Batman’ı bilirsiniz. Şehir kimliği açısından bakarsanız bir petrol kenti. Merkez olarak hepi topu 70-80 yıllık bir mazisi var. Öncesi birkaç haneli İluh (Êlihê) köyü.
Ama etrafı öyle değil tabii ki; hemen yanı başında Qîra Dağı (Çîyayê Qîrê), çok yakınında şimdilerde sulara gark edilen dünyaca ünlü Hasankeyf, öbür yakasında Diyarbakır’la sınır, beş bin yıllık, şarkılara konu olmuş Malabadî Köprüsü ve daha neler…
İşte tarihî Perpıra Köprüsü de Batman’ın Bıçakçı Köyü sınırları içinde ve Batman Çayı üzerinde yer alan yaklaşık iki bin yıllık Geç Roma Dönemi eseri.
Doğu-batı ekseninde konumlanan köprü, Batman’a 10 km mesafede. Köprünün hemen yanı başında Grê Migro Höyüğü var. Kübalı antropolog Guillermo Algaze’nin Mezopotamya yüzey araştırmaları projesinden tespitle, sonuç raporunda Geç Roma Dönemi’ne tarihlendirdiği Perpıra antik köprüsü yıkılmış olup bugün sadece ayak kalıntılarının bir kısmına ulaşılmış.
Benim köprüden ilk haberdar oluşum, Batman’ın duayen gazete emektarı Arif Aslan’ın Batman Çağdaş gazetesindeki haberini bilgilendirmesi üzerine olmuştu.
Yaklaşık bir kilometre uzunluğunda olan tarihî Perpıra Köprüsü, iki bin yıldan bu yana Batman Çayı üzerinde yer alarak bugünlere sadece ayak kalıntıları ulaşmış. Ayakların bir kısmı sağlamken, bir bölümü de Batman Çayı’nın alüvyonları altında kalarak günümüze ulaşmış.
Karayolları Genel Müdürlüğü, 2019-24 yılları arasında yaklaşık beşte bir, 180 metrelik bölümde 10 ayağı bir nevi yenileme gibi restore ederek ayağa kaldırmış. Devamında görünen 9 ayak ise öyle de bırakılarak açıkta kalmış.
Bir başka tehdit de DSİ’nin sulama kanallarının altında kalıp yiteceği tehdidiydi. Ne oldu o tehlike, bilmiyorum.
Jeoradar tespitlerine göre 52 ayaklı olduğu ifade edilen bu Geç Roma Dönemi köprüsü sanki “Dünyanın bütün yolları Roma’ya çıkar” diyenlerin çağrısının bir de kendisi için dillenmesini mi istiyor? Sahi, seksen bin kilometre yol kat edip Hindistan’a kadar uzanan Makedonya Kralı Büyük İskender’in yolu da Perpıra ve coğrafyası ile kesişmiş midir?
Doğrusu, antik köprünün Perpıra adının en eski hâline açık kaynaklardan ulaşamadım. “Perpira” muhtemelen yakın dönemlere ait. Kürtçede Papir/Papira köprü ayağı anlamındadır. Mevcut yıkık hâline göre adlandırılmış. Tıpkı Roma-Bizans dönemindeki Samachi kale şehrinin terk edilişten sonra yağmurlarla birlikte toprakla ortaya çıkan altın, gümüş sikkeler nedeniyle köylülerin Zerzevan demesi gibi. Kürtçede zêr altın, zîv gümüştür. Cihê zer û zîvan, altın gümüş yeri anlamında Zerzevan yakıştırması gibi.
1040’lı yıllarda Merwani Kürtleri döneminde de Merwani hükümdarı Nasruddevle Ahmed’den dolayı MeyaFarqîn (Silvan) ile Nasıriye şehirlerini birbirine bağladığı için Nasıriye Köprüsü adıyla da anılmış. Keşke antik adına da ulaşabilsek…
Petrol dediğiniz ne ki, fosil yakıt işte. Gün gelir tükenir. Onun sayesinde varlık/vücut bulan şehirler de bu yok oluştan tabii ki nasibini alır. Ama tarihî ve kültürel miras öyle mi? Dünya durdukça “ben varım” der.
Batman’ın bu önemli tarihî mirası Perpıra Köprüsü, kültür ve turizm açısından bölgeye kazandırılarak kurtarılmalı elbette. Geçmişte Batman henüz Siirt’e bağlı bir ilçeyken orada üç ay yaşamış ve kaymakam stajyerliği yapmış biri olarak bu sahiplenmeyi gerekli görüyorum.
Boşuna mı demişler:
Pira Batmanê, Dîwara Binyanê, Deyrê Axtirmanê, Bedenê Diyarbekirê xerab nabe heta axir zemanê…
(ŞD/NÖ)







