Sağlık Bakanlığı İstatistik Yıllığı (SBİY) 2025 Haber Bülteni, 30 Eylül 2025, çarşamba günü, saat 17:00’de (!) yayımlandı. İlki 12 yıl önce, 2014 yılında yine eylül ayının son günü SBİY 2013 Haber Bülteni olarak yayımlanmıştı. Bülten, istatistik yıllığından yaklaşık üç, dört ay önce daha az sayıdaki veri grubunu kapsayacak şekilde yayımlanıyor. Bununla birlikte, ölümlülük, aşılama ve hizmet kullanımıyla ilgili bir önceki yılın verilerine 9-10 ay sonra da olsa ulaşabilmiş oluyoruz. Ve Türkiye’nin dokuz ilinin bulunduğu coğrafyada yaşayanların, AKP’li yılların bundan önceki 16 yılında olduğu gibi, 17nci yılında da değişmeyen bir biçimde sağlık ve sosyoekonomik eşitsizlere mahkûm edilmiş olduğunu görüyoruz. Bu haftaki yazıda söz konusu durumu ve AKP’li Sağlık Bakanlığı’nın verileri kendine saklamak gibi bir özelliğini kendilerinin sunduğu kaynaklar üzerinden ele alacağım.

ERİŞ BİLALOĞLU YAZDI
Yeni Bir Sıfırlama Çabası mı: Türkiye’de Bebek Ölüm Hızı
AKP’li bakanlık verileri kendine saklıyor
AKP tarafından 2002 yılında kurulan 58. Hükümet’e kadar sağlık ve sağlık hizmetleriyle ilgili veriler yıllardır istatistik yıllıklarıyla düzenli olarak kamuoyuyla paylaşılıyordu. Ancak 58. Hükümet ve o kabinenin Sağlık Bakanı Recep Akdağ ile birlikte, sağlık ve sağlık hizmetleriyle ilgili veriler kamuoyundan 2011 yılına kadar saklandı, paylaşılmadı. Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere, Türkiye’nin üyesi olduğu uluslararası kuruluşların talebi üzerine, bir AKP Hükümeti ve Sağlık Bakanı olarak ilk defa 2011 yılında, 2008 yılına ait veriler “Sağlık Bakanlığı Sağlık İstatistikleri Yıllığı 2008” başlığında Bakan Akdağ’ın önsözüyle yayımlandı. O nedenle Türkiye’nin 2003-2007 yıllarına ait sağlık ve sağlık hizmetleriyle ilgili verileri diğer yıllar gibi düzenli bir biçimde bugüne kadar paylaşılmadı.
Sağlık ve sağlık hizmetleriyle ilgili istatistikler, 2011 yılından sonra, Sağlık Bakanlığı ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından düzenli olarak yayımlanıyor. TÜİK, özelikle doğurganlık ve ölümlülükle ilgili verileri Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi (MERNİS) üzerinden iller düzeyinde, sağlık harcamalarıyla ilgili verileri Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve yerel yönetimlerden ve “Hanehalkı Bütçe Anketi” çalışması üzerinden, hastalıklarla ilgili verileri de “Türkiye Sağlık Araştırması” üzerinden sağlıyor. Sağlık Bakanlığı da bu verileri kullanıp yaptığı hesaplamaları ve sağlık kurumları, sağlık emekçileri, ilaç, sağlık hizmetleri kullanımı vb. verileri Türkiye’nin makro düzeyde ekonomik ve sosyo-ekonomik yapıya göre gruplandığı 12 bölge, İstatistiki Bölge Bilgileri Sınıflaması-1 (İBBS-1), üzerinden paylaşıyor. Bununla birlikte, Sağlık Bakanlığı kaynakları üzerinden 81 ilden herhangi birinin sağlık ve sağlık hizmetleri verilerini, durumunu öğrenebilmek mümkün olamıyor. Çünkü Sağlık Bakanlığı illerin verilerini yayımlamayı uzun zamandır tercih etmiyor.
