Cho Lon’da yürüyorum... Marguerita Duras’ın peşinden gitmeye çalışıyorum. Burada olduğum süre boyunca 'Sevgili' romanı aklımdan hiç çıkmıyor. Yıllar yıllar önce lisedeyken üst üste okuduğum bu romandaki sayfalarla yıllar sonra Saigon’da yeniden karşılaşacağım hiç aklıma gelmezdi.
Saigon benim için Marguerita Duras’ın arşınladığı sokaklar, aşığıyla buluştuğu garsoniyerin bulunduğu Cho Lon muhiti (yeni adıyla Chinatown), yıllar içinde betonlaşan caddeleri arasından her şeye rağmen ruhunu yansıtabilen tapınaklar, enfes ve ucuz çorbalarıyla rengarenk, lezzetli yemekler ve alçak gönüllülük demek... Özellikle fotoğraf sanatçıları için zengin bir görsel hafıza sunan bu ülke, son yıllarda pek çok Batılı sanatçının da rotasına girdi.

GÖÇMEN GÜNLÜKLERİ (7)
Adana’dan Norveç’e bir sanatçının öyküsü: Dilan Sarıoğlu Lyngstad
Herkesin bir şekilde kendi işini yapabildiği, küçük bir işletme kurmanın Batı’daki kadar ağır ve yorucu olmadığı Vietnam’da, yerli yabancı pek çok insan üretime yöneliyor; atölyeler, buluşmalar ve etkinlikler neredeyse kesintisiz bir akış hâlinde sürüyor. Bu canlılıktan ve çok kültürlülükten beslenen şehirlerin başında ise Saigon geliyor: eğlence hayatı, konserleri, sergileri ve festivalleriyle, günün hiçbir saatinde tam anlamıyla uykuya dalmayan bir şehir.
Filipinler’den gelerek Vietnam’a taşınan yüzlerce Filipinodan biri olan suluboya sanatçısı Roselyn Mendoza-Pastor da 15 yaşından beri sanatını icra ediyor. Roselyn’le, tamamen yabancı bir yerde hem sosyalleşmeye hem de çocuklarımızı büyütmeye çalışırken tanıştık. Sanat da bu buluşmaların ana noktası oldu. Onun eserlerini görür görmez çok etkilendim; hayatla, yaşanmışlıkla harmanlanmış bu resimlerde insanı keşfetmeye, yaratmaya ve yaşamaya sevk eden birşeyler var. Beraber, Filipinler’den taşınma nedenlerini, küçük çocuklu bir anne olarak bir başka ülkede, hele hele Saigon gibi kaotik, aşırı kalabalık, bir o kadar cıvıl cıvıl bir şehirde sanatçı olma halleri üzerine konuştuk.

Merhaba Roselyn, biraz kendinden bahseder misin?
Merhaba, 29 yaşındayım. Filipinler’in Cavite bölgesinde doğdum, büyüdüm. Lisansım, ortaöğretim öğretmenliği; aynı zamanda 2D animatör sanatçısıyım. Ancak öğretmenlik yapmadım; çünkü her zaman için asıl tutkum resim yapmaktı ve aileme maddi destek sağlamak zorunda olmama rağmen, bu yolda ilerlemek istedim.
2018–2019 yıllarında yine Filipinler’deyken, el kesimi çıkartmalarım ile sanat pazarlarına katılırdım. Bu, sanatımı işe dönüştürmenin bir yoluydu. Bir keresinde 250 adet çıkartma kesmem gerekmişti. Kesme makinem yoktu; hepsini tek tek kendim bastım ve kestim, sırf satacak bir şeyim olsun diye… Sonrasında da onları kilitli poşetlerle paketledim, gücüm sadece plastiğe yetiyordu!
Pandemi başlayana kadar sürekli hayatta kalma modundaydım. 2019 yılının ekim–aralık ayları arasında, son maaşımdan kalan 2.000 Filipin pesosu ile, o zaman yaklaşık 45 dolar ediyordu, bir portre resim işi kurmaya karar verdim. Bu benim için büyük riskti. Ama şansa bak ki, para gelmeye başladı. İlk ay yaklaşık 10.000 peso kazandım. İkinci ay bunu ikiye katladım. Üçüncü ayda üç katına çıktı. O andan sonra faturalarımı ödeyebilecek ve hayatta kalma mücadelesini aşabilecek kadar düzenli kazanç elde etmeye başladım.
Zamanla müşteri portföyümü genişlettim. Hem sanatsal olarak gelişmek hem de sadece portre değil, koleksiyonerlerin de satın almak isteyeceği işler üretmek için bir sanat mentorluk programına katıldım. O kadar iyi bir noktaya geldim ki, tek başıma yaşayabilmeye ve tüm ihtiyaçlarımı karşılayabilmeye başladım. Satışlarımın düşük olduğu günler oldu ama hiç sıfır olmadı. Sanat, geçim kaynağım haline geldi.

