tesis edilmiş ve böylece fiilî (de facto) bir durum oluşturulmuştur.
TBMM Genel Kurulunda iptal talebine konu edilen Daire yazısının okunması suretiyle oluşturulan bu fiilî durumun Anayasa’nın 84. maddesinin ikinci fıkrasının kapsamına giren bir yasama işlemi olarak değerlendirilmesine imkân bulunmamaktadır. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesinin 25/10/2023 tarihinde verdiği 2023/53898 başvuru numaralı karar sonrasında Hatay Milletvekili Şerafettin Can ATALAY hakkında kesin hükmün varlığından söz edilmesi hukuken mümkün olmadığından TBMM Genel Kurulu Birleşiminde Daire yazısının Başkanlıkça okunmak suretiyle Genel Kurula bildirilmesi işlemi ile oluşan fiilî durum hakkında Anayasa Mahkemesince karar verilmesi mümkün değildir.” (AYM Basın Duyurusu)
Anayasa Mahkemesi işlemin iptali talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Bu karardan sonra uyuşmazlığın çözümü için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurulmuştur.
Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) Kararlarının uygulanmasını öneriyor… (Sayfa 42).
Komisyon Raporuna (18.02.2026) göre; “Anayasa’mıza göre Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağladığı konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır.”
Bu tespitlere rağmen Milletvekili Can Atalay hakkında hiçbir Anayasa Mahkemesi kararının Yargıtay ve ilk derece mahkemeleri tarafından asla ve hiç uygulanmadığı hakkında herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır…
Komisyon Raporuna göre; “Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk devleti olma niteliğini perçinleme hususunda AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyulmasının önemi de ortadadır”. Doğrudur. Hukuk devleti olma niteliğini perçinleyen AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyulmalıdır.
Ancak Can Atalay hakkındaki AYM kararlarının hiçbirisine hiç uyulmadığına göre; hukuk devleti yok demektir. Devleti hukuksuzluğa perçinleyen AYM ve AİHM kararlarını uygulamayan yargının kendisidir, kendi kararlarıdır.
Rapor; “idari işlemlerden ve yargının işleyişinden kaynaklanan engellerin kaldırılmasını” talep ediyor ve öneriyor…
O halde Komisyon Raporunun yüklediği “tarihsel sorumluluğu” nedeniyle TBMM Başkanlığı; Meclis üyesi seçilmiş milletvekili Şerafettin Can Atalay’ın Meclis çalışmalarına katılmasını sağlanması için, Meclis üyesi olan milletvekilinin hapishaneden çıkarılarak serbest bırakılmasını mahkemeden talep etmelidir.
Belki Meclis Başkanının talebini dinlerler…Belki Meclis böylece kendi üyesini korumuş olur… Belki seçme ve seçilme hakkı vardır!
Belki yargının işleyişinden kaynaklanan engellerden biri kalkar…
Sözün özü; TBMM hapisteki üyesi için salıverilmesini talep etmelidir.
Böyle bir talep demokraside ilktir.
Kısmet!
(HA)