Tabip Odası Bebek Ölümlerine Önlem Paketini Açıkladı
Bebek ölüm hızı önemli bir toplumsal sağlık düzeyi göstergesidir
Toplumların sağlık düzeyinin değerlendirilmesi ve izlenebilmesi amacıyla “bebek ölüm hızı”, “beş yaş altı ölüm hızı” ve “doğumda beklenen yaşam süresi” uluslararası alanda sıklıkla kullanılan, kabul görmüş üç değişkendir. Bunlar aynı zamanda, ülkelerin gelişmişlik düzeyi göstergeleri arasında da yer almaktadır. Çünkü, bu üç gösterge bir ülkede, bölgede, ilde vb. öncelikle beslenme, barınma, alt yapı ve eğitim başta olmak üzere, sosyoekonomik koşulların durumu ve sağlık hizmetlerinin ulaşılabilir olup olmamasıyla sağlık hizmetlerinin niteliğinden doğrudan etkilenmektedir.
Gebeliğin herhangi bir döneminde, canlı doğan bebeğin, birinci doğum gününü göremeden ölmesi, nüfus bilim (demografi) ve tıp alanında bebek ölümü olarak kabul edilmekte, tanımlanmaktadır. Bir ilde, bölgede ve/veya ülkede yıl içinde canlı doğan her bin bebekten kaçının birinci doğum gününü göremeden öldüğü de bebek ölüm hızı olarak tanımlanmaktadır. Bebek ölümlerinden doğumdan sonraki ilk ay içinde gerçekleşenler neonatal ölüm, birinci aydan sonra gerçekleşenler de postneonatal ölüm olarak adlandırılmaktadır. Neonatal ölümler genellikle anne adayının sağlık, beslenme ve eğitim durumuyla doğum öncesi izlemlerin yapılıp yapılmaması ve doğum koşullarıyla ilişkilidir. Postneonatal ölümlerin de bebeğin aşılama başta olmak üzere, sağlık hizmetlerine ulaşıp ulaşamaması vb. ile beslenme, barınma vb. ailesinin sosyoekonomik düzeyi, yaşam koşullarıyla doğrudan ilişkili olduğu bilimsel araştırmalarla gösterilmiştir.
Türkiye’de ve OECD ülkelerinde bebek ölüm hızları
SBİY 2025 Haber Bülteni’ndeki verilere göre, Türkiye’de 2025 yılında gerçekleşen bin canlı doğumdan 5,0’i doğumdan sonraki birinci ay içinde, 2,7’si de birinci ay ile 12. ay arasında yaşamını kaybetmiştir. Toplamda da bin canlı doğumdan 7,7’si birinci doğum gününü göremeden ölmüştür. Başka bir ifadeyle, Sağlık Bakanlığı tarafından Türkiye geneli için 2025 yılı bebek ölüm hızı binde 7,7; neonatal ölüm hızı binde 5,0 ve postneonatal ölüm hızı da binde 2,7 olarak bildirilmiştir.
Türkiye, yayımlanmış son verilere göre, üyesi olduğu Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’ne (OECD) üye 38 ülke arasında, 2024 yılında BÖH en yüksek Meksika (binde 12,5) ve Kosta Rika’nın (binde 10,2) ardından binde 8,9 ile üçüncü sırada yer alıyor. Türkiye, benzer gelir, “kalkınmışlık” düzeyindeki ülkeler arasında toplumsal sağlık düzeyi en kötü olanlar arasında yer almakta ve bu durum yıllardır değişmemektedir.
AKP Hükümeti iddialı: Türkiye’de eşitsizliklerin en derin yaşandığı coğrafya yine değişmedi
TÜİK ve Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere, İBBS-1’i kullanan kurumların gruplamasına göre, Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa ve Şırnak olmak üzere dokuz ilin bulunduğu coğrafya Güneydoğu Anadolu bölgesi olarak tanımlanıyor. Türkiye’de anadili Kürtçe ve Arapça olan yurttaşların en yoğun olarak yaşadığı illerden oluşan Güneydoğu Anadolu, AKP’nin düzenli olarak verileri yayımlamakta olduğu ve iktidarının son 17 yılı boyunca her yıl bebek ölüm hızının en yüksek olduğu coğrafya olma özelliği taşıyor.