Kaç yıldır sanatla uğraşıyorsun?
Resim yapmaya 15 yaşında başladım. Suluboyaya âşık oldum ama o dönem yeteneğime güvenmediğim için sipariş almıyordum. Buna rağmen her zaman ticari düşünmüşümdür; bu yüzden illüstrasyon ve çizim ağırlıklı işler yapıyordum.
2018 civarında, yabancı bir müşteri ile binlerce suluboya resim yapma taahhüdü içeren büyük bir sözleşme imzalayarak ciddi bir riske girdim. Aldığım bu risk yüzümü kara çıkarmadı. Gerçekçi bir tarzda resim yapabildiğimi fark ettim ve bundan da büyük keyif aldım. Kendime güvenim geldiğinde ise, 2019 yılıydı, portre siparişleri almaya başladım.
Filipinler’de hayat nasıldı ve sizi Vietnam’a taşınmaya iten ne oldu?
Filipinler’de hayat çocukluğumdan itibaren hep zordu. Bazen günlerce, sadece konserve sardalya ve pirinçle yaşadığımız olurdu. Ailem sürekli geçim derdindeydi, hep hayatta kalmaya çalışıyorduk. Büyüdükçe aileme destek olma sırası bana geldi. 8-5 bir işte çalışırken aynı zamanda yan işler ve projeler yapıyordum.
Sonra eşimle ve küçük kızımızla beraber Vietnam’a taşınmaya karar verdik; zira eşimin çalıştığı şirket, Filipinler ekibini Vietnam’daki ekiple birleştirmeye ve Filipinli çalışanlarını yurt dışına taşımaya karar vermişti. O zamanlar kızımız henüz iki aylıktı ve bu haber bizi çok zorladı. Bu, geleceğimiz için büyük bir fırsattı ama aynı zamanda bildiğimiz her şeyi, sevdiğimiz herkesi geride bırakıp dilini bile bilmediğimiz bir ülkede yaşamaya başlamamız gerekiyordu. Aile olarak yeterince birlikte zaman geçirememiştik ve kızımızın babasından uzakta büyümesini istemedik. Ayrıca Vietnam, şu an Filipinler’e kıyasla çok daha huzurlu. Burada yaşamamız için birçok olumlu etken vardı ve kızımıza mümkün olan en iyi hayatı sunabilmek adına ülkemizden temelli ayrılmaya karar verdik. Bu nedenlerle temmuz 2025’te Vietnam’a taşındık.

Bu kararınızdan memnun musun?
Evet. Burada her şey daha iyi. Yemekler hem daha sağlıklı hem de daha uygun fiyatlı. İnsanlar nazik, saygılı ve düşünceli; özellikle bebeklere ve çocuklara karşı çok sıcaklar.
Saigon sanatçılara neler sunuyor peki?
Açıkçası Saigon’u çok fazla keşfedemedim. Ama burada geçirdiğim 5 ay içinde bile 2 portre siparişi aldım, küçük bir atölye düzenledim, bir sanat fuarına katıldım ve 3 özgün eser sattım. Bu benim için büyük bir başarı. Sanırım Saigon, sadece yerellere değil, yabancı sanatçılara da çok şey sunuyor. Saigon, çok çeşitli kültürlerden birçok insanın yaşadığı bir şehir. Ayrıca denemeden, tüm gücünle çabalamadan bir sanatçı olarak başarılı olup olamayacağını asla bilemezsin.
Sanatına ilham veren şeyler neler?
Çevremden, etrafımdaki insanlardan, hayatımda önemli olan şeylerden ve bunların bende uyandırdığı duygulardan ilham alıyorum. Son zamanlarda eşimle olan ilişkim, evliliğimiz, ebeveynlik ve oldukça meraklı olan kızımız çalışmalarımı besliyor. Ayrıca yaşadığım duyguları ve karşılaşmalarımı resimlerime yansıtarak sanatı daha kişisel bir hale getirmeye çalışıyorum.
Sanatın, Filipin kültürünü yansıttığında mı yoksa Vietnamlılara daha tanıdık gelen unsurlar içerdiğinde mi daha çok öne çıkıyor?
Filipin kültürü çok az kişi tarafından biliniyor ve bu, Vietnamlı sanat izleyicileri için sanatımı daha öne çıkaran bir şey olmuyor. Elbette Filipin kültürü taşıyan işlerimi, Vietnam kültürüyle benzerlikler kurdukları için sevenler olabilir. Ama sanat tüketen ya da koleksiyon yapan biri için eserle duygusal bir bağ kurabilmek önemlidir. Sanat, insanın kendisinden bir parça taşımalıdır, duygu uyandırmalıdır. Ben sadece sanat üretmiyorum; aynı zamanda sanat tüketiyorum da.
Saigon’da yaşamak sanat tarzını nasıl etkiledi?
Yurt dışında yaşamak beni daha olgun, kendimle daha barışık biri haline getirdi. Hayatım boyunca bildiğim her şeyden kopmak beni iç dünyama daha çok yakınlaştırdı. Bu yüzden son dönem çalışmalarımda aile, buruk yolculuklar, zorluklar, dayanıklılık ve sevginin her şeye rağmen sürmesi gibi temalar öne çıkıyor.

Vietnam’da bir sanatçı olarak yaşadığın zorluklar oldu mu?
İlk büyük zorluk dil engeliydi. Vietnamca hiçbir şey anlamadığım için çekingen davrandım ve burada sanat kariyerime başlama konusunda ertelemeci davrandım. Sanat malzemesi almak bile çok zordu. Burada neye ne dendiğini bilmiyordum; sürekli araştırmam, çeviri programlarını kullanarak anlamaya çalışmam ve istediğim malzemeleri tekrar tekrar aramam gerekiyordu.
Saigon’a taşınmayı düşünen yeni sanatçılara verebileceğiniz bir tavsiye var mı?
Onlara öncelikle, yerleşmeden önce kısa bir tatile çıkarak gözlem yapmalarını öneririm. Burada yaşamak fazlasıyla mümkün. Yaşam maliyetlerinin görece uygun olması nedeniyle, burası yabancılar arasında yeni bir hayata başlamak açısından oldukça popüler.
Bir sanatçı olarak burada solunan kültür, insanı dönüştüren karşılaşmaların ve deneyimlerin iç içe geçtiği verimli bir zemin oluşturuyor. Tüm bu deneyimler size yeni bir bakış açısı kazandıracak, çevrenizdeki dünyayı daha iyi anlamanıza yardımcı olacak; ilham alabileceğiniz yeni duygular ve fikirler doğuracaktır diye düşünüyorum.
(SVA/AB)