İBBS-1’de yer alan bölgeleri, bebek ölüm hızının en düşük (en iyi) olduğu bölgeden en yüksek (en kötü) olduğu bölgeye doğru sıralandığında, ilk sırada en iyi durumda olan Batı Marmara’da 5,6; ikinci sıradaki İstanbul’da 5,7; Batı Anadolu’da 6,0; Doğu Marmara’da 6,1; beşinci sırada yer alan Doğu Karadeniz’de 6,2; Batı Karadeniz’de 6,4; Ege’de 6,9; sekizinci sıradaki Orta Anadolu’da 7,5; Kuzeydoğu Anadolu’da 7,8; onuncu sıradaki Akdeniz’de 8,2; Ortadoğu Anadolu’da 9,6 ve son sırada yer alan Güneydoğu Anadolu’da 11,5’dir.
Sayılarla eşitsizlikler
2025 yılında canlı doğan bin bebekten Batı Marmara’da 5,6’sı, Güneydoğu Anadolu’da ise 11,5’i birinci doğum gününü göremeden hayatını kaybetmiştir. Aralarındaki fark iki katından daha fazladır (Hız oranı=2,04). Bu durum, 2025 yılında bebek ölüm hızının en iyi/düşük olduğu Batı Marmara’da ölen her bir bebeğe karşılık, bebek ölüm hızının en kötü/yüksek olduğu Güneydoğu Anadolu’da iki bebeğin birinci doğum gününü göremeden öldüğünü göstermektedir.
Güneydoğu Anadolu, 2025 yılında Türkiye’de binde 11,5 ile bebek ölüm hızının yanı sıra, binde 7,2 ile neonatal ve binde 4,3 ile de postneonatal ölüm hızlarının en yüksek olduğu bölge konumundadır. Hız oranı neonatal ölüm hızı için 2,0; postneonatal ölüm hızı için de 2,4 olarak hesaplanmıştır. Sağlık Bakanlığı’nın verileriyle yapılan hesaplamalara göre, her üç toplumsal sağlık düzeyi göstergesi açısından Türkiye’nin en kötü durumda olan bölgesi; İBBS-1 sınıflamasında Güneydoğu Anadolu olarak adlandırılan ve esas olarak anadili Kürtçe ve Arapça olan yurttaşların en yoğun olarak yaşadığı illerin bir araya getirilmesiyle tanımlanmış olan coğrafyadır.
Başka bir ifadeyle, bu coğrafya diğer bölgelere göre bebek ölüm hızının en yüksek olmasına neden olduğu bilinen beslenme, barınma, alt yapı ve eğitim başta olmak üzere, sosyoekonomik koşulların durumu ve sağlık hizmetlerinin ulaşılabilirliğiyle sağlık hizmetlerinin niteliği alanlarında da diğer bölgelere göre en kötü, eşitsizliklerin en fazla olduğu bölge durumundadır.
Sağlık eşitsizlikleri önlenemez değil
Türkiye’de sağlıktaki eşitsizlikler de gelir dağılımında, işsizlikte, eğitimde olduğu gibi uçuruma dönüştü. AKP iktidarının yarattığı sağlık alanındaki bu utanç tablosunun ancak toplumsal eşitsizlikler ortadan kaldırılarak yok edilebileceği biliniyor. Bunun için de sınıfsal dayanışma ve mücadele gerekiyor. “Barış ve Demokratik Toplum” süreci tamamlanıp, silahlı çatışmaların sonlanması kalıcılaşıp, normalleşme aşaması başladığında ittifakların, ortak mücadelelerin ve dayanışmanın önü daha da açılacak. Umudumuz, toplumsal muhalefetin amasız, fakatsız açık desteğiyle bu aşamanın bir an önce başlayabilmesi ve eşitlikçi, barış içinde bir toplumsal yaşantı için “gerekenlerin” hep birlikte hayata geçirilebilmesi.
- Kaynakça
- Kunt A E, Mackenbach J P., Measuring Socioeconomic Inequalities in Health, EUR/ICP/RPD 416, WHO, Copenhagen-28, (1994).
- OECD web sayfası. Erişim tarihi: 09 Ekim 2026. https://www.oecd.org/en/data.html
- Sağlık Bakanlığı İstatistik Yıllığı 2025 Haber Bülteni. Erişim tarihi: 02 Ekim 2026.
- https://dosyasb.saglik.gov.tr/Eklenti/56342/0/haber-bulteni-2025-trpdf.pdf
(OH/Mİ)












